UBP atkısının yakılması hoş değildir ama insanların canı yanınca hiç beklenmedik şeyler de yaparlar

ads ads ads
10/04/2022

ads
ads

Ali Baturay Ali Baturay


   Meclis önündeki eylemler sırasında üzerinde UBP amblemi bulunan atkı yakılması konusu birkaç gündür tartışılıyor.

   UBP tarafından sert tepkiler geldi, bazı milletvekilleri bu konuda açıklamalar yaptı ve bir milletvekili atkıyı yakandan şikayetçi oldu, yasal işlem başlatılmasını talep etti. Onları anlayabiliyorum ama ekleyeceklerim de var…

    Öncelikle şunu söyleyeyim, UBP amblemli atkıyı yakmak doğru bir tavır değildi.

    Bayraklara, simgelere, amblemlere yönelik yakma, yırtma ve başka bazı hoş olmayan şeyler yapmak nefret göstergesidir ve özellikle bayrak söz konusu olduğunda birçok ülke bunu nefret suçu olarak değerlendirmekte ve cezalandırmaktadır.

    Yalnızca ülkelerin kendi bayrakları için değil, başka ülkelerin bayraklarına yönelik bu tür saldırılar birçok ülkede yasaktır.

   Örneğin Almanya, 2020 yılında başka ülkelerin bayraklarını yakmayı da nefret suçu kapsamına almıştı.

   Tabii ki bayrak yakmaya veya yırtmaya yaptırım uygulamayan, bunu “protesto” olarak niteleyen geniş hoşgörülü ülkeler de vardır. Bunu da belirtmeden geçmeyeyim.

    Nefret her zaman sözle yansıtılmaz, işte böyle eylemler de nefret göstergesidir.

    Ben kişi olarak da başkalarının değerlerine bu şekilde saldırılmasını hiçbir zaman doğru bulmadım…

    Dönelim ülkemizdeki UBP amblemli atkının yakılması meselesine.

    Meclis önünde yapılan eylem haklı bir eylemdi ama orada UBP amblemli atkı yakılması, o kişileri haklı iken haksız pozisyonuna düşürdü. Eylemin de bu olayla anılmasına neden oldu.

    Empati yapmak çok önemlidir, size yapılmasını istemediğiniz hiçbir şeyi başkasına yapmamalısınız.

    Ancak dünyanın her yerinde canı yanan, kendisini çaresiz hisseden ve bu nedenle büyük öfke içerisinde olan insanların hiç beklenmedik şeyler yaptığı bilinen bir gerçektir.

     Özellikle yönetenlerin çok başarısız olduğu, kötü icraatla halkını mağdur ettiği ya da antidemokratik uygulamalar yapıp canını yaktığı zaman halk sokağa dökülür ve bu bir öfke seline dönüşür, karşısında da kimse duramaz.

     Bir şeye tepki duyan, canı yanan, yönetenlerin kendisini kale almamasına öfkelenen kitleler eylem yapar ve bu eylemler sırasında çoğu kez istenmedik şeyler de olur.

     O nedenledir ki dünyanın her yerinde eylemlere karşı polis veya askerle çok ciddi tedbirler alınmaktadır, çünkü öfke doruğa ulaştığında ne olacağı belli değildir.

     Dünyayı yakından takip ediyorsanız, mutlaka görüyorsunuzdur, değil bayrak, atkı yakma, eylemciler bazen şehirleri yakıyor, ortalığı savaş alanına çeviriyor.

     Bazı ülkelerde şehirlere inerek eylemler yapan hayvancıların, çiftçilerin, kamyoncuların ya da başka kesimlerin hayatı nasıl felç ettiğini, şehirde her şeyi nasıl tıkadığını hatta zaman zaman ciddi hasarlara da neden olduklarını mutlaka televizyonda, sosyal medyada görmüş veya gazetelerden okumuşsunuzdur.

    Atina’da 2016 yılında çiftçilerin eylemi tam bir ay sürmüş, eylemciler kentin altını üstüne çevirmişti, polisle de çatışan eylemcileri çevik kuvvet bile durdurmakta zorlanmıştı.  

    2021’de Fransa'nın Lille şehrinde çiftçiler traktörlerle eylem yapmış, sokaklara gübre ve saman dökmüş, 500 civarındaki traktör hayatı felç etmişti. Hatta eylemciler traktörlerle caddelerdeki direkleri, levhaları bile devirmişti.  

   Birçok ülkede çeşitli nedenlerle birçok eylem düzenleniyor ve bu eylemler öyle sakin geçmiyor, birçok istenmeyen olay oluyor. Hatta bırakın sektör eylemlerini, rejimden şikayetçi olunan ülkelerde her kesimden halk sokağa dökülüp, sert eylemler düzenliyor. Tarihte rejim değiştiren eylemleri, ayaklanmaları saymayayım şimdi burada…

   Yani siz bakmayın ülkemizde “eylem yapın ama hayatı etkilemeyin, başkalarının hakkına dokunmayın, kırmayın, dökmeyin” denmesine. Eğer eylem hiç kimseye dokunmaz, o kentte veya ülkede hayatı etkilemez, taşları yerinden oynatmazsa etkisi de olmaz.

   Kusura bakmayın ama dünyanın hiçbir yerinde öyle uslu uslu eylem yapılmaz, eylemlerin ruhunda sert protesto, hayatı durdurma vardır. Bunu ben söylemiyorum, geriye dönüp tarihe bakın, çok uzağa da gitmeyin, yakın, çok yakın tarihe de bakabilir ve görebilirsiniz…

   Tüm bunları o atkının yakılmasını haklı çıkarmak için yazmıyorum ama şunu demeye çalışıyorum, halkın canı yanınca gözü hiçbir şeyi görmez.

   Normal yaşamında çok sakin, hayatı boyunca hiçbir olaya karışmamış insanlar bile canı yanınca, çaresiz kalınca canavara dönüşebilmekte, kontrol edilmesi zor bir hale gelmektedir.

   Kıbrıs Türk halkı çok zor günlerden geçmektedir, birçok kişinin artık dayanacak gücü kalmamıştır, sabırlar tükenmiştir ve öfke büyüktür.

    O nedenle hoş olmayan bu atkı yakmayı, ülkeyi yönetenler ciddi bir uyarı olarak kabul etsin. Yarın çok daha kötü şeyler olabilir. Ülke insanının ne halde olduğunu artık hükümet edenler görsün ve sorunlara çözüm bulsun, dayatmalardan vazgeçsin…

   UBP yetkilileri, o atkıyı yakan genci veya gençleri polise şikâyet etme, yasal işlem başlatma girişiminden de vazgeçsin, canı yanmış halkın bir reaksiyonu olarak görsün. (Hemen söyleyeyim; onları tanımıyorum ve hiç görmedim, kim olduklarını bilmiyorum.)

   Ülke bu haldeyse kimin suçudur bu? Örneğin KIB-TEK’i bu hale getiren, kurumu borç batağına sokan, bizi elektriksiz bırakıp, astronomik faturalarla baş başa bırakan bu ülkeyi yönetenler değil midir? Onların ihmalleri, istismarları, hataları değil midir?

   Elektrik yanında akaryakıtta yaşanan kaosu da azınlık hükümeti yaratmadı mı? Hükümet hiçbir yükümlülüğünü yerine getiremiyorken, yanlış üstüne yanlış yapmaya devam ederken ama tasarruf etmez geçici istihdamı, gereksiz atamaları sürdürürken, her fırsatta yasaları, Anayasayı ihlal ederken, Belediyeler Reformu adı altında bir ucubeyi dayatmaya çalışırken, bunların yanında o atkının yakılması çok önemsiz kalır.

     O atkıyı yakan bu gençler, geçen dönem üç yıl boyunca ülkeye ve meclise gelmeden maaş çeken ve izahatını yapamadığı hesabındaki milyonlarca para nedeniyle yargıdan kaçan Hüseyin Özgürgün’den daha fazla mı suçludur? Kurumları batıran ama cezalandırılmayan yine görevler üstlenen siyesiler o gençlerden daha mı masumdur?

    Gençler bu ülkede gelecek göremiyor, yurt dışındakiler dönmüyor, ülkedekiler kaçmayı düşünüyor. Başbakanlık önünde oturma eylemi yapan gençlerin isyanı bunadır; “göç etmemek, kendi ülkesinde insanca yaşamak için” eylem yapıyorlar, yalnızca gençler için değil tüm toplum için bunu istiyorlar.

    O nedenle canınızı acıtsa da dediğim gibi buradan ders çıkarın; halkın içinde bulunduğu sıkıntıları, çaresizliği, öfkeyi anlamaya çalışın, insanların canı yanınca nasıl kontrol edilemez hale geldiğini anlayın… Felaket tellallığı yapmak istemem ama insanların canı yanmaya devam ederse, yarın olabileceklerle bugün olanları bile arar olursunuz…

DİĞER YAZILARI
10/04/2022 16:43
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: UBP atkısının yakılması hoş değildir ama insanların canı yanınca hiç beklenmedik şeyler de yaparlar
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.