HABER KIBRIS

Yan yana yaşamak, her iki halkın yararınadır

ads
14/05/2017


Orhan Aydeniz


Geçmişten günümüze yaşanan acı olaylar, Kıbrıs’ta en ideal  çözüm seçeneğinin, yana yana iki yönetim olduğunu göstermiştir.

Bu nedenle, Kıbrıs ve bölgede barış ve huzurun bozulmasını istemeyen herkes, yan yana çözüm şeklini savunmalıdır.

Asırlarca yan yana yaşayan Türk ve Rum halkı, bir biri ile kaynaşmadı. 1974’den önce de karma kasaba ve köylerde, Türkler ve Rumlar, genellikle ayrı ayrı bölgelerde yaşamaktaydı.

Zaten, 1960 Kıbrıs cumhuriyetinin sadece  üç yıl yaşatılabilmesi, birleşik çözüm seçeneğinin, sürdürülebilir, olamayacağının kanıtıdır.

İki halkın ortak yönetimi olan 1960 Cumhuriyet döneminde devlet kuruluşlarında görev yapan memurlar arasında samimi ve yapıcı işbirliği yapılmaması bir yana,  aralarında rekabet, geçimsizlik, çatışma, güvensizlik ve sürtüşme de vardı.

Anayasadaki, Devlet çalışanlarının %30’unun Türk olması koşuluna rağmen, Türklerin devlet kuruluşlarına atanması engellenirdi ; Yunanistan’dan mezun olanların diplomalarının tanınmasına karşın, Türkiye’den mezun olanlara sorun çıkarılırdı. Ayrıca, nakillerinde, terfilerinde mutlaka çok ciddi huzursuzluklarla karşılaşılırdı.

Devlet kuruluşlarında Türk ve Rum köylerine sağlanacak hizmetlerin düzenlenmesinde ve bütçe paylaşımında da, ciddi sıkıntı ve çekişmeler yaşanırdı.

Devlet kuruluşlarındaki Türk ve Rum görevliler, tarafsız hareket etmez ve daha çok mensup oldukları toplumun çıkarlarını gözetirdi.

Ekonomik faaliyetlerde , iki halk bireyleri arasında, samimi ve yapıcı işbirliği yoktu. Aksine birbirimiz üzerinde üstünlük kurmaya çalışmaktaydık.

 Her alanda, iki halk bir biriyle  amansız rekabet içindeydi. Bir biri üzerinde egemen olmak  çabasındaydı. Tek karma bir Futbol takımı yoktu.

Türklere taşınmaz malını satmak isteyen Rum’lar, tehdit edilerek engellenirdi.  Rumlardan taşınmaz mal alan Türklere, tapu işlemlerinin yapılmasında zorluk çıkarılırdı.

Barikatların açılmasından sonra güneye giden bir çok Türk’e, hatta Rumlarla birleşmek için yanıp tutuşan kişilere bile saldırılması, birleşik çözümün tehlikeli olacağını gösterir.

İşte bu gerçeklere rağmen, halen müzakerelerde dili, dini, milleti farklı, üstelik aralarında kan davası da bulunan  iki halkın birleştirilmek istenmesi, yanlıştır ve adadaki barışın bozulmasına sebep olacak.  

KKTC’de bazı kişiler, 1960-63 cumhuriyet dönemindeki sıkıntıları bilmedikleri veya umursamadıkları için ve hayali, dayanaksız beklentiler nedeniyle birleşmeyi savunuyor.

 Rum ve emperyalist devletler ile onların güdümündeki kuruluşlar, Türk ordusunu adadan çıkarmak ve adayı Yunanistan’a bağlamak amacı ile birleşmeyi dayatıyor.

Öte yandan Rum yetkililer, niyetlerinin Türk ordusunu adadan çıkarmak ve bugün Türklerin elinde bulunan kuzeyi de ele geçirmek olduğunu, gizlemek gereği bile duymuyor.

Batılı emperyalistlerin ise, 2004 referandumundan sonra sergilediği tutum nedeniyle, bize karşı dostça duygular taşımadığı biliniyor.

KKTC’de gerçekleri umursamadan, üstelik ‘barış’ safsatası ile birleşmek için yanıp tutuşanlar, olası birleşik çözümden sonra çok pişman olacak ve bugünleri mumla arayacak.

Dürüstçe belirtmek gerekirse,1975 Viyana anlaşması ile oluşturulan iki kesimlilik, her iki halkı da barış ve huzura kavuşturdu. Yaşam düzeyleri de daha iyi duruma geldi.

Halen iki halkın ezici çoğunluğunun yan yana yaşamayı, tercih ettiği görüşündeyim. Bu nedenle art niyetli çözüm dayatmaları yerine, referandumla, iki halka, birleşmeyi mi? Yoksa yan yana yaşamayı mı?  Tercih ettiği sorulmalı.

Bu habere tepkiniz:
TAGS: orhan aydeniz
MANŞETLER

HK Orhan Aydeniz

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems