Ayla Kahraman yazdı: Bitmeyen aşk mümkün mü?
01/08/2026
Günümüzde, ilişkilerde yaşanan gelgitler çiftlerin dayanma sınırını çok çabuk tüketmektedir. Ayrılıklar had safhada. Ya aşk bitiyor ya da tutku. Çoğu zaman ekonomik, sosyokültürel faktörler de çiftleri uzaklaştırıveriyor. Devam etmek zor, ayrılmak kolay geliyor.
Sevgi muhteşem bir yapıştırıcıdır. Aşkı, arzuyu besler ve yol göstericidir. Üstelik, zorlukları yenmede çiftlere sonsuz bir kuvvet verir. Ancak bir şekilde günümüzde, sevginin yol göstericiliği zayıflamış gibi. Sanırım tutku ve arzu işleri karıştırıyor. Oysaki aşk gücünü sevgiden alır. Arzu ve tutku eğlendirici, tatmin edici ve gerekli besinler olarak ilişkiye katılır. İlk zamanların coşkusu; birlikte yürümeye ve engellere rağmen el ele devam etmeye doğru bir zenginliğe ulaşır.
Mevlâna “sevgi her şeyin anahtarıdır” der. Aslında, çift ilişkisi açısından baktığınızda bu anahtar her zorlu kapıyı açacak beceridedir. Sevgi sadece bir duygu olarak tarif edilemez. Duygusal ve bedensel bütünlüğümüzün içinde olduğu kocaman bir güçtür. Düşünün ki sevgisizlik; dünyaya uyum sağlamamız için gerekli olan biyolojik ve fizyolojik döngünün işlemesini bile engeller. Sevilmediğini düşünen veya kendini korumaya alan benliklerin yalnızlığı bulaşıcı bir kısır döngüdür. Bundan kurtulup yeniden başlamak zor ama mümkündür.
Her şey kötüye gittiğinde sevmeye devam edebildik mi?
En zor anlarda, aşkın gücünü yanımıza aldık mı?
Elbette, aşkın devamlılığı söz konusu olduğunda farklılıklarımız, varoluşsal değerlerimiz ve psikologların üzerinde sıklıkla durduğu “bağlanma biçimlerimiz” de devreye girer. Bağımlılık ve bağlılık zıt kutuplar gibidir. Biri yok ederken öbürü aşkı besler.
İlişkiye emek harcamak. Sizce bu nasıl olur? bir düşünün. İlişkide size göre yolunda gitmeyenler ve beklentileriniz arasındaki uyumsuzluk; su yüzüne çıktığında altta kalanları görebilme beceriniz çalışır mı? Gri, örtücü bir renktir. Öyle ki, sizi kendinizden, sevdiğinizden uzaklaştırıp, toplama-çıkarma gibi, “görünenleri” değerlendirmeniz yanılgısına düşürebilir.
Aşkın ömürlük olmasının bu işlemle ilgisi yoktur. Aşk bekler: bağlılık, sadakat yeterli değildir. Sorun çözme hevesini kaybetmemenizi ister. İlişkiniz veya yaşamınız size pek çok engel sunduğunda, elleriniz ayrılmaz. Savaşır ve kazanırsınız. Aşık kişiler; emekçi kişilerdir. Kaçmazlar.
Aklınızdan aşkın ilk günlerindeki coşkunun uçup gittiği ve elde kalanın yeterli olmadığı geçebilir. Platon 1400 küsur yıl önce bunu fark etmiş. Eros ateşi yakar ve geri çekilir. Yerini duygusal, zihinsel arayışa bırakır. Yeni hedefler ve yolda yürürken yokuşa, inişe anlam katarak, aşkın taze kalmasını sağlar.
Bunu başarabilen çiftler e bir bakın. İlerlemiş yaşlarında, aşkın tazeliğinin izlerini göreceksiniz.
Son olarak, geçici tutkuları ve ömrü kısa arzuları aşk ile karıştırmak; duygusal bütünlüğünüzü kırmaktan öte yaşamınızı da karartır.
Evet, bitmeyen aşk mümkündür. Bunu tartışmaya devam edeceğiz.
























































































































































































