Yerli-1 – Aidiyet

ads
ads
09/05/2020

ads

Aybike Yektaoğlu Aybike Yektaoğlu


İnsan ırkı disiplin altında çalışmaya ayak uydurmak için çok badirelerden geçti. Belli kalıplar içerisinde, herkesin yaptığını yapmak, bazı insanların doğasına hala aykırıdır. Ama bir süre sonra doğal yaşamın bir parçası haline gelince, disiplin altında çalışmak, günlük yaşamın da bir parçası haline geldi.

Disiplin, esasında öğrenebilmektir, öğrenmeye açık olmaktır. Bankada sıraya girmek, kurallara uymak ve uygulamak ve benzeri hareketler, disiplinli olmak, eşit olmak, eşit davranmak ve öğrenebilmiş olmaktır.

Koyulan kurallara isyan etmek, kişilerin kendileri, yani “biz” değil “ben” olması, tüm toplumu etkiler. “Benim” çocuğum, ailem, işim ya da topyekün “benim önceliklerim” derken “Biz” kavramından gün geçtikçe uzaklaşılır.

Bir fikir ile işini kuran veya geliştiren kişinin karşısında aynı fikri kullanarak iş kuran diğer kişi rekabet koşullarını yaratır. Gelişmiş ülkelerde o “iş” rekabet koşullarında  kalite kazanırken, tüketiciye alım gücüne göre olanak sağlarken, “ben” kavramı ile yok etmeye programlanmış bir yapı da gelişebilir. Yeniliklere açık olmak yerine, muhafazakar şekilde konuları ele almayı tercih eden bir toplum oluşumuzun faturasını her geçen gün daha ağır şekilde ödemeye mahkum edilişimizin tek sorumlusu yine bizleriz.

Yerli istihdam, bir ülkede gelişmek ve özlemini duyduğumuz gelişmiş ülkeler gibi olmak için en önemli ekonomik kaynaklardan biridir. Buna en iyi örnek Almanya’dır. Mesleki teknik eğitim ve uzman elemanlarla (specialist) kendini geliştiren ve ikinci dünya savaşından sonra ülkeyi baştan aşağı yaratan en güzel örneklerden biridir.

Bizde ise ucuz ve yabancı işgücü ile “nasıl zengin olup hayatımı kolaylaştırıp yaşam sürerim” mantığı ile kurulan düzen içerisinde boğulmamıza ramak kalmıştır. Emek, yetenek ve zanaatın yerle bir edildiği, hatta küçük görüldüğü ülkeler geri kalmaya mahkumdur. Yerli istihdamın yerini alan ucuz yabancı işgücü insanın ülkesiyle olan aidiyet bağını gün geçtikce zayıflatır.

Salgının başlangıç döneminde ekonomiye büyük katkısı olan yabancı işgücüne ve öğrencilere takınılan tavır tam da aidiyet ile alakalıdır. “Bizim ödediğimiz vergilerle neden onlara da” mantığı, kısa yoldan kurduğu iş ile paraya boğulmak isteyen ve bu para sayesinde gücüne güç katmak için fırsat kollayanların toplumu getirdiği durumun özeti olabilir.

Yabancı işgücü de, öğrenci de olsun, yeter ki biz rahat ve konforlu yaşayalım ve herşey de bizim olsun. Onlara değil bana olsun. Sonra belli başlı krizler çıkınca da “bencil” insan topluluklarının yaptıkları gibi onları dışlayıp hep bana olsun. Sonra neden bu insanlar yaşadığımız ülkeye ayak uydurma konusunda isteksiz diye soruyoruz. Cevabı basit: Kendi yarattığımız bu durumu, kendimizi sorgulamalıyız.

Yerli istihdam ve yerli ürün “yeni” sloganımız. Peki bu yerli istihdamı sağlayacak koşullar konusunda ne gibi girişimler yapacağımızla ilgili bir çalışma var mı? Tabi ki de yok. O zaman toplum olarak bu konuda yalnızca şikayet etmek dışında yaptığımız birşey var mı? O da yok!

Öncelikle kabul etmeliyiz ki, her iş kıymetlidir, özeldir, aslolan emektir.

Ekonomik krizler, ülkenin ve toplumun kendini dönüştürmesi için bir olanaktır. Acısı yüksek ama sonucu güzel olacak kapıları açabilecek bir durumdur. Slogandan öteye gidebilmek için küçümsemek, ötelemek, dışlamak gibi olumsuz davranışlardan kurtularak özümüze dönmemiz, bizlerin kurtuluşu olacaktır. Üretken, iş ayırt etmeyen ve çalışkan toplumlar geleceği inşaa etmekte her zaman daha başarılı olmuşlardır.

Aidiyetimizi geri kazanmamız lazım. Bizi kendimize getirecek olan iyiyi övebilmek ve başkalaştırmaktan, yok etmeye çalışmaktan uzaklaşmaktır. Kendimizi yalnızca biz yok edebiliriz. Aidiyetin ne anlama geldiğini tekrar öğrenmemiz ve geleceği kurgulamamız lazım. “Ben”i değil, “Biz”i yaratarak...

09/05/2020 11:15
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad

TAGS: Aybike Yektaoğlu, Yerli-1 – Aidiyet
MANŞETLER

HK Aybike Yektaoğlu

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.