Yıllardır birkaç nesil gazetecinin yaptığı haberdir; Teknecik’in bacasından yükselen dumanlar

ads ads ads ads
03/08/2021

ads
ads
ads

Ali Baturay Ali Baturay


  Habercilik açısından enteresan bir ülkedir KKTC… Bu ülkede öyle sorunlar vardır ki bunların haberlerini meslekteki birkaç nesil yapmıştır ve gelecek nesiller de yapacaktır…

   Mesela Lefke’deki CMC atıkları, mesela taş ocakları nedeniyle oyulan Beşparmak Dağları, mesela KKTC’nin yangın helikopteri satın alamama meselesi, mesela devlet daireleri ve kurumlarındaki verimsizlik…

    Örnekleri artırabilirim; Kıbrıs sorunu… Kapalı Maraş’ın açılıp açılmama meselesi… Trafik kazaları… İş kazaları… Kayıt dışılık… Kaçak işçi meselesi… Mülteciler/kaçak göçmenlerin ülkemizde suçlu muamelesi görmesi… Gece kulüplerinde yasak olduğu halde fuhuş yapılması… Yıllardır nüfusumuzu tam olarak bilmiyor oluşumuz… Kumarhanelere yasak olduğu halde yerli halkın girmesi… Yapanların yanına kalan yolsuzluklar… Denetimsizlik… Bitmek bilmeyen partizanlık…

  Daha fazla sayabilirim ama bir yerde durmak lazım; çünkü saymakla bitmez kronik sorunlarımız.

  Üstelik değinmek istediğim konuyu yukarıda belirtmedim…

  Birkaç nesil gazetecinin mutlaka haber yaptığı, fotoğrafını çektiği büyük sorunlarımızdan birisi de Teknecik Elektrik Santrali’nin bacasından yükselen kara dumanlar…

  Meslek hayatım boyunca defalarca bu haberi yaptım, defalarca personelime yaptırdım…

  Defalarca arkadaşlarımız fotoğraflarını çekti bacadan yükselen dumanların, hem de öyle güzel fotoğraflar çeken oldu ki ödül bile kazandılar…

   Bölgenin sağlığını tehdit eden kara dumanlar, fotoğraf sanatı açısından birer harikaya dönüşebiliyordu… Çelişki değil bu; bizi yakan sorunun en iyi şekilde yansıtılması olarak bakın olaya…

   En az 10 köşe yazımda da bu konuya değinmişimdir, fazla da olabilir…

   Bölgeye de gittik, vatandaşlarla konuştuk, kafalarına yağan küllerden şikayetlerini dinledik…

   Otomobillerin üzerine biriken küllerin fotoğrafını çektik, ya da balkonlarındaki masalar, sandalyeler üzerine biriken külleri…

   Yıllardır, her gündeme geldiğinde Teknecik Elektrik Santrali’ne filtre takmanın çok pahalı olduğu söylendi; “O filtreyi takmak rantabıl değil” dendi…

   Rantabıl değil ne demek? Yani kârlı, kâr getiren değilmiş o filtre…

   İnsan sağlığı ve kâr… İnsan sağlığı söz konusu olduğunda “kâr hesabı” yapılır mı?

   Bizim ülkede yapılır… Bizim ülkede sağlık her şeyin üzerinde değil…

   Filtre için ilk yatırım 70-80 milyon dolarmış, buna artı olarak da yıllık işletme bedeli varmış…

   Evet büyük para ama yıllar yıllardır, bunun için bir çaba harcandı mı, hükümet edenler bu işi yalnızca KIB-TEK’e bırakmak yerine bir şekilde devlet gücüyle de yapmayı düşündü mü? Hayır, hiçbir çaba sarf edilmedi…

   O kadar ki, zaman geçti, daha çevreci teknolojiler gündemdeyken, mevcut sistem AB Çevre Yasaları’na aykırıyken, “ölü yatırım yapmayalım” düşüncesi hakim oldu.  

   Koskoca devlet deniyor KKTC’ye ama santraline bir filtre alamıyor…

   Koskoca devlet deniyor KKTC’ye ama bir yangın helikopteri satın almaktan aciz…

   Halbuki yıllardır ne gereksiz masraflar yapıldı ne müsriflikler gördük de gerekli, elzem yerlere para bulamadık…

    Yeni bir cumhurbaşkanlığı sarayı veya yeni bir meclis binası daha önemli midir santrale takılacak filtreden? Değil ama kime anlatacaksın ki? 

    Uzman arkadaşlar söylüyor, yalnızca yakıtla ilgili değilmiş, o kara dumanların nedeni tek değil, çeşitliymiş…

    Bu bilgiyi edinmek güzel, her türlü bilgi iyidir, dağarcığıma koyacağım bu bilgiye teşekkür ederim ama beni ilgilendiren şey, oradan duman çıkmasıdır, istediğim şey, şu ya da bu şekilde o bacadan duman çıkmamasıdır, insanların sağlığıyla oynanmamasıdır…

    Kim bilir bugüne kadar kaç kişiyi hasta etmiştir o baca, üstelik o bacadan çıkan dumandan hastalandığını bile bilmemektedir kaç kişi…

    Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (KIB-TEK) Yönetim Kurulu eski üyesi Yusuf Avcıoğlu, bu konuda bugün sosyal medya hesabından uzunca ve güzel bir paylaşım yaptı, santralle ve bacadan çıkan dumanla ilgili bilgiler verdi.

    Yazsısında, “Sebebi her ne olursa olsun, bu ‘Kara Dumana’ maruz kalmalı mıyız?” diye sorup, “hayır” diye de cevap verdi.

   Evet benim söylemeye çalıştığım tam da budur; bu kara dumana maruz kalmamalı insanımız, nedeni ne isterse olsun…  

    Yusuf Avcıoğlu, “Uzun vadede mevcut demode sisteme yüksek maliyetli filtre yatırımları yapmak yerine, yakıtı fueloilden doğalgaza çevirerek AB Çevre Yasaları ve 2020-2030 hedefleri uyarınca belirlenen emisyon limitleri içerisinde, daha çevreci bir üretim modeline geçmek, çok daha mantıklı bir seçenek olarak önümüzde durmaktadır” diyor.

    Avcıoğlu’na göre kalıcı çözüm; doğalgaz ile işe başlamak, akabinde şebekeyi yenilemek, takviye etmek lazım ki yenilenebilir enerji payını arttırma şansımız olsun, son adım da enterkonnekte…

   Kulağa hoş geliyor ama kim yapacak? Her göreve gelen kafasına göre bir şey yapmaya çalışıyor, kendince icatlar yaratıyorlar ama yatırım yapmaya yanaşmıyorlar…

   KIB-TEK hep bir tartışmanın içinde oluyor ama ileriye dönük umut verici bir adım atılmıyor…    

   Bakın, santral için yakıt alımında bile ihaleye çıkılamıyor, defalarca doğrudan alım yapılıyor, mazeretler kimseyi tatmin etmiyor ve biz teknoloji yenilemekten, çevreci üretime geçmekten falan söz ediyoruz…

  Kendi içinde kavga etmekten, partisel, kişisel çıkarların peşinde koşmaktan başka bir şey yapmayan, çok daha kolay işleri gündemine alıp yapamayan azınlık hükümeti bunu mu yapacak? Mümkün değil, umutsuz vaka… Toplum bunları görebiliyor mu? Umarım görürler…

  Santralden yükselen kara dumanlar görülüyor ama… İnsanımız zehirlenmeye devam ediyor, bilmem kaçıncı kez gazeteciler haber yapıyor, fotoğraflarını çekiyor hiç değişmeyen sorunumuz olarak… Bu haberi yapmayan nesil kalmasın, devam…

   

DİĞER YAZILARI
03/08/2021 22:56
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.