Zor durumdaki işyeri sahiplerinden yürek burkan çaresizlik öyküleri

ads
ads
05/10/2020

ads

Ali Baturay Ali Baturay


  Covid-19 salgınının ve ardından gelen döviz krizinin, ülkemizde yarattığı tahribat her geçen gün büyüyor.

   İşyerini kapatan insanlara her gün yenileri ekleniyor.

   Birçok iş insanı, esnaf, mağaza sahibi, perakendeci ve hatta üretici kan ağlıyor.

   Bizi arıyorlar çaresizliklerini anlatıyorlar, “yazın” diyorlar.

   Yazıyoruz, defalarca yazdık, içimiz yanarak yazıyoruz.

   Bir hayli acı öykü dinliyoruz.

   Bir arkadaşım biraz dolaştırdı beni geçenlerde, başka kentlerdeki birkaç kişiyle de telefonda görüştürdü, anlatılanları dinlerken gözleriniz yaşarıyor, yüreğimiz yanıyor.

   Çaresizliği yüzüne yansımış insanlarla konuşmak gerçekten zor…

   Nesiller boyu işyerini ayakta tutan ve bugünlere gelebilen aile işletmeleri de kapanıyor.

   “Bir tarihi bitirdik, kapattık” dedi bir iş insanı…

   Bütün çalışanlarının işine son vermek zorunda kalıp tek başına işyerinde çalıştığını ama yine de dayanacak gücünün kalmadığını söylüyor bir iş insanı, “Gün oluyor mağazama tek kişi girmiyor” diyor.

    Bir başkası müşteri gelince ışıkları yaktığını, çünkü elektrik ücretini ödeyemeyecek duruma geldiğini söylüyor, “Dükkan karanlık diye kapalı olduğunu sanıyorlar, o nedenle hep kapıda bekliyorum” diyor.

    Çalışanlarını ödeyebilmek için kendi evine para götüremediğini, eşinin emeklilik maaşıyla evinin masrafını karşıladığını anlatıyor bir işyeri sahibi, “Ne kadar dayanırım bilemem” diye konuşuyor.

    Bir mağaza sahibi, “Ben iş yapamıyorum ama her gün başka bir arkadaşım borç istemeye geliyor, hatta bir yemeğe, bir sandviçe muhtaç insanlar var. Yardım etmeye çalışıyorum ama nereye kadar?” diyor.

     “Günler sonra 300 TL’lik satış yaptım, çocuklar gibi sevindim” diyor bir başkası.

     Devlete mal satıp, geçen yıldan beridir alacağını tahsil edemeyen bir işyeri sahibi, zaten iş yapamadıklarını, devletin de alacaklarını ödemediği için batma noktasına geldiğini söyledi.

      Artık kimsenin devlet ile iş yapmak istemediğini, ödemelerin çok geç yapıldığını ifade eden işyeri sahibi, “Hiç olmazsa böyle bir zamanda devlet satın aldığı mal ve hizmetleri ödemelidir” dedi.

      Bir başka işyeri sahibi, “Batmış durumdayım, iş yapamıyorum, çalışanlarımın maaşını, dükkanlarımın kirasını ve elektrik ücretini bankadaki birikimimden ödüyorum ama dayanacak gücüm kalmadı, bu ay olmazsa gelen ay kapatırım” diyor.

     Bir mağaza sahibi, “İki dükkanım var, kapatacağım, kapılarına kilit vuracağım ama kendime yediremiyorum, kabullenemiyorum, ‘Bak o da kapattı’ demesinler istiyorum ama böyle giderse o günün gelmesi çok uzakta değil” diye konuşuyor.

    Bir kuyumcu, insanların durmaksızın altın çeyizlerini getirip bozdurmak istediğini, düğününde atalarının taktığı, 30- 40 yıl sakladıkları ziynet eşyalarına mecburen veda etmek zorunda kaldıklarını belirtiyor, bazılarının beklediği değeri etmeyen ziynet eşyası nedeniyle hayal kırıklığına uğradığını anlatıyor.

     Satmadan yalnızca vatandaştan altın alamayacağını söyleyen kuyumcu, ziynet eşyasını paraya çevirmeye gelenlere “alamayız” deyince insanların yalvarmaya başladığını, her gün gözyaşlarına boğulduğunu söylüyor.

     Bunlar gibi birçok acı yaşanmış öykü var, bunları dinlemek de bunlara tanık olmak da gerçekten çok zor.

    Acaba bazı insanlar bunların farkında mı?

    Kapanan işyerlerinin, kapanmak üzere olup direnenlerin farkında mı bazı tuzu kuru insanlar?

    Bir işyerine kilit vurmanın, çalışanlarını eve yollamanın ne demek olduğunu biliyor musunuz?

    Bir insanın hayallerine, geleceğine “elveda” demesini kolay mı sanıyorsunuz?

    Hükümetin açıkladığı tedbirler iş insanlarına, esnafa, mağaza sahiplerine, perakendecilere, bazı üreticilere çare olamıyor…

   Yalnızca turizmin kapalı olmasından dolayı, onlarca yan işletme battı, kapısına kilit vurdu…

   Üniversitelerin yoğun olarak online eğitim yapacak olması, öğrencilerin henüz taşınmaya başlanmaması, yükseköğretime bağlı yan sektörleri de batırıyor.

    Ülkede tam bir ekonomik yıkım var, binlerce işyeri kapandı, binlerce insan işsiz ve uzmanlar, esas krizin bu ay sonundan sonra hissedileceğini, durumun daha da kötü olacağını söylüyor.

     Cumhurbaşkanlığı seçimine yöneldik, bu korkunç tablo görmezden geliniyor ama seçim sonrası bu yıkımla ister istemez yüzleşeceğiz.

     Yukarıda sıkıntılarını anlattığım insanların seçim düşünecek hali yok ama düşünebilenlerin bir beklentisi var seçilecek cumhurbaşkanından, istedikleri bir ilk adım, bir küçük hayat öpücüğü…

     Bazı iş insanları, “Seçilecek cumhurbaşkanının hemen ‘Kıbrıs sorununa çözüm bulmasını’ beklemiyoruz, o iş zaten uzun iş ama ilk etapta mutlaka muhatabı olan Rum lider ile görüşerek güney ile kuzey arasındaki kapıların açılmasını sağlamalıdır. Kapıların açılması birçok işyerine, esnafa biraz daha hayata tutunabilme, kapılarına kilit vurmama imkanı sağlayacaktır” diyor.

     Haksız mı insanlar? Bu çaresizlik içinde çok mu bu istedikleri? Aslında daha birçok ciddi tedbire ihtiyaç var ama onlar ilk etapta kapıların açılmasını istiyor, kapatıp, yok olmamak için…

      

   

05/10/2020 22:00
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS:
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.