“Yok artık, bu kadarı da olmaz” dediğiniz yerden bir başka saçmalık çıkıyor, bir öncekini aratan…

ads ads ads ads
03/09/2021

ads
ads
ads

Ali Baturay Ali Baturay


    İnsanlar genellikle eski günleri unutur, eski yaşadığı sıkıntıları da…

    Şu anda yaşadığı sıkıntı önündedir, onu mağdur etmektedir ve “Böylesini görmedim” derler.

    Aslında çok daha kötü gördüğü günler olmuştur ama şu anda canı yandığı için, bugünkü yaşadığı onun için en kötüsüdür…

    Bunu çok kez gördüm, hatta bazen daha kötülerini unutanlara hatırlattım da…

    Ancak size diyebilirim ki en azından benim bu meslekte bulunduğum son 32 yıldır bugünkü hükümet kadar başarısız ve bu başarısızlığını her gün artıran, başarısızlıklarıyla kendini deşifre eden bir hükümet görmedim…

    Kendine özgü çok başarısızlıkları olan hükümetler gördük, zaten bu ülke öyle dört dörtlük bir hükümet de görmedi… Her dönemin kendine özgü sorunları çerçevesinde çeşitli başarısızlıklar yaşayan hükümetler oldu…

    Zaten 1974’ten bugüne gelip giden hükümetler bir istikrar yakalayabilse, bir sistem oturtabilse, her gelen başka bir yanlışlık yapmasa, kurulan sistemsizliği bir şekilde bozamayıp, o sistemsizliğin parçası olmasa bu ülke çok daha iyi yerlerde olurdu…

    Ganimet kültürü, devlet olanaklarını dağıtma anlayışı, her gelenin bir öncekinin yaptığını yıkıp yeniden yaratma çabası ama bu çabanın partisel ve kişisel çıkarlarla harmanlanmasıyla tam içinden çıkılmaz hale sokulması, süreç içinde üretimden de koparak, tam bir tüketim devleti kurulması, geriye dönülmez tahribatlar yarattı.

    70’ler, 80’ler, 90’ların başında baskıcı hükümetler vardı, “korkutma” üzerinden ülke yöneten, insanların ekmeğini silaha dönüştüren…

    Partizan hükümetler gördük, iktidarda kalmak için tek bildiği devlet olanaklarını dağıtmak olan, Türkiye’den aldığı katkıyı seçim malzemesine döndüren… Ya da seçim kazanmak için Türkiye’den müdahale çağıran…

   “Kamu çalışanına peşin maaş veren”, “10 yıldan emekli eden”, “seçim önceleri bir gecede onlarca kişiye kâğıtçık verip devlet dairelerine istihdam eden” gibi hem akla hem de ekonomik akla uymayan çok icraatlar yapan hükümetler de oldu…

   Her türlü hükümet gördük ama onlar yaptığı onlarca kötü işi icra ederken bile aslında ne yaptıklarını biliyorlardı…

   Ülkeye zarar verirken bile devlet yönetiyor iddiaları ve görünümleri vardı, şaşkın ördek yavrusu gibi değillerdi. Ha iyi mi yaptılar? Hayır, birçoğu çok zarar verdi ülkeye, affedilemeyecek işler yaptılar ama bugünkü hükümet gibi de ne yaptığını bilmez halde değildiler… Onları övüyor değilim, çok günahları var… Ancak onların kötülüklerinin nasıl olduğu ve ne yapacakları belliydi, onların kötülüklerinden sakınmanın yolunu da bir şekilde öğreniyordu halk…

   Şimdikilerin ne yapacağı da belli değil. O kadar dağınık ve şaşkınlar ki ne zaman nereden ülkeyi ve halkı mağdur edecekleri de belirsiz. Her gün her an her yerden bir saçmalıkla karşılaşabiliyorsunuz, ne yapacağı belli olmayan şaşkınlar topluluğundan sakınmak da zor… “Yok artık bu kadarı da olmaz” dediğiniz yerden bir başka numara çıkıyor, bir öncekini aratan…

   Bugünkü UBP- DP- YDP Hükümeti, aciz, şaşkın, ne yaptığını bilmez haldedir. Gündemine aldığı birçok konuyu yüzüne gözüne bulaştırmaktadır. Ani kararlar almakta, 24 saat geçmeden bunları değişmektedirler…

   Ülkede sürekli olarak birçok konuda halkın kafası karışıktır, ülkenin Başbakanının canlı yayında ya da basın toplantısında söylediği şeyler yanlış çıkmakta, uygulanmamakta, Resmi Gazetede söylenenlerin tersi şeyler yer almaktadır…

   Sorun çözen değil, sorun yaratan bir hükümet var Kabinedeki bakanlar sürekli birbirini eleştirmektedir, birbirini sevmeyen, ahengi olmayan bakanlar topluluğu var. O kadar ki bir bakanın sözlü sataşmasına başka bir bakanlık yazılı açıklamayla o bakanlığa eleştiri yapabilmektedir… Hükümet ortaklarının milletvekilleri mecliste nisap sağlanmasını engelleyebilmektedir…

   Birkaç gündür halka yaşatılan “PCR ve antijen” sorununa bakar mısınız? PCR ve antijenle ilgili alınan kararlar günlerdir sürekli değişiyor… Başbakanın canlı yayında söylediği şeyler Resmi Gazetede yer almıyor. Başbakan ve hükümet, söylemediklerinin yer aldığı Resmi Gazetede yazılanları savunuyor ve halka onları anlatmaya çalışıyor, sürekli TV ekranına çıkarak.

   Sonra ondan da vazgeçiliyor, Resmi Gazetedekilerin düzeltileceği söyleniyor. Ancak, düzeleceğini söyledikleri tarihte hiçbir şey düzelmiyor, böyle olduğu için söylenenler pratikte uygulanamıyor.

    Daha sonra Bakanlar Kurulu gecikmeli toplanıp karar alıyor, Resmi Gazetede düzeltme yapılıyor ama yine pratikte bunlar da uygulanamıyor… Devlet özel laboratuvarlara antijen temin edemediği için kimisi kendisi satın aldığını halka ücretli yaptı, kimisi hiç yapmadı…

    Kimisi eczanelere de antijen yapma hakkı verildiği için protesto etti hizmet vermedi… Vatandaş Resmi Gazetede “aşılılara ücretsiz” yazdığı ve ülke yöneticileri de öyle dediği için açık olan laboratuvara gidiyor ama orada para vermek zorunda kalıyor.

   Sağlık Bakanı, “antijen yapmayana ya da para talep edene ceza verileceğini” söylüyor, “şikayet edin, fatura alıp getirin ödeyelim” diyor… Fatura/ makbuz mu? Kim veriyor ki fatura/ makbuz? Ne zaman verilmiş? Ancak başarıp alan vatandaşlar Sağlık Bakanlığına gidiyor, onlara “Maliye Bakanlığına götürün” diyor… Bunlar halkı delirtmeye çalışıyor gerçekten… Eziyet, çile, saçmalık… Adını ne koyarsanız koyun…  

   Hükümet, diyalog, istişare diye bir şey bilmediği için bir gecede eczanelere de antijen hakkı veriyor, laboratuvarları küstürüyor. Hâlbuki istişare edilse, ne yapılacağı konuşulsa, laboratuvarlar da karşı çıkmayacak.

    Birçok cezacı aradı bizi, “Antijen işine girmek istemediklerini, bunun için eleman istihdam etmek ve düzenek kurmak zorunda kalacaklarını, bu zor günlerde bunları yapamayacaklarını ya da yapmak istemediklerini” söyledi.

   Aslında ortada laboratuvarları da korkutacak, endişelendirecek bir şey yok ama kimse onları karşısına alıp konuşmuyor ki... Al eczacıların örgütünü, al laboratuvarların örgütünü karşına oturt, konuş, düşünceni ortaya koy, diyalog ve uzlaşı ile yap ama bu hükümet bunu yapmıyor, ani kararlarla bir ileri iki geri işler yapıyor… Olan da vatandaşa oluyor…

    Yönetenler “her şey tamam” diyor ama pratikte vatandaş sorun yaşamaya devam ediyor, bugün de sorunlar yaşandı, bugün de vatandaş ücretsiz diye gittiği yerde para ödemek zorunda kaldı…

   Bu tartışmalar içinde ansızın ne oluyor biliyor musunuz? Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi, bir açıklama yaparak, “Boş verin devleti ya da Sağlık Bakanlığını, tatlı canınızı üzmeyin, bu işi biz ücretsiz yaparız, bize gelin” anlamına gelen bir açıklama yapıyor. Böyle denmiyor ama yapılan açıklamanın dolaylı anlamı budur, başka bir şey değil… Öbürleri meramını anlatmaya uğraşırken ve tartışıp dururken onlar “çözüm üretip” bunu bir fırsata dönüştürüyor…

   Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi ve Gazimağusa, Güzelyurt ve Bafra dispanserleri ile Dr. Suat Günsel Girne Üniversitesi Hastanesi’nde ücretsiz antijen testlerinin saatlerini açıklayıp, kayıt/randevu için bir de link yayınlıyor… Tabii ki devletten alacak parasını, hayrına yapmıyor… Ancak en azından vatandaş nereye gideceğini öğreniyor, kafasındaki soru işaretlerinin bir bölümünü atıyor, kendisine bir yol buluyor ama ne oluyor? Olan şu; bir kez daha “devletin başaramadığını özel yapıyor” izlenimi yaratılıyor, isteyerek ya da istemeyerek…

   Mesele şu ki; devlet kendini anlatamıyor… Mesele, şu ki; devlet pratik çözüm üretemiyor… Mesele şu ki; devlet için “devlet eliyle iş başaramıyor” intibaı daha da artıyor… Mesele şu ki; devlet okulları, devlet hastaneleri halka istenen hizmeti veremediği için vatandaş hep özele yöneliyor ya, bu örnek de “özel yapıyor” izlenimini yükseltiyor…

   Özel yapsın tabii ki, iyi hizmetler versin, alternatif olsun, güzel tesisler artsın, teknolojik yenilikler daha da gelsin… Kötü bir durumda yurt dışlarına koşacağımıza buralarda acilen sorunumuza çare bulalım…

    Ancak devlet “sosyal devlet anlayışı” çerçevesinde kendisi de iş yapsın… Dünyayı yeniden keşfetmesini istemiyoruz ama makul işleri olsun yapsın, çözümsüz ve aciz kalmasın… PCR/ antijen gibi bir konuyu bile bu kadar soruna dönüştürmesin…

   İsteyerek veya istemeyerek, belki fazlaca yeteneksizlikten/ beceriksizlikten olabilir ama gerek eğitimde gerekse sağlıkta özel sektör özendiriliyor… Ancak bu ülkede, üstelik de bu pandemi şartlarında özelden hizmet alamayacak vatandaşlar olduğu da unutulmasın… Gerçi meramını anlatamayacak durumda olan yöneticiler ve hükümetten çare beklemek, bunları anlamasını istemek olmayan duaya “âmin” demek gibi bir şey maalesef…

DİĞER YAZILARI
03/09/2021 18:44
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: “Yok artık, bu kadarı da olmaz” dediğiniz yerden bir başka saçmalık çıkıyor, bir öncekini aratan…
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.