Yürünmeyecek yola girerseniz mecburen geri dönmek zorunda kalırsınız

ads ads ads ads
29/04/2021

ads
ads
ads

Ali Baturay Ali Baturay


   “Ölüyü öldürdük de geldik” dersem, “Ne bir saçma söz” dersiniz değil mi?

    Markette bir vatandaş bana, “Cenevre’de ölü öldü değil mi?” dedi, bu söz çok hoşuma gitti…

    Ölüyü öldürmek de ne demek? Ölü zaten ölüyse nasıl tekrar ölür?

    İşin esprisi de orada zaten, “olmayacak şeyden medet beklemek”, “olmayacak duaya amin demek” ya da “ölü gözünden yaş beklemek” gibi bir şeydi “iki devletli çözüm tezine”, BM’nin, Rum tarafının ve İngiltere ile Yunanistan’ın evet demesini beklemek…  

    “İki devletli çözüm” ya da “eşit egemen çözüm” zaten içinde “tanınmayı” barındırıyor, yetmedi, sunulan önerilerle açıkça da “tanınma” istedik, tarif de ettik bizi nasıl tanıyacaklar BM’ye ve Rumlara…

    Ölü zaten ölüydü, biz ölü üzerinden senaryo kurduk ve ölü bir kez daha öldü…

     Bunları Türk tarafının çabalarını ve önerilerini küçümsemek için yazmıyorum, küçümsemiyorum, emeklerine de saygı duyuyorum ama bu kadar kör gözüme parmak şeklinde, kabul edilmesi mümkün olmayan şeyleri, kalın bir şekilde altını çizerek sunmakla nasıl bir amaç güdülüyor?

     Sanki bir daha masaya oturmayı mümkün kılmamaya çalışmak gibi…

     Sayın Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın, kurmaylarının ve Türkiyeli yetkililerin federal çözüme inanmıyor olmalarına bir şey demiyorum, inanmamak hakları. Nasıl ki ben federal çözüme inanıyor, “iki devletliliğe” inanmıyorum, onlar da federal çözüme inanmayabilir ama inanmamak başka bir şeydir, dünya gerçekleri başka bir şeydir. Ortada bazı gerçekler vardır ve o gerçekler çerçevesinde toplumunuzun çıkarları için çaba sarf etmelisiniz, inancınız başka bir şey olsa da…

    Yürünebilecek yoldan gitmelisiniz, yürünmeyecek bir yere yönelip de geri dönmek zorunda kalmaktansa…

    Siz yıllardır KKTC’yi tanıtmak için kılınızı kıpırdatmayacaksınız ama size kısıtlamaları koyan BM’den ve tanınmayasınız, izolasyonlardan kurtulmayasınız diye canını dişine takan, neredeyse bunu varlık nedeni haline getiren Rumdan tanınma isteyeceksiniz.

     Bunun bir strateji veya ters psikoloji olduğunu söyleyebilirsiniz ama herkes de bilir ki zerre faydası olmayacaktır… Bunlar çözümü değil, ayrılığı, taksimi körükleyen şeylerdir. Ha “biz çözüm istemiyoruz, sürer durum devam etsin diyorsanız” açıkça söyleyin kimseyi uğraştırmayın.

     Yıllarca masada federasyon olsa da rahmeti Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, hiç federasyonu görüşmedi, hep iki devletliliği, hep konfederasyonu, hep eşit egemenlik diyerek ayrılığı, taksimi savundu.

    Bunu bilmeyen yok… Birazcık geriye bakan, yakın Kıbrıs tarihine göz atan herkes bunu biliyor zaten.

   Çoğunun geriye bakmasına da gerek yok, yaşı yetenlerin zaten aklındadır bunlar.

    Üstelik “53 yıldır federasyon görüşüldü” sözü de yalandır. Bir kere federasyon görüşülmeye 1977’de başlandı ama eski başkanlardan ne Rauf Denktaş federasyona inandı ve savundu ne de Derviş Eroğlu…

     Yakın tarihin “federal çözüm” bakımından en önemli belgesi olan “11 Şubat Ortak Belgesine”, 2014 yılında imza attığı halde Derviş Eroğlu, federasyona inanmadı, federal çözüm için de çaba sarf etmedi.

     53 yılın her yılı da dolu dolu müzakerelerle geçmedi ki, uzun kesintiler, boş geçen yıllar oldu…

     Sanki de 53 yılın her yılı 12 ay müzakere oldu… Yok öyle bir şey…

     Anlaşmaya zaten “federal çözüm ilkesiyle” iki kez yaklaşıldı, biri 2004’te diğeri de 2017’de, ikisinde de son anda bozuldu… Evet Rumlar reddetti, evet Rumlar bozdu çözümü, evet isteksizdirler ama buna rağmen üzerinde anlaşılmış çok konu vardır, yok sayılamaz…

    “İki devletliliği” görüşmeyi kabul ettirmek de imkansızdır, kabul ettirseniz de nereden başlayacağınız, kaç yıl müzakere edeceğiniz meçhuldür.

     Çözüme gerçek anlamda ihtiyacı olan Kıbrıslı Türklerdir, başta Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu olmak üzere bazı kesimler “Kıbrıslı Türklerin çözüme daha fazla ihtiyacı var” demeyi “acizlik”, “zayıflık” olarak görse de ben bunu söylemeye devam edeceğim. Evet biz Kıbrıslı Türklerin çözüme daha çok ihtiyacımız var…

    Ha acizlik arıyorsanız var, “sürer durum”, “mevcut düzen” sürdürülebilir değildir ve tam bu düzen acizlik, çaresizlik dayatıyor…,

    Pandemi süreci bize bunu çok daha iyi gösterdi, kendi kendine yetemeyişimiz ve de dünyadan kopuk oluşumuz bizi daha bir perişan etti, kapanma kararları alıp da reel sektöre bir yılı aşkın süre katkı yapamayan, hiçbir kesimin sorunlarına çözüm bulamayan, devlet çalışanlarını ve emeklileri her ay ödemekte zorluk çeken, canını yiyen bir devlet…

    Ülke perişan, kimse hayatından memnun değil, her gün başka bir kesim, başka bir sektör eylem yapıyor, mevcut düzen sürdürülemez…

     Siz istediğiniz kadar “tarihi başarı elde ettik” deyin, bunun hiçbir fayda getirmeyeceğini, hiçbir kıymeti olmadığını zaman hepimize gösterecektir. Ben yanılırsam özür dilerim, yaz siz?

 

DİĞER YAZILARI
29/04/2021 22:43
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad

TAGS: ali baturay
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.