Videolar/ kasetler, “siyaset düzenleme aracı” olmasın

ads ads ads ads
20/10/2021

ads
ads
ads

Ali Baturay Ali Baturay


   Yıllardır bu ülkede bazı siyasilerin, özellikle de bakanlık yapan bazı kişilerin müstehcen videoları/ kasetleri olduğu söylenir… Bu videoları bazı gece kulübü sahiplerinin veya bazı otel yöneticilerinin çektirdiği ve bu siyasilere şantaj yaptığı iddia edilmektedir.

    Öte yandan yıllardır bazı devlet yöneticilerinin bazı gece kulübü sahipleriyle ortaklığı olduğu da söylenmektedir… Bunlar çok söylendiği ama hiç ortaya çıkmadığı, hiç kanıtlanmadığı için şehir efsanesi gibi kalmıştır. O kadar ki artık bunlara itibar eden de kalmamıştır…

    “Böyle şeyler olsun, kasetler, videolar havada uçuşsun” diye söylemiyorum bunları, iyi ki de çıkmamıştı… Ancak Türkiye’de ve başka birçok ülkede böyle skandalların çıktığını gördük.

    Müstehcen kasetler/ videolar, dünyanın birçok ülkesinde “siyaset düzenleme aracı” olarak kullanılıyor. Türkiye’de de kullanıldı, halen de kullanıldığı iddiaları ortada dolaşmaktadır.

    Siyaset ve müstehcen kaset denince herkesin aklına CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal geliyor mesela… 2010 yılında Deniz Baykal’ın videosu ortaya çıkmış, önce “komplodur” demiş, daha sonra “özel hayat” demeye çalışmış ama başkanlıktan istifa etmek zorunda kalmıştı. Hatta bu olayla ilgili dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Baykal’ın “özel hayat” sözüne karşılık “Ne özeli, genel bu genel” demiş, bu sözler Türkiye siyasi tarihine geçmişti.

    2011’de de MHP’de altı genel başkan yardımcısı, genel sekreteri ve il başkanının kasetleri ortaya çıkmış ve hem bütün görevlerinden istifa etmiş hem de milletvekilliği adaylığından çekilmek zorunda kalmışlardı…

     Bir de dünyadan örnek hatırlatayım isterseniz; 2012’de IMF Başkanı Dominique Strauss Kahn, IMF’deki başarısının ardından Fransa Cumhurbaşkanı adayı olmuş, üstelik de tüm anketlerde ilk sırada gösterilirken ve kazanmasına kesin gözü ile bakılırken ortaya çıkan bir videosu her şeyi tepetaklak etmişti. Üstelik bu videoyla birlikte tecavüz suçlamasına da maruz kalmış Kahn, Fransa’nın başkanı olması beklenirken ellerine kelepçe takılmıştı…

     İki Türkiye’den bir de dünyadan verdiğim üç örneğin “komplo” olduğu konusunda büyük çoğunluk ikna olmuştu. Üç örnekteki videolar/ kasetler siyaset düzenleme aracı olarak kullanılmıştı. Bir akışı değiştirmek, o kişileri ekarte etmek için, o kişilerin zafiyetinden hatta belki de “bir anlık” zafiyetinden faydalanılarak yapılmış komplo…

    Ben üç örnek verdim ama hem Türkiye’de hem de dünyada çok örnek var, kimisi siyasette, kimisi iş dünyasında kimisi sanat dünyasında ortaya çıkan ve “skandal” diye nitelendirilen müstehcen kasetler…

    Kimi zaman rakibi ekarte etmek, kimi zaman birisinden intikam almak için yapılan böyle komploları “iğrenç” buluyorum… “İntikam” zaten hep kötü şeyleri çağırır, rekabetin ise belden aşağıya yapılmaması gerekir.  

     Maalesef ülkemizde de “müstehcen bir video” sosyal medyaya düştü, hem de ülke başbakanının videosu… Başbakan Ersan Saner’in sosyal medyaya düşen videosunu izleyen herkes, bunun “intikam” veya “siyaset düzenleme” amaçlı çirkin bir komplo olduğunu anlayabiliyor.

     Siyaset de rekabet de bu kadar çirkinleşmemelidir ve mutlaka bunları kimin yaptığı bulunmalıdır. Öylesine “bulunmalıdır” demiyorum, mutlaka ama mutlaka ortaya çıkarılmalıdır. Başka ülke yöneticilerinin videolarının da bulunduğu ve her an sosyal medyaya düşebileceği söylenirken, bu çirkinliği ortaya çıkarmak, sorumlularını cezalandırmak gerekir…

    Ancak madalyonun diğer yüzüne de bakmak lazım… Bu olayla ilgili “komploya” kızıyoruz ve bunu yapanların cezalandırılmasını istiyoruz ama zafiyet gösterip bu ağa yakalananlara da diyecek birkaç sözüm var…

    “Özel hayatın gizliliği hakkı” deyip meseleyi kapatırsak, hata yapmış oluruz. Evet her insanın “özel hayat gizliliği hakkı” vardır ama o kişi ülke yöneticisiyse, örneğin cumhurbaşkanıysa, başbakansa, bakansa ve birileri onun gizli görüntüleri üzerinden şantaj, pazarlık, siyaset dizaynı yaparsa iş değişir…

     Ülke yöneticisi kendi zafiyetiyle, belli odaklara karşı kendisini savunmasız hale getirirse, şantaja maruz kalırsa bundan sadece kendisi değil tüm ülke zarar görür, işte o zaman konu “özel hayat” alanından çıkmış, herkesi ilgilendirmiş olur.

    Mesela organize suç örgütü lideri Sedat Peker, Başbakan Saner’in ortaya çıkan videosuyla neden ilgileniyor? Neden bu konudaki haberleri sosyal medyada paylaşıyor? Neden sanki de bu olaya sevinmiş gibi davranıyor ve yeni videoların yayınlanacağını ima ediyor? Türkiye medyası, Sedat Peker üzerinden hareketle bu olayı neden şu anda tutuklu olan Halil Falyalı ile ilişkilendiriyor? Türkiye medyası neden “Falyalı tutuklandığı için video ortaya çıktı” iddiasında bulunuyor?

      Bunların ne kadarı gerçek ne kadarı uydurma ya da hayal ürünü? Bunların tümü uydurma olabilir? Bu yazılanlar da başka bir intikamın parçası olabilir ama tüm bunlara neden olan “o video” değil mi?

      O video olmasa, bunların hiçbiri yaşanmayacak, hiçbiri söylenmeyecek, UBP’de ve ülkede deprem olmayacaktı… O nedenle yaptıkları tüm toplumu etkileyecek, mağdur edecek kişiler, devlet yöneticileri dikkatli olmalıdır, kendisini savunmasız ve şantaja açık hale getirmemelidir. Eski kafalı mantığın ürünü olarak düşünün isterseniz ama ülke için rol modeli olduğunu iddia eden, “örnek kişi fotoğrafları” sunan bu nedenle halktan seçimde görev talep eden kişiler bu durumlara düşmemelidir.

     Bakın Başbakan Ersan Saner, bugün yaptığı açıklamada başına gelenler konusunda; “…Hatta yeraltı dünyası ile işbirliği yapıldığına dair saptamalar vardır” demiştir. Biz ülke başbakanının zafiyet gösterip yeraltı dünyasının ağına düşmesini istemeyiz işte. Tam da demeye çalıştığım budur.  

     Başbakan Saner, “Konu sadece ben değilim. Saldırıya uğrayan ben, ailem, partim ve siyaset kurumumuzdur…” dedi açıklamasında… Ben birkaç ekleme yapayım, hatta tüm ülke, tüm halk, tüm devlet saldırıya uğramıştır… Türkiye’de bu konudaki haberlerin altına yapılan yorumlara bir bakın isterseniz, hepimiz hakarete uğruyoruz, hiç hak etmemişken.

     İşte ben de diyorum ki bu saldırılara uğramamak ve herkesi de uğratmamak için çok dikkatli olmak, nasıl bir makamda olduğunu unutmamak, zafiyet göstermemek gerekiyor. Kendisi “saldırıya uğrayan ben, ailem, partim ve siyaset kurumumuzdur” diyor ya, demek ki bu olay “özel hayatın gizliliği” ile geçiştirilemez, demek istediğim budur…

    Ersan Saner, bugünkü açıklamasında, kurultaydaki üç rakibini zan altında bırakan; “…Bu yola başvuranların ola ki o makama geldiklerinde nelere başvurabileceklerini halkımızın ve partililerimizin takdirine bırakıyorum” diye sözler sarf etmiştir. Bu sözler, rakiplerine karşı ciddi bir suçlamadır; “sizin aranızdan birileri yaptırdı bunu” demektedir.

    Belki canı yandığı için böyle konuşuyor ama emin olmadan, kanıtı olmadan suçlama yapıyor.  Kim bilir belki de Saner üzerinden tüm UBP’yi hedef alan daha büyük bir operasyondur bu.

Ancak rakiplerinden birisi yapmışsa da bu komployu, onlara malzemeyi veren kendisidir. O nedenle ülke yöneticileri dikkatli olmalıdır…

    Bu ülkede ortaya videosu çıkmadan da bazı odaklara, çevrelere bir şekilde gebe kalan yöneticiler vardır. Yöneticiler birilerine karşı savunmasız hale geldiğinde, şantaja açık olduğunda tüm toplum bunun zararını görür… Kendilerini de kendileriyle birlikte herkesi de uçuruma sürüklememelidirler.

   Bu çirkin komplo tüm siyasilere ve ülke yöneticilerine acı bir örnek olsun… Çok dikkatli olsunlar, hem kendilerini hem bizi yakmasınlar… Polis ve başsavcılık da bu olayı mutlaka sonuçlandırmalı, sebep olanlar cezalandırmalı, kimse bir daha böyle şeyler yapmaya cesaret etmemeli. Bu konu esrarengiz bir olay olarak kalmamalıdır…  

DİĞER YAZILARI
20/10/2021 22:31
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: Videolar/ kasetler, “siyaset düzenleme aracı” olmasın
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.