Advertisement

Advertisement

Mucize beklerken…

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
12/07/2011


BEYAZ GÖLGE BEYAZ GÖLGE



Günlerdir yazmadım. Çünkü bekliyorum. Küçük mucizeler bekliyorum. Fallarımda çıkan “iki vakte kadar gelecek aydınlık”ı bekliyorum. Ancak henüz gerçekleşmeyen bu mucizeleri beklerken baktım günlerdir yazmamışım. Sonra ilham bir kez daha hiç hoşlanmadığım bir şekilde geldi karşıma. Sevdiğin, heyecanla olmasını beklediğin, mutluluktan uçtuğun bir şeyleri yazmak yerine, içinde biriken isyanı anlatmak şeklinde. O isyan da kavurucu sıcaklarla geldi. Ben sıcaklardan nefret ediyorum. Tamam, "nefret" kötü bir kelime, fazla hınçlı. Sıcaklardan hoşlanmıyorum, aşırı sıcaklarda yaşamayı sevmiyorum."Yaz"la tek barışıklığım plajdaki birkaç saatlik güneşlenmemdir. Bunu da yapamadığım zaman öfkem katlanıyor nedense.
Kırk küsur derece sıcağı, ona eşlik eden boğucu nemi, elbiselerimin üzerime yapışmasını, bir yerden bir yere yürüyerek giderken terden sırılsıklam olmayı, kabak gibi şişercesine bardak bardak su içmeyi sevmiyorum.
Yazıyı bitirmeden biraz da nabız yokladım açıkçası.Merak ettim benim gibi düşünenler var mı diye. Var ama az. Diğerlerine göre yaz güzeldir, yazda tatil yapılır, yazda havalar sıcaktır, kat kat giyinmezsin, hava sürekli aydınlıktır, meyve boldur, yaz insana yaşama sevinci verir, insanı mutlu eder..
Oysa benim makul sebeplerim var, gülle gelen dikenlere sabrım yok çünkü. Kısacık gecelerde sivrisinek saldırısından uyuyamamaktan, sokağa çıkar çıkmaz sıcak hava dalgasına yüz çarpmaktan, asfalttan cayır cayır tabanlarımı yalayan cehennemi hissetmekten hoşlanmıyorum.
Belki de bu yazı keyifli, sakin bir şekilde tatil modunda geçiriyor olsaydım,yaza karşı daha yumuşak duygular besleyebilirdim. Ufacık bir ortak paydada buluşabilirdik belki. Mesela, havalar yeni ısınmaya başlarken, bahardan sıyrılıp, çıplak ayakla yere yeni yeni basarken bir şezlongda saatlerce uzanıp meyve kokteyli içtiğimi ve kitabımı okuduğumu hayal ediyordum. Yani ben de tatil potansiyeli olan bir insanım. Tamamen umutsuz bir vaka değilim. Denizin kumun ve güneşin tadını pekalâ çıkarabilirim. Hatta dağın tepenin ve pikniğin de. Benim problemim insafsız sıcaklarla. Her geçen gün beni biraz daha bezdirmesiyle. Önceleri sıcak ve eğlenceli olduğunu düşündüğüm bir mevsimle ilgili hiçbir şeyden zevk almama izin vermemesiyle.
Bunun beklediğiniz gibi "yaz şöyle güzel, yaz böyle muhteşem" şeklinde bir yazı olmadığının farkındayım. Bunun için üzgünüm; ama artık "yaz" bende aynı duyguları uyandırmıyor. Belki de uzun bir tatile çıkmaya, yazdan zevk almayı yeniden öğrenmeye ihtiyacım var. Belki de kendimi koşuşturmacaya kaptırdım ve olumsuz bir yaz deneyimliyorum. Bu sırada eskiden çok sevdiğim bir yaz şarkısını hatırladım. Nil Karaibrahimgil'in "Bronzlaşmak" şarkısını siz de dinleyin. Unutun kırk derece sıcağı, onunla birlikte mırıldanın. "...Ben bu yaz bronzlaşmak, kendimle uzlaşmak, yer yer yozlaşmak, uzaklaşmak istiyorummmmmmm....."

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK BEYAZ GÖLGE

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.