Advertisement

Advertisement

Uyanmak

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
29/12/2014


Serhat Kotak Serhat Kotak


Birine muhtaç olmak kadar zor bir şey yoktur. İnsan her zaman kendi ayakları üzerinde durmak ister. 1960’da Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduğunda iki halkın birbirine kenetleneceği ve bu yeni ortaklığı beraber yürütecekleri sanılmıştı. Halbuki Rumlar hemen Kıbrıslı Türkler’den nasıl kurtulacaklarının planını yapıp işleme koydular. 1963 Aralık insafsız saldırıları başlayınca 1964 yılına Kıbrıslı Türkler korku ve dehşet içerisinde girdiler. Kimisinin evleri yakıp yıkılmış, göç etmek zorunda kalmışlardı. Yardıma muhtaç durumda çadırlarda yaşamak ya da Türk bölgelerindeki tanıdıklarının yanına sığınarak yaşamaya çalışmışlardı. Türkiye’den gelecek yardımlara muhtaç bir durumda toplumca yaşam kavgası verildi.

1964’ten 1974’e uzanan yıllar çok da kolay geçmeyen yıllardı. Hala daha hatırlayanlarımız vardır. Devlet mekanizması Rumlar tarafından işgal altında olduğundan istesek de istemesek de Ruma muhtaç bir şekilde yaşama tutunmaya çalıştı Kıbrıs Türkü.

Yıllar geçti, özgür bir devlete kavuştuk ancak “dünya” bizim özgürce yaşamamızı bize çok görmüş olmalı ki insafsız ambargolar altında yaşamaya çalışıyoruz. Dış dünya ile ticaret yapmamız bile yasak. Dünya genelinde ülkemizi haritalarda görmek mümkün değil. Biz varız ancak her zaman Rum-Yunan hayranı “dünya” bizi “hayalet halk” ilan ederek görmezlikten geliyor.

Gerçekleri ortaysa sermek gerekirse, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hala daha Türkiye’ye muhtaç bir şekilde devam etmekte. 1963’ten beri Türkiye olmasa yok olup gidecek olan Kıbrıs Türk halkı hala daha Kıbrıs adasında var oluş mücadelesi veriyor. Bu da ancak Anadolu’dan gelen yardımla mümkün.

Hal böyleyken dışarıdan bakanlar herhalde hepimizi etkisi altına alan tehditlerden dolayı birbirimize kenetlenmiş olmamızı ve tek yumruk şeklinde dünyaya rağmen ayakta kalabilmek için olabilecek en iyi yönetimi gerçekleştirdiğimizi sanarlar. Sanarlar, ama yanılırlar çünkü Kıbrıs Türkü bize yaşam hakkı vermeyen Rumu, Rum-Yunan ikilisine şirin görünmeye çalışan insafsız “dünya”yı unutmuş kendi kendini yemeye çalışmakta.

Ülkemizin her yanını her ne pahasına olursa olsun sadece kendi cebini doldurmaya çalışan, kendi gücünü artırmaya çalışan insanlar doldurmuş. O falanın adamı, bu diğerinin adamı diyerek ülkeyi yönetmek yerine, ülkemize katkı koymak yerine adam kayırmacılığa soyunmuşlar. Bunu da her fırsatta herkesi kendilerine muhtaç ederek gerçekleştiriyorlar. Bitmeyen bir kısır döngü…

İnsanımız bu döngüyü ortadan kaldırmak istemedikçe, şikayet de etmemeliler. Sonuçta bu gurubu başına getiren de halkımızdır. Onlara koşup el-etek öpen de onlar. Her şey önce kendimizle başlamalı. Ya da sonsuza dek ona buna muhtaç yaşamaya devam. Onlar da kendilerini dev aynasında görmeye devam etsinler.

Yeni yıla girerken belki de pek umut dolu bir yazı olmadı ancak halkımızın üzerindeki ölü toprağını atması gerektiğine inanan birisi olarak bunun gerçekleşmesi için gerçekleri de paylaşmak gerektiğine inanıyorum. Halkımız da gerçek gücün bu zibidilerde değil kendilerinde olduğunu anlayacağı günü iple çekiyorum.

Hepinize sağlık, mutluluk, başarı ve umut dolu bir yeni yıl dilerim. 2015’te uyanışın başlaması dileğiyle…



 

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: serhat kotak
MANŞETLER

HK Serhat Kotak

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.