Ben üniversitedeyken...
23/03/2011
BEYAZ GÖLGE
Haydi, gözümüz aydın! Bu sene de bahar geldi, sıcacık gülümsedi güneşiyle, haylaz haylaz üşüttü bizi mart soğuğuyla. Ama geldi o en sevdiğimiz haliyle. Daha çok güneş açtı, daha çok hava aldık, daha çok umut yeşerdi yüreğimizde. Çiçeklenen dallar gibi, ruhlarımız da tomurcuklandı bu bahar.
Ben, eski baharlarımı hatırladım. Üniversite baharlarımı. Hani sabahın kör vaktinde uyanıp, eski ve kirli bir otobüsle geldiğim, sürekli üşüdüğüm bir ofiste çalışmadığım baharlarımı.
Ankara, Cebeci’de okudum ben. Baharları yemyeşil olan çimlerine uzandığımız bir kampüsteydi fakültemiz. Kaldığım yurt da kampüse 10 dakika yürüme mesafesindeydi. Nasıl keyif ama.
Hani erkeklerin hiç bitmeyen askerlik anıları vardır ya ben de üniversite anılarımı hiç bıkmadan anlatacağım herhalde. Geçen gün aklımdan geçti daha, dedim ki; “….şimdi şenlik zamanımızdı. Çimlerimiz vardı, biramız, dondurmamız….” Vazgeçilmez, unutulmaz bir keyifti üniversite hayatı benim için. 18 yaşında ÖSS(bizim zamanımızda ÖSSydi)’de ter döküp kazandığımız bir haktı. Birçok özgür ruh için bir bağımsızlık savaşı. Ailenin eteklerinden ayrılmak, yuvadan atlamak ve aslında uçabildiğini, uçabileceğini kanıtlamak çabasıydı.
Burada da üniversiteler yok muydu? Vardı. Hala var. Tercih edenleri hiçbir zaman farklı bir şekilde düşünmedim ama benim asla tercihim olmadılar. Alternatifim bile olmadılar. Demiştim ya kafama koyduğumu alırdım diye. ÖSS’de istediğim yeri tutturamadım diye koca bir sene dershaneye gittim geldim. Sebep? Sebep, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi. İstedim ve aldım.
Çok şey öğrendim; kitaplardan ve fakülte duvarları dışındaki hayattan. Büyüdüm orda. Gerçekten insanın yuvadan atlaması gerekiyormuş uçmayı öğrenmek için. Kolay mı peki? Hiç değil. Hem de hiç. Yaşarken pek farkında olmuyor insan, geriye bakınca görüyorsunuz aslında o koskoca başkalığın, farklılığın ortasında tek başınıza durduğunuzu. Arkanızı kollayacak kimsenin olmadığını. Kendinize göz kulak olmanız gerektiğini.
Ben 4 yıl kaldım Ankara’da. 4 yıl devlet yurtlarında farklı farklı insanlarla aynı odayı paylaştım. Ailesinden ayrıldığı için kendini tüketircesine ağlayan, ya da dayanamayıp gerisin geriye dönen bir sürü insan gördüm. O zaman şöyle düşündüğümü hatırlıyorum, “ Madem yapamayacaklardı neden kalkıp geldiler, madem geldiler o halde katlanacaklar”. Ben katlandım, sonra alıştım ve sonunda çok güzel deneyimlerim oldu.
Bir sürü insan tanıdım. Hukuk Fakültesi topluluğuyla iki yıl tiyatro yaptım. Sahneye birlikte çıktığım insanlar birer birer avukat oldu. İçlerinden bir tanesiyle hala görüşüyorum. Fakültenin radyo istasyonunda birlikte program öğrendiğim, şimdi reklamcı olan arkadaşımı göreceğim gelecek ay İstanbul’da.
Dedim ya saatlerce anlatabilirim üniversite yıllarımı. Acısıyla tatlısıyla beni şekillendiren 4 yılı anlatmaktan usanmam. O süreçten geçmeseydim ya da farklı bir tercih yapsaydım, gitmeseydim de kalsaydım, şimdi olduğum insan olmayacaktım. İyi ki gitmişim. Kazandığım değerlerin, öğrendiklerimin yanında anılarım bana armağan oldu.
Eğer şimdiye kadar böyle bir şey yapmamışsanız, şiddetle tavsiye ederim. Muhakkak alışkın olduğunuz ortamdan sıyrılın, bir kez bu cesareti gösterin. Başka bir ülkede yaşamaya gidin, ya da yeni bir aktivite deneyin, hep aynı ritimde giden hayatınızın bir kere seyrini değiştirin. Göreceksiniz ki değişeceksiniz. Farklı değerler kazanacaksınız, zenginleşeceksiniz. Zira ben 18imde gösterdiğim cesareti bir kez daha göstermek için sabırsızlanıyorum. Bir yolculuğa çıkmak istiyorum. Bir başka maceraya atılmak. Tekrar kanatlarını açıp yuvadan uçmak. Hani der ya Yeni Türkü “Başka türlü bir şey” şarkısında “….Başka türlü bir şey benim istediğim ne ağaca benzer ne de buluta, burası gibi değil, gideceğim memleket. Denizi ayrı deniz havası ayrı hava. Nerde gördüklerim nerde o beklediğim, rengi başka tadı başka. Bir başka yolculuk dalından düşmek yere, yaşadığından uzun. Bir tatlı yolculuk dalından inmek yere……”
Dinleyin. Kalkın, gidin. Göreceksiniz, bu, başka türlü bir şey…
- Annem söylerdi de inanmazdım…
- Dönüşüm muhteşem oldu!
- Bir orkestra deneyimi
- Evlenmeli mi evlenmemeli mi?
- Bugünkü yıldız falınız diyor ki...
- Üzerinden bir yıl geçmiş gibi…
- Noel'den kaçarken Yeni Yıl'a tutulmak!
- Şapkadan tavşan çıkarsa…
- Siz hiç özlediniz mi?
- Bıraktığım yerden başlarken… Umutla…
- TÜM YAZILARI için tıklayınız














































































































































