Yapmamız gerekirken yapamadıklarımız bizi bu duruma getirdi

ads ads ads ads
28/09/2022

ads

Hüseyin Ekmekci Hüseyin Ekmekci


Maalesef yaptıklarımız değil, yapamadıklarımız bizleri yeni bir tartışmanın içerisine atıyor. KKTC, tüm kaynaklarını ancak da maaş ödemeye ayırdığı ve ülkenin bayındır ve imarı için kaynak bırakmadığı için yaşıyoruz bir çok sorunu.

KKTC Cumhurbaşkanlığı ve Cumhuriyet Meclisi için yeni bina yapımı uzun bir süredir tartışılıyor. Bir çok meclis başkanı döneminde de “şurası- burası” diye tartışmalar da yapıldı. Meclisteki herkes de binaların yetersiz olduğunu konuşuyor.

Cumhurbaşkanlığı binası ise, sadece eskidiği için değil, çalışma ofisleri olarak kullanılan alanların sağlıklı olmaması nedeniyle uzun süredir gündem. KKTC’nin kendi kaynakları ile bu işlerin üstesinden gelmesi mümkünken, konu bugün bambaşka bir evrede karşımızda.

Yıllardır askeri amaçlar için kullanılan ve Lefkoşa’da bakir kalmış bir alan, şimdi dozerler tarafından temel kazılan bir alana dönüştü. Orada, hem meclis, hem de cumhurbaşkanlığı binası iç içe olacak. Tam karşısı ise, içerisinde çok sayıda kültür ve spor alanının da bulunduğu bir yeşil alan olacak.

Şimdi, izinleri alınmamış, vizeleri onaylanmamış bir bina yükseliyor ve bu da yine “kaçak bina” zemininde tartışılmaya başlandı. Bu izinlerin alınıp alınmaması noktasında sivil toplum örgütleri ciddi bir tepki ortaya koydu, dün orada eylem yapıldı.

Peki, izin işlemleri tamamlansa tamam mı? Bence, kritik soru budur. Tüm izinler alınmış olsa ve yapım işleri öyle başlasa, dün karşı çıkanlar, bugün “tamam ya, devam edebilir mi?” diyecek. Tabi ki hayır. Çünkü aslında karşı çıkış nedeni “ilkesel”

Türkiye Cumhuriyeti burada, “2 devlet” savunması ile yeni bir politik oyun kurdu. Hem iktidar hem de Cumhurbaşkanı bu denkleme uygun hareket ediyor. İşte bu binaların ve devamındaki yeşil alanın yapımına başlanması da bu stratejinin bir parçası.

Muhalefetin ilkesel karşı çıkışına, iktidarın sessiz kalması da bir başka nokta. Strateji, KKTC’nin tamamen kendi kurumlarında hizmet vermesi, İngiliz ve Rum eski sahipleri olan binalardan çıkılması. Aslında olay bundan ibarettir.

İlkesel bir karşı çıkış, aynı zamanda “kaçak yapı” zemini ile harmanlanıyor. Şimdi yine aynı açmazla karşı karşıyayız. İlkesel karşı çıkışlarla birçok yeni yapı önünde, sağında, solunda eylemler yapıldı. Bu yapılar bittikten sonra tavır ne oldu?

Su gelmesine karşı çıkıldı, “yayılmacı” dendi, suyu içtik. Acil Durum Hastanesi yapımına karşı çıkıldı, orada da tedavimizi olduk, olmasa pandemi döneminde bu başarı olmazdı. Şimdi ne diyoruz? Yapılıyor, yapımı da devam edecek. Yıkacağız? İçine vekil ya da cumhurbaşkanı olarak girilmeyecek?

Açıkçası projeyi de inceledim. Dün basına geçilen bilgi notu ve resimlerden gördüğüm, sadece yeni bir meclis ve cumhurbaşkanlığı binası değil. Güney Kıbrıs’ta olup, Kuzey’de olmayan büyük bir kent parkı da proje ile birlikte tamamlanacak deniyor.

Korkum o ki, proje başlayacak, sadece cumhurbaşkanlığı ve meclis binası yapılacak, sonra da işlemler duracak. Umarım, halkın uzun yıllar faydalanacağı, bakımı ve idamesi de garanti altına alınacak şekilde kent park alanı da tamamlanır, hem de hiç gecikmeden.

28/09/2022 08:15
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: hüseyin ekmekçi
MANŞETLER

HK Hüseyin Ekmekci

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.