Yeni taktik; önce piyasadan kaybet, sonra zamlı ortaya çıkar

ads ads ads ads
20/11/2021

ads
ads
ads

Ali Baturay Ali Baturay


Ali BATURAY

   Nereye zam yapılacaksa önce onu piyasadan kaybettiriyorlar.

   Bir bakmışsınız ki sizin için hayati olan şey piyasada yok…

   İhtiyacınız olan şeyin piyasada olmaması, pahalı olmasının önüne geçiyor, “bulayım da bir şekilde öderim” dedirtiyorlar size ve nihayetinde yüklü zamla buluyorsunuz aradığınız malı ya da ürünü…

   Akaryakıtta öyle yapmadılar mı? Ansızın bir gün “akaryakıt kaybolacak” denildi, insanlar panik halinde benzincilere akın etti, zorlu bir günün sonunda gerçekten de benzinciler kepenk kapattı…

    Herkes “Ne yapacağız? Ne edeceğiz?” derken akaryakıta zam geldi.

    Tüp gazda da öyle olmadı mı? Ansızın insanlar tüp gaz bulamaz oldu.

    Hatta bazı bakkallar, marketler tüp gaz satmayı tamamen bıraktı.

    Kimse tüp gaz bulamazken, tüp gaza astronomik bir zam yapıldı…

    Ardından ansızın, akaryakıt taşıyan gemilerin hava muhalefeti nedeniyle yükünü indiremediği söylendi ve bazı akaryakıt ürünleri benzincilerde satılmamaya başlandı ve yine ardından akaryakıta daha bir ay bile olmadan yeni bir zam yapıldı.

   Taktik belli, önce kaybet, sonra zamlı ortaya çıkar.

   Bu taktik perakende sütte de devam etti.

   Ansızın KOOP-SÜT, market, bakkal raflarından kayboldu.

   Tüketici bir sürfeden beridir KOOP-SÜT bulamıyor, Türkiye’den gelen Yörükoğlu’nun “vitaminli” sütlerini, Pınar’ın “laktozsuz”, “proteinli” ya da “organik” sütlerini satın almak zorunda kalıyor.

    Tabii ki KOOP-SÜT’e de zam geldi… Süt de kaybolup, zamlı olarak döndü.

    Aslında tam olarak da dönmedi, halen birçok markette KOOP-SÜT yok, muhtemelen gelen hafta içinde tam olarak marketlere dağıtımı tamamlanacak.

    Yalnızca KOOP-SÜT’e değil, hellimden, peynire, tüm Kooperatif süt ürünlerine de artışlar yapıldı.

    “Piyasadan kaybet, sonra zamlı olarak geri getir” taktiği sütte de devam etti anlayacağınız.

     KOOP- SÜT Yönetim Kurulu, “sürekli artan maliyetler ve çiğ süte yapılan zamlar nedeniyle yeni bir fiyat ayarlamasına gidildiğini” açıkladı.

      Akaryakıta ve tüp gaza yapılan zamlarla ilgili de “artan maliyetler ve dövizin artışı” gerekçe gösterildi.

      Yani herkes haklı, yani diyorlar ki; “zam yapmak istemiyoruz ama zararına satamayız, şartlar bizi buna zorluyor…”

      Tamam da tüketici ne yapsın? Bu vatandaş ne yapsın?

      Herkes haklı da tüketici haksız mı zamlardan şikâyet etmeye?

      Gelirler artmıyor, Türk Lirası’nın sürekli değer kaybetmesiyle zaten halk her geçen gün fakirleşiyor, bir de üstüne en önemli tüketim maddelerine astronomik zamlar yapılıyor.

      Ne güzel, akaryakıta 15 günde bir zam geliyor… Kim dayanacak buna? Nasıl dayanacak bu halk?

      Akaryakıt zamları nedeniyle otobüs, minibüs sahipleri araçlarını çalıştıramaz duruma geldi.

      Toplu taşımacıların örgütleri, bu şartlarda hizmet veremeyeceklerini söylüyor, “Toplu taşımacılıkta kullanılan parçaların girdi maliyetlerinin döviz üzerinden adaya geldiğini, son olarak lastiklere zam yapıldığını, akaryakıta arka arkaya yapılan zamlarla toplu taşımacılığın sürdürülebilir olmadığını” vurguluyorlar.

    Örgüt temsilcileri böyle söyleyip, “hükümet yetkilileri ile görüşeceğiz” diye dursun, bazı otobüs sahipleri yolcu taşımamaya başladı bile.

    Otobüsçüler çalışmayınca, aileler çocuklarını okula nasıl götürebilirim telaşına düştü.

    Gören, duyan var mı bu insanların mağduriyetini, neler çektiğini? Hayır yok…

    Ülkede her şey pahalı, her geçen gün de durum daha kötü oluyor.

    Zam yapanlar haklıymış… Kimse zararına mal ya da ürün satamazmış, zamlı aldıkları için zamlı satıyorlarmış, mecburmuşlar…

    Elbette haklılık payları vardır ama vatandaş ne yapsın? Vatandaş mı haksız? Geliri artmadığı halde her gün her şey pahalı olurken bir haksız vatandaş mı?

    Evine ekmek götürmekte zorlanan, maaşı mutfağa bile yetmeyen, borçlarını ödeyemez hale gelen vatandaş ne yapsın, onu kim koruyacak?

    Devlet vatandaşı nasıl koruyacak? Devlet vatandaş için hiçbir şey yapmayacak mı?

    “Ne yapalım döviz krizinden KKTC Hükümeti sorumlu değil, sorun Türkiye kaynaklı, parayı biz yönetmiyoruz?” diyorlar.

    “Akaryakıta, tüp gaza, ekmeğe, süte mecbur olunduğu için zam yapıldı, şartlar bunu dayatıyor” diye açıklama yapılıyor…

     Bu açıklamalar yapılınca her şey tamam mı oluyor? Orada tartışmanın, şikâyetin, yakınmanın, tepkinin bitmesi ve boyun eğilmesi mi gerekiyor?

     Herkes haklı bir vatandaş haksız, öyle mi? Devlet ya da hükümet denen şeyler göstermelik midir?  

     Hiçbir şey yapmayacak öylece seyredecekse, hatta kendisi hayatı zorlaştıracaksa hükümete ne gerek var?

     “Hiçbir şey yapamaz” acizliğine son verip, mutlaka bazı tedbirler alınmalıdır, iktidara talip olan, sorunları çözmeye de talip demektir.

      Vaatte bulunma, nutuk çekme, bol keseden atma kolaydır, mesele; işte böyle zor şartlarda hükümet çare üretebiliyor mu, önemli olan budur… Bizde hükümet, maalesef tam bir umutsuz vaka…

DİĞER YAZILARI
20/11/2021 20:19
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: ali baturay
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.