Advertisement

Advertisement

Ayla Kahraman yazdı: Kuzu Postunu Dolabında Gizleyenler

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
04/07/2026

Ayla Kahraman yazdı: Kuzu Postunu Dolabında Gizleyenler

Günümüz insanı zamana uyma çabasında, değişiyor. Aşklara çıkarlar eşlik ediyor, örneğin. Ya da sevildiğinizi tüm bütünlüğünüzle hissederken; amaca ulaşmak için bir araç olduğunuzu öğreniveriyorsunuz.

Dolabında kuzu postunu saklayanlar var. Hem de çok var. Ne zaman giyinip kuşanıp karşınıza çıkacaklarını bilemediğiniz yeni bir dünyadayız.

Yıllarca süren ilişkiler var. “Evliliğe hazır değilim” teranesi bir anda ilişkiyi bitiriyor ve sevilen, başka bir ilişkiye koşuyor. Çocuk yapma şansı azalmış genç kadın terk edilmişliğin verdiği kırıklıkla ortada kalıveriyor.

Maddi ilişkilerden maneviyatımıza kadar, kuzu postuna bürünmüş insanlarla uğraşıyoruz. Yaşamın her alanında. Rahmeti bol olsun, Doğan Cüceloğlu büyüğümüz çok uzun yıllar önce söylemişti: “Trafikteki düzeni veya keşmekeşi çözdüğünüzde, o toplumun değerlerini veya yozlaşmasını anlarsınız.”

Örnekler çok. Alıp başını giden babalar, analar var. Ticari hayatta, güven verip zarara uğramanıza neden olanlar mı istersiniz, “bıçak parası” adıyla, ev sattıranlar mı?

Akşam yemeğine çıkarsınız. Karşınızda kusursuz ve tam aradığınız özelliklere sahip biri var. Bir bakıyorsunuz, basit bir nedenle garsona bağırıp çağırıyor. Sokaktaki kediyi tekmeliyor. Kuzu postunu giyenler, bazen yazdıkları senaryoya uygun davranmayı unutabilirler ve gerçek kimliklerini ifşa eden uyarılar gönderebilirler.

Duygusal bütünlüğün maddi çıkarlar uğruna katledildiği bir dönemde yaşıyoruz. Ölmüş babasının parmak izini morgdan çalmaya kalkışanlar bile var. İyi ve doğru insanlar bunu engellemeye çalışsa da amaç kardeşlerine düşen payı ele geçirmek.

Dolandırıcılık ve ihanet; insanlık tarihinde hiçbir zaman bu yükselişi yaşamamıştır. Kişiler; amaca ulaşmak için her yolu mubah görürse, doğrular değişir. İyilik, yalnız kalır. Kötülük, “kötü” görünmemeye başlar. Vicdanlar sustuğunda vahşi orman kurallarına bile özenmeye başlarız. Yaşamsal döngünün bozulmasının ancak insan eliyle mümkün olduğunu anlarız.

Gerçek hayata uyum mu bu?

Çıkar egemenliğini kabullenmiş hırslı kölelerle mi yaşıyoruz?

Kurt kadın var, kurt erkek var. Yurt kadın var, yurt erkek var. “Kadın kadının yurdudur” deriz içimizden. Duygusal bütünlüğümüz kanarken, kuzu postuna bürünmüş bir kurt ile karşılaştığımızı anlarız. Kabullenmek çok zordur. Güvenen, paylaşan, inanan yürekler; tanıdıklarını sandıkları kişilerin geride bıraktığı harabeler oluverir.

Evet çağımız değişiyor. Ezberimiz oldu bu. Peki her ezberi kabul edebilir miyiz?

Bazılarımız canımız yansa da vaz geçmeyeceğiz. İyilik ve doğruluk kazanacak şarkısını mırıldanmaya devam edeceğiz. Kurtlar sofrasında yem olmamak adına zırhlarımızı kalınlaştırmaya çalışacağız.

Mekânı cennet olsun, kıymetli büyüğümüz Mina Urgan; “Bir Dinozorun anıları” kitabında yolumuza çok kuvvetli bir ışık sunar: “Çağımıza uymak zorundayız palavrasına da hiç mi hiç inanmıyorum. Eğer yaşadığım çağın en yüce ideali köşeyi dönmekse; eğer yaşadığım çağ toplumsal adaletsizlik üstüne kurulduysa; eğer yaşadığım çağ inandığım her şeyi yadsıyorsa; eğer yaşadığım çağa bayağılık ve çirkinlik egemense, ben böyle bir çağa neden ayak uydurmak zorunda kalayım?”

 

 

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK KIBRIS

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.