Ülkede defalarca su baskınları yaşandı, defalarca mağdur olduk ama tedbir almıyoruz

ads ads ads
30/12/2021

ads
ads
ads

Ali Baturay Ali Baturay


Bu ülkenin derdi bir değil ki, her tarafımız dert…

 Covid-19 salgını ve döviz krizi bizi yakıyor diye diğer sorunlar pek gündeme gelmiyor ama eski ne kadar sorunumuz varsa devam ediyor.

 Kronik sorunlarımızın hiçbiri çözümlenmiş değil, hepsi öylece duruyor.

 Bu sorunlarımız arasında “su baskınları” da var…

 Evet, bugün öğleden sonra aşırı yağışlar nedeniyle ülkede su baskınları oldu, Lefkoşa’da, Gönyeli’de, Girne’de mağduriyetler yaşandı.

 Şiddetli yağış geleceği açıklanmıştı, özellikle Güney Kıbrıs’ta “sarı alarm” ilan edilmiş, su baskınları olabileceği uyarıları günler öncesinden yapılmıştı.

 Peki bizde? Evet, KKTC’de de uyarı yapıldı ama çok cılız…

 Sanki kuzeyde fazla inanılmamış gibi şiddetli, selli yağmurlara…

 Su baskınları, sel baskınları dünyanın her tarafında zaman zaman olur, çok modern kentler de zaman zaman çaresiz kalır, dünya haberlerini takip edenler bunlara zaman zaman rastlıyordur.

 Ancak ülkemizdeki ‘su baskınları’ kronik sorunlarımızdan birisidir, çarpık yapılaşmanın başımıza açtığı bir derttir.

  2010 yılından beridir Kuzey Kıbrıs’ta ciddi su baskınları oluyor. Çok ciddi mağduriyetler yaşanıyor.

  2018’in yine aralık ayında meydana gelen sel baskınında dört gencimiz hayatını kaybetti ama yine de ülke olarak ders almadık, akıl koymadık.

   Dört can gitti ama kimse sorumluluk üstlenmedi, kimse de cezalandırılmadı.

   Mesela Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ni bugün yine su bastı.

   Sürpriz mi? Hayır? İlk defa mı su bastı hastaneyi? Hayır, ne ilktir ne de son olacaktır.

   Geçmişte hastaneyi su basmış, elektrikler kesilmiş, müdahale edilemeyen bazı yaşlı insanlar, bazı kronik hastalığı olan kişiler yaşamını kaybetmişti.

  Defalarca hastaneyi de bahçesini de su bastı, su baskınları nedeniyle ameliyatlar iptal edildi.

  Peki ne oldu? Nasıl bir tedbir alındı? Hiçbir şey yapılmadı, hastane bölgesi zaten hep ilk su baskını olan bölgelerdendir.

  Neden böyledir? Tabii ki çarpık yapılaşmadan, dere yataklarının ihlal edilmesinden dolayı.

  Gönyeli Belediye Bulvarı’nın Lefkoşa sınırına yakın tarafını de hep sular basıyor, çünkü dere bu caddeye dökülüyor.

  Uzun yıllar önce, mesleğe başladığım yıllarda, gençlik yıllarımda bu bölgeye gelir deniz gibi olan bu bölgeyi fotoğraf çekerdim, o zaman bu kadar bina yoktu burada. Hep aklımdadır bu bölgenin deniz ya da göl gibi olduğu.

  Yıllar sonra burası binalara kavuşunca, “Acaba yine sular gelirse nereye gidecek?” diye düşünürdüm ki defalarca neler olacağı görüldü.

  Bölgedeki dere hep taşıyor, sular bu bölgeye doluyor.

  Bu sorun yalnızca Lefkoşa’da, Gönyeli’de değil, ülkenin dört bir tarafı böyle, Girne, Mağusa, Güzelyurt defalarca su baskınlarına uğramadı mı, büyük sıkıntılar sorunlar yaşanmadı mı?

  Yaşandı, yine yaşanacak çünkü çarpık yapılaşma sürüyor, dereler bozulmaya, ihlal edil meye devam ediyor, “dere yataklarına inşa edilen binalar yıkılacak” deniyor ama yıkılmıyor.

  Kimse hiçbir şeye ellemiyor… Yaşanan yaşanıyor ama sonra unutuyoruz, tedbir almıyoruz, ta ki yeniden mağduriyet yaşayana kadar.

  Hemen her yere, aklımızın estiği yere bina dikeceğimizi sanıyoruz, sonra da böyle mağduriyetler yaşanıyor.

  Bu konuda tüm ülkeyi içerecek bir “devlet planına” ihtiyaç var. Planlı kentler yaratmak için radikal kararlar alınmalı.

   Peki, bu sorunları yaşıyoruz da bir plan, proje, uzun soluklu eylem planı olmayacak mı?

  Olmayacak, çünkü ülke olarak bizim uzun soluklu hiçbir planımız yoktur.

  Sorunları yaşıyoruz, ah- vah çekiyoruz, sonra gündemden düşürüyoruz, ta ki tekrar yaşayana kadar.

  Kafası bu kadar çok tokuşan, bin bir bela çeken ama akıl koymayan bir devlet ve halk…

  Bu zihniyette oldukça ne yaşasak müstahaktır bize.

DİĞER YAZILARI
30/12/2021 19:08
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.