Zora düşen insanların elini tutan yok, düşeni kaldıran yok

ads ads ads ads
12/08/2022

ads
ads

Ali Baturay Ali Baturay


  “Geçim sıkıntısı” denen şeyin ne olduğunu bilmeyenler, anlamayanlar var.

  Eve nasıl ekmek getirilir, elektrik, su faturaları nasıl ödenir?

  Çocukların okul masrafı nasıl karşılanır?

  Borçlar nasıl ödenir?

  Hayat, dar gelirliler için çok daha zordur…

  Değil ayı çıkarmak, günü geçirmek bile büyük derttir onlar için...

  Yalnızca dar gelirlilerin işi mi zordur?

  İşleri bozulan bazı işletme sahiplerinin, küçük esnafın da derdi büyüktür.

  İşyerini kapatmak zorunda kalan kişiler, borçlarını ödeyemez durumdadır.

  Hatta borcu bırakın, borcun faizini ödemek mümkün değil…

  Kimisi tefecilerin elinde düştü, kimisi mazbata mağduru hapsi boyluyor.

  Sıkıntılar çok büyük, bir kere zora düşen insanların elini tutan yok, düşeni kaldıran yok…

  Önce pandeminin yarattığı sıkıntılar, ardından da çok uzun süren ekonomik kriz birçok işletmeyi batırdı.

  Zor durumdaki işletmeler devlet desteği göremedi, sürekli kendilerine “kredi al” deniliyor, borçla borcu ödemek mümkün değil, zaten birçok iş sahibi borç alma kriterlerini karşılayamıyor.  

   Bugün Haber Kıbrıs’ta bir mazbata mağdurunun dram haberi vardı.

   Haber, iş yapmak isteyen bir insanın hem kendisinin hem ailesinin nasıl felakete sürüklendiğini anlatıyordu.

   İşyerinde yangın çıkması, iş yapamaz olması, borçlarını ödemek için varını yoğunu satması ama yine de borçlarını ödeyemeyişi, borçların mazbataya dönüşmesi, mazbatanın tefecilerin eline geçmesi ve acilen 290 bin TL bulmak zorunda olmaları…

   Tabii hayat devam ediyor, bu arada evlerine ekmek götürecek durumda olmadıklarını, buzdolaplarının boş olduğunu anlatıyor vatandaşımız.

    Bu kişi, “Babamın suçu iş insanı olması mıydı?” diye soruyor.

    Bu ülkeye ilk yatak fabrikasını 2008’de babası kurmuş ama gelin görün ki şartlar onları perişan duruma düşürmüş.

   Bu ülkede ne ilklerin önemi var ne de sonların.

   Bu ülkede iş yapmak için yola çıkan ama batan onlarca işletme var.

   Çünkü şartlar işletmeleri yürümeye, yükselmeye değil, hep zorluklara sürüyor, zorluklar insanları batırıyor.  

   Sonra da “Bu ülkede neden yeterince yatırım yok?”, “Bu ülkede neden yeterince üretim yok?” diye soruluyor.

    Nasıl olsun? Şartlar bunu özendirmiyor, şartlar iş yapmak isteyenler için avantajlar sağlamıyor, insanların önü açılmıyor, tam tersine ucu görünmeyen karanlık bir dehliz var iş yapmak isteyenler için…

    Düşünün ki bugün elektrik faturasını ve bina kirasını ödeyemediği için kapısına kilit vuran esnaf var.

     Mazbatası tefecilerin elinde düşen ve acilen 290 bin TL bulmak zorunda olan o vatandaşımızın durumuna benzer çok sayıda insan, çok sayıda dram var bu ülkede.

     “Suçumuz bu ülkede iş insanı olmak mı?” diye soruyor ya o vatandaşımız, aslında bu ülkede yaşamak sanki suçtur.

    Çünkü bu ülkede yaşayanlar bin türlü sorunla mücadele ediyor.

     Sorunlar halkı bunalttı… Hükümet edenler ne sorunları çözebiliyor ne de zorda olan kesimlere el uzatabiliyor.

    Herkes kaderine terk edilmiş, ülkeyi yönetenler de boş boş konuşuyor…

    Anlamsız, fayda etmeyen bir konuşma yarışıdır gidiyor.

    Hükümet edenlere tavsiye ediyorum, sabahları sınır kapılarına gitsinler ve Güney Kıbrıs’ta çalışan vatandaşlarımıza bir baksınlar…

    Gencecik insanlardan tutun da 70’ini aşmış, emeklik hayatı yaşaması gereken insanlara kadar kimler kimler sabahın köründen Güney Kıbrıs yollarına düşüyor bir bakın bakalım…

    Elbette çalışmak ayıp değildir, nerede çalıştığının da bir önemi yoktur, tüm meslekler kutsaldır ama hükümet edenler, hamaset yapıyor, milli nutuklar atıyor, “Ruma muhtaç değiliz” diyor ya onun için onları oraya davet ediyorum.

    Kuzeyde işyerini kapatmış, güneyde işçi olmuş insanlarımıza gidip bir baksınlar, bir sohbet etsinler bakalım, kurulu düzenini niye bozmuş insanımız da oralara gidiyor.

    Siz bakanlar kurulu toplantısından sonra “partililerimizle buluşacağız” deyin, bakanlıklarda UBP toplantıları yapa durun, tüm toplum için o makamlarda olduğunuzu unutun, ülkede dramlar yaşanıyor. Keşke görebilseniz, keşke görüp de bir şey yapabilseniz ama nerde?  

DİĞER YAZILARI
12/08/2022 23:14
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: Zora düşen insanların elini tutan yok, düşeni kaldıran yok
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.