HABER KIBRIS

Yunanistan ışığı gördü ya biz?

ads
10/09/2018


Birikim Özgür


Yunanistan 8 yılda 3 kurtarma paketi uyguladı.

Sonuncusu 20 Ağustos 2018 itibariyle tamamlandı.

“Yeni çağın Yunanistan’ını dizayn ve inşa etmek için koşullar sağlandı” diyerek özetledi Başbakan Çipras uygulamaların semeresini.

Bizim açımızdan önemi şu:

Yunanistan yaşadığı ekonomik buhran dönemini zor da olsa aşıyor.

Bizde ise böyle bir devinim yok.

İç tasarruflarımız ekonomimizi güçlendirmeye yetmediği için Türkiye ile mali yardım ilişkimiz ön plana çıkıyor.

Kimisi buna vesayet ve tahakküm ilişkisi diyerek cepheden karşı çıkıyor.

“Kurtuluş Türkiye’den kurtulmaktır” diyor.

Ama kimisi de kutsadıkça kutsuyor Türkiye ile ilişkileri.

Fiziki varlığı burada olsa da Kıbrıs’a illa ki Anadolu’dan bakıyor ve Ankara’yı dahi anlayamıyor.

Belli ki Kıbrıs sorunundaki belirsizlik devam ettiği müddetçe kör dövüşü devam edecek.

Ve Türkiye ile mali yardım ilişkimiz bu kör dövüşünde sadece bir çeşni olarak kalacak.

Bunun böyle olmasını isteyenler var.

Çünkü toplumsal vizyon ve hedef birliği ile hareket edilmesi birilerinin işine gelmiyor.

Hâlbuki yardım alma-verme ilişkisinde yardım alan taraf olarak belirleyici unsur zannedildiği gibi “parayı veren” değildir.

Esas olan yardımı alanın onu nasıl kullandığıdır.

Dış yardım ilişkilerimizi düzenleme konusunda bir kapasite oluşturmak mecburiyetindeyiz.

Çözümden önce veya sonra bu tarz ilişkiler bağlamında biz kendimiz için ne istiyoruz?

Soru budur…

Kıbrıs sorunu odaklı kör dövüşünde dış yardım konusunu çeşniye dönüştürenlerin ikiyüzlülüğünün deşifre olduğu bir süreçten geçmekteyiz.

Ankara ile ilişkileri düzenlemekten söz edenleri düşman görmenin ardında yatan gerçek meğer Ankara’dan karşılıksız para koparma beklentisiymiş.

Bu beklentiyi doğuran da yine geçmişteki yanlış yardım uygulamaları.

Türkiye’yi “dava” ile tehdit edip “bütçe açığı için reform koşuluna bağlı olmayan sıcak kaynak” beklentisini açık açık dile getiren köşe yazıları yayınlanıyor bu ülkede.

Anlı şanlı solcuların krizi aşmak için ürettiği “fikir” bu ise zaten federal tez de ölmüştür demektir.

Çünkü Kıbrıslı Rumların eşit ortaklığa itiraz ederken ileri sürdüğü temel nokta bizim irademizi Türkiye’ye ipotek ettiğimizdir.

Kendini federalist diye tanımlayanlar dış yardım mevhumunu geleceği inşa etmek yerine günü kurtarma perspektifi ile ele alıyorsa, Kıbrıslı Rumların “Türkiye ile mi ortaklık kuracağız?” sorgulamasına şaşırmamak gerekir.

Hayvancıların mehter marşı tutmayınca güneye yürümesi gibi “tek çare federasyon” da sadece Türkiye’yi tehdit edip daha fazla para koparma enstrümanı olarak kullanılıyorsa, bu da bize yakışmaz.

Bu gibi ciddi çelişkilerin karşılıklı kabul edilebilir çözüm perspektifine verdiği zararı görüp herkes kendine çekidüzen vermelidir.

Ne Kıbrıs Türk halkının kendi kendini yönetme iradesi ne de karşılıklı kabul edilebilir çözüm hedefi kafası karışık insanların dar alanda siyaset yapma oyuncağı olabilir.

Dönelim dış yardım konusuna:

Yanıtlanması gereken sorular var.

Kıbrıs sorununun çözüm süreci uzayacak olsa da;

Öngörülebilir bir gelecekte dış yardımların etkin kullanımı ile ekonomimiz ayağa kalkabilir mi?

İleride bir gün üretim kapasitemiz yeterli düzeylere ulaşabilecek mi?

O gün iç tasarruflarımızla tekerleği döndürebilecek miyiz?

Siyasetin bu sorulara somut yanıtlar üretmesi gerekiyor.

Türkiye’nin bütçemize yaptığı katkıların ciddi dezavantajları var.

Örneğin 2007 ve 2008’de talep üzerine sunulan “sıcak kaynaklar” talebin arttıkça artmasına ve 2009’da bütçemizin çökmesine sebep olmuştu.

Nedenlerini hiç tartıştık mı?

Yatırım desteklerinin dahi avantajları kadar dezavantajları var.

KIBTEK’in santral alımına Türkiye katkı yapmasaydı bugün elektrikte çok daha farklı konuları tartışıyor olacaktık.

Yeterince kafa yorduk mu?

Literatürde dış yardımların dezavantajlarıyla ilgili bir yığın bilgi var.

Süreklilik arz eden dış yardımlar ülkelerin kendiliğinden kalkınmasını engelliyor.

Yardım alan ülkelerde “rasgele yönetim” ağır basıyor ve sorunları aşmak üzere kapasite oluşturulamıyor.

Zaire sendormu, Hollanda hastalığı, mahkûm ikilemi, Havelmo hipotezi, bağımlılık sendromu, rantçı devlet oluşumu gibi dış yardımlarla ilişkilendirilmiş sayısız literatüre geçmiş riskle karşı karşıyayız.

Dış yardımları öngörülebilir bir zamanda sonlandırmak üzere, etkili kullanmamız şart.

Yarattığı tüm risk faktörlerini bertaraf etmek de hükümetlerin başlıca görevi…

Bunun için;

Gerek Kıbrıs sorunu odaklı kör dövüşünden gerekse ahlaki erozyon sebebiyle öne sürülen ucuz siyasetlerden etkilenmeyecek;

Ne istediğini ve ne yaptığını çok iyi bilen;

Ankara ile güven ve karşılıklı saygı ilişkisi kurabilmiş;

Dış yardımların avantajları ve dezavantajları konusunda yetkin;

Yeri geldiğinde Ankara’ya “bizim tercihimiz bu yöndedir” diyebilecek;

Bir iktidar yapılanmasına ihtiyaç var.

Aksi takdirde tünelin ucunda ışık yok ve olmayacak.

Bu habere tepkiniz:
TAGS: Birikim Özgür
MANŞETLER

HK Birikim Özgür

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.