Yangın nedeniyle herkes üzgün ama üzgün olmak yetmiyor

ads ads ads
22/06/2022

ads
ads

Ali Baturay Ali Baturay


Yine büyük bir yangın, yine ormanlarımız yanmış kül olmuş, köylerimiz tehdit altında, yine dillerde en dramatik cümleler, birçok kişi ne kadar üzgün olduğunu söylüyor.

    Ülke yöneticileri yangın yerine koşuyor, en üzgün yüz ifadesiyle açıklamalar yapıyor. Üzgün olmak yetmiyor, üzgün olmak bir şeyi değiştirmiyor…

    Cumhurbaşkanı gelenek bu ya, yangın bölgesini helikopterde, yukarıdan izliyor, mutlaka bu izleme anının da fotoğrafı ya da videosu çekiliyor.

     Öyle ya Cumhurbaşkanı helikopterden, yukardan izlemeyince bir eksiklik hissediyoruz.

     Açıklamalarda ne kadar zarar ziyan olduğuna, o saate kadar ekiplerin neler yaptığına değiniliyor da neden bu yangınların önüne geçemediğimize pek değinilmiyor.

     Hep aynı şeyler, ne işe yarayacaksa, hep aynı insanlar koşa koşa yangın bölgesine gidip konuşmalar yapıyor…

     Bu küçücük ülkede yangınlar için tedbir alamıyoruz, defalarca aynı şeyleri konuşuyoruz ama bir arpa boyu ilerlemiyoruz, tam tersine durum daha da kötü oluyor.

     Her sene aynı zamanlarda yangınlar olmuyor mu? Oluyor…

     Bu yıl da büyük yangınlar olacağının sinyalleri gelmedi mi, sıcakların başladığı günlerden beri yangınlar çıkmıyor mu? Çıkıyor…

     Peki biz neden tedbir alamıyoruz, neden her defasında bir öncekine benzeyen tedbirsizliklerle karşılaşıyoruz?

     Çünkü günlük yaşıyoruz, anlık kararlar alıyoruz, kısa süre önce olup biteni bile unutuyor, bir defa daha olmaması için hiçbir şey yapmıyoruz.

      Sıcaklar başlamadan, yaz gelmeden tedbirler almamız gerekiyor ama yapmıyoruz, yangınlara yönelik bir eylem planımız yok, illaki sorun gelecek bizi bastıracak, çaresiz bırakacak ve biz de ondan sonra kıvranıp duracağız. Ağaçlar kül olacak, doğadaki her türlü canlı yanıp ölecek, zararın büyüklüğü kelimelerle ifade edilemeyecek… Her defasında olan budur, başka bir şey değil…

      Bakın Tatlısu, Mersinlik bölgelerinde çıkan yangın sürekli yön değiştiriyor, İskele köylerini tehdit ediyor, insanlar canından, malından olmaktan korkuyor. Yazık değil mi? Neden böyle olsun? Neden bu perişanlık yaşansın?  

      Yangını söndürmekte yetersiz kalıyoruz, “şanssızlık işte, rüzgâr bir türlü durmuyor” diyoruz.

      Her konuda aynı zihniyet ya şanssızlığa ya kadere sığınıyoruz… Hayır efendim ne şanssızlıktır bizi vuran ne de kader…

      Biz ne kadar olumsuzluk yaşıyorsak, sorumsuzluğumuzdan, tedbirsizliğimizden, umursamazlığımızdan dolayı yaşıyoruz…

      Bir yangın çıkıyor; araç gereç eksikliğinden ya da arızasından söz ediliyor…

      Bir yangın çıkıyor; trafodan kaynaklandığı söyleniyor, trafoların dibine kadar dalların uzandığı bölgeler olduğu, bu alanların temizlenmemesinin yangına yol açtığı belirtiliyor.

      Bir yangın çıkıyor; yangınlar için mevsimlik işçilerin henüz istihdam edilmemiş, gözetleme kulelerinde yerleştirilmemiş olduğunu görüyoruz.

      Bir yangın çıkıyor, ateş yakılması yasak bölgede ateş yakıldığı anlaşılıyor…

      Bir yangın çıkıyor; henüz yangın helikopteri kiralamamışız…

      Bir yangın çıkıyor; ülkeye getirdiğimiz helikopter bakım onarım için Türkiye’ye götürülmüş oluyor…

      Bir yangın çıkıyor; kuru ot temizliği yapılmadığından kaynaklandığı anlaşılıyor…

      Bir yangın çıkıyor; ormanlarda yangın müdahalelerine karşı yollar açılmadığı söyleniyor…

      Bir yangın çıkıyor; orman arazisi içinde adacık gibi kalmış özel mülk bulunduğu ve yangının orada çalışma yapan kişilerin hatasından başladığı tespit ediliyor. İnsanlar, örgüt temsilcileri “Devlet; blok orman arazileri içerisinde kalan bu özel mülkiyeti neden kamulaştırmadı?” diye soruyor…

       Her yangın çıktığında yangınlara karşı çağdaş teknolojik gelişmelerden de yararlanmamız gerektiği belirtiliyor…

      Bir bakıyorsunuz Orman Dairesi Müdürü, “yeterli teçhizat var ama personel yok” diyor,  memur kadrosunda 50, işçi kadrosunda ise 42 personelin eksik olduğunu söylüyor. Evet müdür, mayıs ayında Kıbrıs Gazetesi’ne verdiği demeçte bunları söyledi.

   Şu işe bakın ki dozer gibi iş ve itfaiye araçlarının arızalanması durumunda ülkede baştan sona tamirat yapabilecek kalifiye eleman bulmakta sorun da yaşanıyormuş. Bu cihazlar hassasmış ve yedek parça sıkıntısı da varmış…

    Araçlardaki arızadan çok neden bu arızaların olduğunun öğrenilmesi gerekiyormuş, bunu yapabilecek kalifiye eleman bulunamıyormuş, Türkiye’den kalifiye eleman talep edilmiş…

     Müdür, “Bu araçlarda bir hastalık var, arıza var ama bu nereden kaynaklanıyor. Yedek parçadan mı, sürücüden mi, yoksa başka bir nedenden mi? Biz bunu öğrenmek istiyoruz ki bir daha yaşamayalım” demişti.

     Müdür, daha beter bir şey daha söylemişti; telsiz ve kameraların bakımı ile izlemini yapacak personel kısa bir süre önce emekli olmuş, bu nedenle 4 adet olan mobil yangın gözetleme kamerasından sadece 2’sinin kurulumu yapılabilmiş…

     Hareket merkezindeki santralde görevli personelin kameralara bakmasının bir anlam ifade etmediğine değinen müdür, mobil yangın gözetleme kamerasından “anlık takip” ve “yorumlama” yapılması gerektiğini söylemişti.

     Ben zaten bu röportajı okuduğumda, “Peee ölmüşüz de haberimiz yokmuş” demiştim…

     Bunları ben uydurmuyorum; Kıbrıs Gazetesi’nin 30 Mayıs 2022 tarihli “Teçhizat var, personel yok” başlıklı haberini okuyun. Orada Orman Dairesi Müdürü Cemil Karzaoğlu’nun son derece açık yüreklilikle gerçekleri anlattığı bir röportaj var. Zaten o röportajı baştan sona okuduğunuzda neden bu durumda olduğumuzu çok daha iyi anlayacaksınız.

     Mesele yangın çıktıktan sonra “ah- vah” çekmek, en dramatik sözleri sıralamak, yangın yerine koşup fotoğraf çekmek, demeç vermek, helikopterle havadan yangını seyretmek değil, bunların olmaması için tedbir almaktır…

     Bu arada toplumsal dayanışma da yeterli değil. Bir bölgede yangın çıktı mı sanki de yalnızca o bölgenin sorunuymuş gibi diğerleri izliyor. Yönetenlerin izleyip üzülmesi gibi, başka bölgelerdeki vatandaşların da uzaktan izleyip üzülmesi yetmiyor. Halbuki yanan yerler hepimizindir ve tüm halkın orada olması gerekir ama bu bilinç de kayboldu, zaten ekonomik kriz ilginç bir şekilde vatandaşları bireyselliğe itti. İşimiz gerçekten çok zor…

DİĞER YAZILARI
22/06/2022 23:55
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: Yangın nedeniyle herkes üzgün ama üzgün olmak yetmiyor
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.