Advertisement

Advertisement

Ve onlar erdi muradına

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
29/04/2011


BEYAZ GÖLGE BEYAZ GÖLGE



Bu hafta bir şeyler yazabilmek için İngiliz Kraliyet Ailesi’nin bir düğün yapmasını bekliyormuşum meğer.
İngiltere tahtının ikinci sıradaki varisi Prens William dün oldukça ihtişamlı bir törenle evlendi. Kate Middleton’la düğünleri “Yılın Düğünü” olarak etiketlendi bile. Ben de ofiste yarım saatliğine töreni izledim. Sırf tarihin bir parçası olabilmek, son 30 yılın en gösterişlisi olduğu söylenen olaylardan birine tanıklık etmek için.
Ne kadar muhteşem bir düğün olduğunu söylemeye gerek yok ya da ne kadar kalabalık olduğunu.(Yaklaşık iki milyon insanın izlediği gibi mesela)
Bu yazının konusu Kate Middleton’ın kuyruğu 2 metre 70 santim olan gelinliği de değil, konukların arasında Sir Elton John’un ve David Beckham’ın bulunması da. Bütün bunları birkaç gün boyunca bunaltıcı derecede medyadan izleyeceksiniz zaten.
Bu yazının konusu Kate’in, William’ın, Kraliçe’nin, İngiliz halkının ve dünyanın geri kalanının düğün bittikten hemen sonraki hislerinin ne olduğu.
Olmasını sabırsızlıkla beklediğiniz bir şeyin olup bittikten sonra bıraktığı boşluk duygusu.
Kate Middleton, Prensle olan dokuz yıllık birlikteliği boyunca ve nişanlandıkları geçen kasım ayından beri bu günü bekledi. Onunla birlikte, ilgilenen ya da ilgilenmeyen birçok insan da. Ben düğünden sonra bir tek şeyi çok merak ettim. Kate’in her şey bittikten sonra ne hissettiğini.
Bazen bir şey için birkaç ay sabretmeniz gerekir, bazense o istediğiniz şeyi bir ömür boyu beklersiniz. Bazen o beklediğiniz şey hiç olmaz. Bazense bir şeyin olabileceği ihtimali sahiden olmasından bile daha güzeldir. Bir gün bir prensle( ya da prensesle) evlenebilecek olmanız. (Kate’in halktan biri olduğunu göze alırsak bu artık hiç de uzak bir ihtimal değil)
Peki bir prensle dün gerçekten evlenip, prenses, düşes ve barones olan Kate nasıl hissetti acaba? Muhtemelen O, bu aşamada benim baktığım açıdan görmüyordur resmi. O açıdan da bakmıyordur zaten. Şu an için o sevdiği adamla olan birlikteliğini bütün dünyanın gözü önünde kutluyor. Tabi ki stresinin ölçeği de sevincinin ölçeği doğrultusunda olacak. Yaşayacağı iyi ya da kötü her şey yeni katıldığı Kraliyet Ailesi’nin onayından geçecek. Prenses Diana örneğini unutmak mümkün değil. Sonuçta onlarınki ünlü olmakla bağlantılı bir problem.
Her ne kadar William ve Kate, çok uç bir örnek olduysa da günün sonunda bana bunları düşündürdü. Aylardır ve günlerdir süren hazırlıkların ve heyecanın gidişinin ardından kalanların ölçeğini küçülttüm sadece. Burada soru şu, o çok büyük sabırsızlıkla beklediğimiz şeyler sonunda beklentilerimizi karşılar mı? İstenilen şeyi elde etmek yeterince tatmin edici mi?
Cevaptan pek emin değilim. Durdum ve bunu gerçekten düşündüm.
Bu varsayımda ilerlersek sonuçlarından çekinme ihtimalimiz olan her şeyi yaşamaktan da çekinmemiz lazım. Hayattan, hayatı yaşamaktan çekinmemiz lazım. Bunun da ne kadar korkunç bir hata olacağını fark ettim. Ne olursa olsun, gerçekleşmesi olası bütün hayal kırıklıklarına rağmen kapıları açmak lazım. Aynı Duman’ın “Hayatı Yaşa” şarkısında dediği gibi “bir adım attın karanlıktan dünyaya, düşünmeden sattın ruhunu bir yalana. Hadi keyfine bak inan bana, hayatı yaşa, korkma”
Hayatı yaşamak lazım…

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK BEYAZ GÖLGE

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.