HABER KIBRIS

Yok emeğinden başka satacak…

ads
05/02/2018


Hüseyin Ekmekci


Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zeki Çeler, bir karar aldı…

Dün, yani Pazar gününe denk gelen, tüm “inşaatlarda çalışma taleplerini” reddetti.

İmzalamadı…

Konu tartışmaya açıldı…

İş dünyası, Sonay Adem’in Pazar günleri marketleri kapatma, yola iş aracı çıkarmama, inşaatlarda çalışmayı yasaklama girişimlerini hatırladı…

“Yoksa yine mi?” diye sormaya başladı.

Tabii ki işin aslı öyle değil.

Zeki Çeler, “merhaba” demeden, tüzüğü dahi öğrenmeden, bir takım izin belgelerinin önüne geldiğini gördü.

Baktı, mahalle arasında villa projesi de var izin isteyen, kamu binası da…

Otel inşaatı da, apartman inşaatı da…

“Bunların hepsi uygun mu tüzüğe” diye bakmak istedi.

Müteahhitler Birliği Başkanını aradı…

“Görüşelim. Hem Pazar standardını belirleyelim, hem de inşaatlardaki iş güvenliğini mercek altına alalım, gereğini yapalım” dedi.

Dolayısı ile, “Pazar” kararı bir yasaklama değil, bir soluk alma.

Bu konuda iş dünyası ile hükümetin uzlaşısı önemli.

Ama daha da önemli olan “Pazar çalışma olmayıp olmayacağına” kimin karar vereceği…

Devlet mi?

Patron mu?

İşçi mi?

Bu denklemde herkesin rolü belli.

İşçi, isterse Pazar da çalışacak…

Devlet de iş yasalarına göre, Pazar günü de çalışan bir işçinin alacağı ücretin ne olduğunu bilecek, denetleyecek, almasını sağlayacak.

Patron da ödeyecek.

Bu kadar basit aslında.

Zira, emekçinin tek sermayesi nedir?

Emeği…

Gücü varsa…

Çalışmak isterse…

Yeteneği varsa…

Paraya çevirecek, evine götüreceği ekmeği büyütecek başka neyi vardır?

Sadece emeği…

Devlet bunu denetlemekle yükümlüdür.

“Pazar adam çalıştıramazsın” demek…

Aslında o işçiye de, “sen fazla para kazanamazsın” demekle eşdeğer.

Bu açıdan bakıyor artık çağdaş dünyada çalışma yaşamı.

Sendikalar da buna göre dizayn oluyor…

Devletin denetim mekanizması da…

Karar işçinin…

Denetim devletin…

Ödeme patronun…

Hah…

Şimdi tartışalım…

“Meskun mahalde  Pazar çalışma olur mu olmaz mı?”

Ama önce işçi…

Önce emekçinin cebine nasıl daha fazla gireceği…

Evinde oturan memur, makamında oturan bakanın vereceği bir karar değil bu…

“İşlemeyin…”

Çünkü binlerce işçi için emek harcamak, daha fazla para kazanmak, bazılarının mangal keyfinden çok daha


 

Sorun sistem, neyin dalaşındasınız?

Hiç kimse ülke gerçekleri ile yüzleşme derdinde değil.

Ne var?

“Kendi egosunu toplumsal çıkar önüne koyma” kavgası…

Bunu yapıyor zahar…

Sonra da “peşimden gelin” diye böbürleniyor.

Git nere gidersen, bize ne senin egondan, topluma fayda sağlamayan çıkarından?

Yeni bir hükümet var şimdi.

Ve önünde yığınla sorun.

Metrekaresi küçük… İnsan egosu çok yüksek bir coğrafya…

Bir tarafta “Bittik gittik mahvolduk…”

Bir tarafta, “Burası bizim, geldik aldık” diyenler…

Bu mu şimdi sorun…

Bu dalaşın kime ne faydası var?

Bir sistem var…

Garabet…

Limasol’dan gelene de faydası yok…

Hatay’dan gelene de…

Larnaka’dan gelen de mutsuz Trabzon’dan gelen de…

Hiç göç etmeyen de mağdur…

Dünyanın bir ucuna gidip, yeniden gelen de…

Sorun sistem…

Sistem dediğiniz, sorun üretiyor.

Bu tabloda ne yapılacak?

Soru budur…


Tufan Erhürman, Serdar Denktaş, Cemal Özyiğit, Kudret Özersay

“Her şeye karşı” hükümeti mi?

Hükümete bakar mısınız?

Son 20 aydır, CTP- HP- TDP eve girmedi eylemden…

Örneğin…

Lefkoşa’da Nisan ayında büyük bir hastanenin temeli atılacak…

Sağlık bakanı bunu onaylıyor mu?

Dış politikada Akıncı ve Türkiye Dışişleri’nin geldiği bir nokta var…

Dışişleri bakanı bunu onaylıyor mu?

Eğitimde bizi ciddi bir kaos bekliyor.

Özellikle “dini eğitim” girdi hayatımıza…

Eğitim bakanı bu süreci nasıl yönetecek?

Çevreye dair uygulanan politikalar var…

Şimdi Çevre dairesi, de el değiştirdi…

Yeni bakan nasıl yönetecek?

Devam eden turizm yatırımları var, kabine yer alan isimlerin önemli bir bölümü daha düne kadar eylemdeydi…

Ne yapacaklar şimdi?

Ve elbette kablo ile elektrik…

Gelecek mi şimdi, gelmeyecek mi?

Örnekleri daha da artırabilirim ama…

Bunların tümünün bir önemi yok şimdi.

Bu ülkedeki yatırımlarla, toplumsal çıkarın bir arada harmanlanması gerekiyor.

Kurumların başına yapılacak atamalar, bu hükümetin icracı olup olmayacağının göstergesi olacak…

Ya da nasıl bir icra izleyeceğinin.

Bir de Türkiye ile ilişkiler var ki…

Zaten hükümetin “icracı olup olmadığını” bu ilişkiler belirleyecek.

Devam eden projeler ne olacak?

Yeni projeler için neler yapılacak?

Bu tabloda, doğru olan…

Türkiye ile ilişkileri doğru zeminde ve hassasiyetlerde devam ettirmek…

Kendi vatandaşların arasındaki ayrımcılığı körükleyen tavırları düzenleyip, bu adada yaşayan herkese kendini önemli hissettirmen…

“Yok oluyor” hissini de…

 “Aldık bizimdir, siz gidin” hissini de harmanlayarak bir “toplum” yaratmak…

Çünkü yıllardır bunun üzerinden oy devşiriliyor…

Doğru olmadığını son yaşadığımız olaylardan gördük.

Bu ülke insanının aidiyeti bu topraklara olmalı…

Bu sorunu ortadan kaldıracak olan da siyasettir.

“Herşeye karşı” olanlar, şimdi elini taşın altına koydu…

Görelim bakalım…

ads
Bu habere tepkiniz:
TAGS: Yok emeğinden başka satacak…, Hüseyin Ekmekçi
MANŞETLER

HK Hüseyin Ekmekci

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems