Can Azer: Karma birliktelik çocuklarının hakları siyasi çözüme bağlanamaz
02/10/2026
Yrd. Doç. Dr. Can Azer, karma birlikteliklerden doğan çocukların Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığına ilişkin yaşadığı sorunları ele aldığı yazısında, vatandaşlık hakkının Kıbrıs sorununun çözümüne bağlanmaması gerektiğini vurguladı. Azer, “Biz kimsenin hakkını istemiyoruz. Kendi hakkımızı istiyoruz” ifadeleriyle, çocukların siyasi bir çözümü beklemek zorunda bırakılmaması gerektiğini savundu.
Azer'in yazısı şöyle:
Karma birliktelik çocuklarının kimlik mücadelesi, bazılarımızın saklamaya çalıştığı ve en kibar tabiriyle ayrımcı/ötekileştirici düşüncelerinin istemeden de olsa açığa çıkmasına neden oluyor anladığım kadarıyla…!!!
“KKTC’de yaşıyorsunuz, Kıbrıs Cumhuriyeti kimliğini neden istiyorsunuz?”
Gerçekten soruyor musunuz bu soruyu?
Başka bir ülkede yaşamak, KKTC’de yaşamak, Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı olma hakkını ortadan kaldırıyor mu?
Öyleyse KKTC’de ya da başka ülkelerde yaşayan Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı Kıbrıslı Türklerin vatandaşlık haklarını da mı sorgulayacağız?
Elbette Hayır.
Çünkü bir insanın nerede yaşadığı ile hangi vatandaşlığa sahip olduğu aynı şey değildir.
Biz de tam olarak bunu söylüyoruz: Başkalarına tanınan bir hakkın, karma evliliklerden doğan çocuklara hakları olmasına rağmen sırf anne veya babasının kimliği nedeniyle tanınmamasını kabul etmiyoruz.
Sonra başka bir argüman geliyor bu arkadaşlardan:
“Rumların mülkiyet mağduriyetini de kabul edin.”
Ediyoruz.
Kıbrıslı Rumların bir kısmının mülkiyet nedeniyle yaşadığı mağduriyetleri kabul etmek, bizim çocuklarımızın vatandaşlık hakkından vazgeçmemizi gerektirmiyor.
Mağduriyetleri yarıştırmıyoruz.
Bir çocuğun vatandaşlık hakkını savunmak, bir başkasının mülkiyet hakkını inkâr etmek değildir. Kıbrıs’taki farklı mağduriyetleri aynı anda konuşabiliriz.
Asıl mesele şu:
Neden her defasında bizim çocuklarımızdan beklemeleri isteniyor?
“Çözüm gelsin.”
“Sonra halledilir.”
“Biraz daha bekleyin.”
Peki kaç yıl daha?
On yıl mı? Yirmi yıl mı? Bir nesil daha mı?
Kapsamlı çözümün ne zaman gerçekleşeceğini kimse bilmiyor. Ama çocuklarımız büyüyor; eğitim alıyor, seyahat ediyor, hayatlarını kuruyor.
Onların hayatlarını, ne zaman gerçekleşeceği belli olmayan bir siyasi çözüme rehin bırakmak kabul edilemez.
Üstelik burada açık bir çelişki var:
Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı olan Kıbrıslı Türkler vatandaşlıklarından doğan haklarını kullanırken kimse onlara “Kıbrıslı Türk olarak neden bu kimliği istiyorsunuz?” diye sormuyor.
Ama karma birlikteliklerden doğan çocuklar aynı hakkı talep ettiğinde konu bir anda siyasi sadakat meselesine dönüştürülüyor.
Kimlik istiyorsan “Rumcu”,
Vatandaşlık istiyorsan “Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanıyorsun”,
Hakkını arıyorsan “çözümü beklemiyorsun” deniliyor… vs vs vs
Hayır.
Bir kimlik talebi siyasi bağlılık beyanı değildir. Bir vatandaşlık hakkının kullanılması, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin bir tutum değildir.
Artık meseleleri birbirimizin üzerine yıkmayalım.
Kıbrıs sorununun bütün ağırlığını, çözülene kadar bu çocukların omuzlarına yüklemeyelim.
Biz kimsenin hakkını istemiyoruz.
Kendi hakkımızı istiyoruz.
Kimsenin mağduriyetini küçümsemiyoruz.
Kendi çocuklarımızın mağduriyetinin de küçümsenmesini istemiyoruz.
Ve kimse bize “çözümü bekleyin” diyerek süresiz bir bekleme hakkı tanımlamasın.
Çünkü siyasi sorunların çözümünü beklemek bir tercih olabilir.
Ama çocukların temel haklarını beklemeye mahkûm etmek başka bir şeydir.
Çocuklarımız siyasi müzakere masasının dışında bırakılmış bir nesil olmak zorunda değil.
Hakları, bir gün gerçekleşmesi umulan bir çözümün şartına bağlanamaz.
Çünkü onların hayatı “bir gün” başlamayacak.
Onların hayatı bugün devam ediyor.
































































































































































































