Yeni dünya mı? Hangi senaryolar ve stratejik planlarla?

"Biz KKTC olarak bu pandemiyi en az zararla dahi atlatsak, diğer ülkelerdeki durum bizi herşeyden çok daha fazla etkileyecek. "

ads
ads
09/04/2020

ads

Aybike Yektaoğlu Aybike Yektaoğlu


Dünya medyasında bir ses yükseliyor. Adını da “Yeni Dünya” koydular. Bizde de yavaş yavaş konuşulmaya, yarının dünden daha farklı olacağını söylemeye ve dillendirmeye başlayanlar, yazıp çizenler var. Peki bu “Yeni Dünya”yı ağzımıza dolarken, daha “önce” çalıştığımız hangi senaryo veya stratejik plandan bahsediyoruz? Hiç senaryolarımız veya stratejik planlarımız oldu mu? Ortak bir plan çalışmamız dışında (Annan Planı), kendimize ait başka hiçbir şeyimiz yok. Başkaları bizim için yapıyor zaten! Birşeylerden bahsederken, o konu üzerine tüm paydaşlar ile çalışılması elzemdir. Dün çalışmaların başladığına dair, X tarihine, Y sayısı kadar senaryolarımızı sizlere sunacağız denmesi gerekiyordu. Yalnızca lafta tribünlere oynamakla olmuyor. Medarı iftiharımız olarak dillerden düşürmediğimiz Yüksek Öğrenim, Turizm ve İnşaat değil mi? Ülkede bugüne kadar bu üç sektör (yüksek öğrenimin sektör olarak tanımlanmasına karşı olsam da) üzerine siyaset yapılmadı mı? İşçisinden, mesleki teknik elemanına kadar birçok kişi bu ülkeye çalışmaya veya lisansı, masteri, doktorası için okumaya gelmedi mi? Bu bir aylık süreçte verilen demeçlerde KKTC uyruğu dışında olan her bireye yapılanlara değinmeye gerek yok. Herkes, her sektör kendi başının çaresine bakmak durumunda kaldı.

İnşaat Sektörü 2007 yılında yaşanılan konuma geri mi dönecek? Dönme ihtimali yüksek. Çünkü bugün tüm ülkeler sınır kapılarını kapadı, adadan çıkan nüfus belki de hiç dönmeyecek ve dönmesi için de bir neden olmayacak belki de. Dikilen blok blok apartmanlar, yapılan siteler 2007 yılındaki gibi hiçliğe terkedilecek. Felaket tellalı gibi her yönden, en karamsar hali ile düşünüp, geleceğe hazırlık yapmanın basit anlatımına Senaryo denir. Yarın “dünya literatürüne” geçeceğimizi iddia edenlerin, nasıl geçeceğimizi de bizlere anlatması gerekiyor. Dünya “psikolojik” olarak bir süre toplu seyahat yöntemlerinden vazgeçecek. Bu hem inşaat sektörüne, hem yüksek öğrenime, hem de turizme büyük balta vuracak.

Biz KKTC olarak bu pandemiyi en az zararla dahi atlatsak, diğer ülkelerdeki durum bizi herşeyden çok daha fazla etkileyecek. Çünkü ekonomik olarak ülkeye para getiren bu üç sektörün hepsi tamamen dışa bağlı. X bir ülkeden Kıbrıs’ta üniversitede okuyan öğrencinin ülkesindeki durum (ülkenin sınır kapılarının açılması, o ülkedeki salgının durumu, ülkenin ekonomik durumu), bize bağlı olmayan etkenlerden dolayı üniversiteleri inanılmaz etkileyecek. Şimdiki geçici uzaktan eğitim ile devam eden ders verme yöntemleri, tam uzaktan eğitim yöntemine dönüşmek zorundadır. Peki uygulama dersleri olan bölümler? Özellikle uzaktan eğitim Sağlık, Mühendislik, Mimarlık, Teknik ve Mesleki Yüksekokullar, Turizm vb uygulamalı alanlar için tam bir kıyım olacaktır. Peki bu öğrencileri adaya getirmek için devletimizin bu yöndeki senaryoları nedir? Günlük palyatif çözümlerle, her daim fikir değiştirerek, sosyal medya siyaseti yapmanın bize ne gibi yıkımlar getireceğinin ne kadar farkındalar?

Turizm dünya çapında en çok etkilenenlerin başında gelen sektörlerden biri olacak. Özellikle de kitle turizmi. Bazı şeyleri anlamak için ekonomist olmaya gerek yoktur. Yarın satamayacağımız binalar, inşaat sektörü ile iç içe çalışan mimarı, hırdavatçıyı, mobilyacıyı, mühendisi, yapıcıyı; getiremeyeceğimiz öğrenci ev sahibini, dünya kadar yurdu, esnafı, bakkalı, kırtasiyeciyi, gsm şirketlerini, üniversite çalışanlarını; getiremeyeceğimiz turist hediyelik eşyacıyı, rehberi, esnafı, festivalleri, her çeşit konaklama imkanı sunanları ve tüm alanlarda çalışanları etkileyecektir. Ekonominin zinciri terimini ekonomistler bu sebeple kullanır.

Bu bir savaştır. Öncelikli savaş sağlıkta ve evet belki “dünya literatürü”ne geçeceğiz. Peki bu literatüre nasıl geçeceğiz? Ardına gelen ekonomik savaş için senaryolarımız ne olacak? Sağlık açısından literatüre geçip, ekonomik literatürde yüzümüze gözümüze bulaştırarak bir ilki daha mı başaracağız? Palyatif, populist çözümler bularak daha ne kadar tribünlere oynayacağız. Ekonomik çöküntünün getireceği birçok ürünü nasıl ele alacağız? Aile içi şiddet, psikolojik bunalımlar, hayatta kalma çabası, borç batakları? Hepsi de dönüp dolaşıp sağlığa, eğitime ve kriz yönetimine bağlanacak.

Bu psikolojik buhranın, ekonominin can damarlarını ortadan kaldırması yüksek ihtimaldir. Çünkü bugüne kadar hiçbir şekilde alternatif kurtarıcıları ortaya koymak gibi bir gaye üstlenmedik. Evet bir Almanya olmak isteyebiliriz. Ama Almanya olmak için de Almanya gibi çalışmamız gerekir. Hem sağlıkta, hem eğitimde, hem de ekonomide. O zaman Almanya’dan bahsedebiliriz. Büyükler liginde oynamak isteyip de, toptan korkanlar gibi büyük laflar etmeye gerek yok. Ayağımızı yorganına göre uzatmayı belki COVİD-19 sayesinde öğreniriz. Bu 3 sektörü canlı tutacak ve birbirine bağlayacak, içine sağlığı da beraberinde katacak formüller, senaryolar üzerine bugünden tezi yok çalışma yapmaya başlanmazsa, 6 ay sonra toptan çöküş yaşayacağız.

Adalı olarak en rahat toplumlardan biri olabiliriz, ama bu defa gerçekten TEK başımızayız ve ülkelerin içe dönerek kendini düşünüp, kendini kurtacağı dönemlere giriyoruz. Bu ekonomik çöküşler, başka ekonomik çöküşlere benzemeyecek. Hiç girmediğimiz, çalışmadığımız bir sınavımız var. Bugünden tezi yok en kısa zamanda dersimize çalışıp sınavı geçmemiz lazım! O zaman birileri gerine gerine “Dünya Literatürü”nden bahsetsin!

 

09/04/2020 11:43
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad

TAGS: aybike yektaoğlu, yeni dünya
MANŞETLER

HK Aybike Yektaoğlu

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.