Zihniyetlerin Hortlaması - Ada Rüyası

ads ads ads ads
01/05/2021

ads
ads
ads

Aybike Yektaoğlu Aybike Yektaoğlu


Zihniyet bir anlayış veya düşünüş biçimdir. Bir topluluğun veya topluluktaki bireylerin görüş ve inanış etmenleriyle şekillenen düşünme veya anlama biçiminde kullanılan kelimedir.

Zihniyet kelimesi özellikle karşı görüş veya düşünce barındıran diğer bir topluluk tarafından negatif anlamda kullanılır ve zaman zaman ikinci negatif bir kelime ile pekiştirilir.

Ülkemizde de kendine çıkar sağlayan grupları işaret etmek için kullanılan bu kelime, genel olarak bir eylemin sonucu olarak ortaya çıkar. “Makam ve mevki uğruna her şey mubahtır” marşını benimseyenlerin tanımlanması için çok kez kullanılmıştır ve kullanılmaktadır.

Bir ülke düşünün ki, hükümeti sırf makam uğruna halkını ve vatandaşlarını başka bir ülkeye şikayet ediyor.

Bir ülke düşünün ki, hükümeti sırf iki gazete manşeti uğruna halkına, vatandaşına başkaları tarafından baskılanmak için hakaret ettiriyor.

Bir ülke düşünün ki, hükümeti sırf makam uğruna ülkeyi kaosa sürüklüyor.

Bir ülke düşünün ki, hükümeti farklı alanlarda veya pozisyonlarda çalışanları birbirine kırdırmak için gayret sarf ediyor.

Ve bir ülke düşünün ki, hükümeti ekonomik olarak günden güne kötüye giderken La Fontain’den masallar ile ülkeyi yönetememeye devam ediyor.

53 yıl boyunca çözülemeyen Kıbrıs sorununu yalanlarla daha dibe çekmeye çalışan yönetim, bu ülke insanına yalanlarla ve kalıp cümlelerle yine masallar anlatmak için yola çıkmış ve bu ülkenin insanını 50 yıl daha geriye taşımaya gayret sarf ediyor.

Ekonomik olarak gerilemiş halklar, “masallar” ile daha kolay yönetilir, şekillendirilir ve muhtaç bırakılır.

Ne yazık ki önümüzde duran, çığ gibi büyüyen ekonomik sorunun en hazin sonu yüksek bir devalüasyon ile bizi vurduğunda, çok geç olacak ve altından kalkmamız ise iki cümle manşet attırarak mümkün olmayacaktır.

Dün sınır kapılarında ve sınır boyunca variller ile Kıbrıs’ın güneyini göremeyen bizler, daha bir yıl öncesine kadar aklımızın ucundan geçiremeyeceğimiz dünya açılımları yaşadık.

Evet istediğimiz düzeyde bir sonuca varmayan bir süreç geçirmiş olsak dahi, akmasa da damlar dediğimiz bir ortamda hayatlarımızı devam ettirdik.

Kıbrıs sorununun çözümü “federasyon” kelimesi altında öcüleştirilerek halka pazarlanmak istense bile, bu ülkede yaşayan ve bu sorunun çözüm sürecinde dahil olan halkın çoğunluğu 90’lardaki ortama geri dönmek istemeyecektir.

Bugün bu ülkeye Kıbrıs sorunun çözüm sürecinde referandumda “evet” diyen Kıbrıslı Türklerin “hayır” diyenlere de kazandırdıklarını kimse inkar edemez.

Bugün bu ülkeye 2000’lerin başından sonra gelenler Kıbrıs’ı ailesi ile vatan bildiyse, yarın “Rumcu” diye niteledikleri bu ülkede kalmaya devam ederken, gidenler onlar olacaktır.

Bugün bu ülkede 2004 referandumunda “evet” diyenler sayesinde ülkeye geri gelenler, gelip yerleşenler iş kurduysa, bulunduğu yerden daha iyi duruma geldiyse sırf o referandumda “evet” diyenler sayesindedir.

Bugün o “evet”i diyen “Rumcu”lar sayesinde birçoklarına kapılar kapalı iken, bir “evet” sayesinde sonuna kadar açılmıştır.

Bugün sırf o “evet” sayesinde dünya kadar otel kurulmuş, üniversite açılmıştır ve her şeye rağmen inşaat sektörü gelişmiştir.

Çünkü bugün o “evet” sayesinde ekonomik getirisi olan sektörlere yönelme fikirleri doğmuş ve imkanlar sağlanmıştır. 15 yıl boyunca da bir büyüme yaşanmıştır.

Yoksa aksi Birleşmiş Milletler tarafından zaten karar altında durmaktadır. KKTC’nin tanınması yasaklanmıştır ve bunun için de “iki ayrı devlet, iki egemen eşit/eşit egemen” safsatası bizi ileriye taşımak yerine 100 yıl geriye götürecektir.

Ağzından köpükler saçarak nefret söyleminde bulunan zihniyetleri hortlatmak kimseye yaramayacaktır. Çünkü evet 500 yıl önce bu topraklara gelenler bu toprakları “bu memleket bizim” diye benimseyerek hayatlarına devam edeceklerdir. Çünkü zorun en zorunu yaşadıkları için öylesi bir ortamda yaşamayı daha önce de deneyimlemişlerdir.

Her şeyden önce toplum olarak bu ülkede kendi kendimizi yönetmek iddiamızı ortaya koymamız gerekiyor. Yaşadığımız kimlik ve varlık sorunu, demokrasimize müdahale ve haklarımızın ortadan kaldırılmaya çalışılmasına karşın birlik olup kuzeye de, güneye de biat etmeden, teslim olmadan kendimiz olmayı ve kendimizi yönetmeyi artık öğrenmemiz gerekiyor.

O sebeple kendi koltuk ve makamları için bu ülkenin zararına olacak zihniyetleri hortlatmak en çok da bu ülkeye gelip de “ada rüyası”nı yaşamak isteyenlere hayal olacak ve kendi yarattıkları ortamdan dolayı zaten ekonomik çöküş içerinde olan bu ülkeden kendileri gideceklerdir.

01/05/2021 15:57
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad

TAGS: Aybike Yektaoğlu
MANŞETLER

HK Aybike Yektaoğlu

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.