Duygu Zengin Paşa yazdı: KKTC Daha Fazla Turiste Değil, Daha Fazla Değere İhtiyaç Duyuyor
25/06/2026
Çocukluk yıllarım turizmde geçti. Yıllardır turizm sektöründe aynı soruyu soruyoruz: Bu yıl kaç turist geldi?
Aslında sormamız gereken soru çok farklıdır: Gelen turist ülkeye ne kadar değer bıraktı?
Ne yazık ki turizm politikalarımızın önemli bir bölümü hâlâ sayılar üzerine kuruludur. Daha fazla turist, daha fazla yatak kapasitesi, daha fazla tesis, daha fazla yapılaşma…
Küçük bir ada ülkesinin en büyük hatası, sahip olduğu kaynakları sınırsız sanmasıdır. Oysa sahillerimiz sınırlıdır. Su kaynaklarımız sınırlıdır. Doğal alanlarımız sınırlıdır. Tarihi ve kültürel mirasımız ise bir kez zarar gördüğünde geri getirilemeyecek kadar değerlidir.
Bu nedenle turizmi yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak görmek büyük bir yanılgıdır. Turizm aynı zamanda bir koruma politikasıdır. Doğayı koruyamayan, tarihini yaşatamayan ve kültürünü gelecek kuşaklara aktaramayan ülkelerin uzun vadede güçlü bir turizm sektörüne sahip olması mümkün değildir.
Bugün Akdeniz’in birçok bölgesinde yaşanan sorunlar ortadadır. Plansız yapılaşma, betonlaşan kıyılar, kaybolan doğal alanlar ve kimliğini yitiren şehirler… Kısa vadeli kazanç uğruna yapılan hataların bedeli yıllar sonra çok daha ağır ödenmektedir.
KKTC’nin aynı hataları tekrarlama lüksü yoktur.
Bizim avantajımız henüz tamamen kaybetmediğimiz değerlerimizdir. Karpaz’ın doğallığı, Girne’nin tarihi dokusu, Gazimağusa’nın kültürel zenginliği, Lefke’nin eşsiz çevresi ve köylerimizin yaşattığı gelenekler hâlâ elimizdedir. Asıl mesele bunları koruyarak ekonomiye dönüştürebilmektir.
Bunun yolu da kitle turizminden değil, nitelikli turizmden geçmektedir.
Daha fazla turist yerine daha fazla gelir bırakan turist hedeflenmelidir. Daha fazla beton yerine daha fazla kültür üretilmelidir. Daha fazla yatak kapasitesi yerine daha fazla deneyim sunulmalıdır.
Gastronomi turizmi, kültür rotaları, tarihi limanlar, doğa yürüyüşleri, bisiklet yolları, agro-turizm, yat turizmi ve kongre turizmi gibi alanlar Kuzey Kıbrıs’ın gerçek potansiyelidir. Çünkü bunlar hem çevreyi korur hem yerel ekonomiyi güçlendirir hem de turizmi yılın tamamına yayar.
Özellikle üniversitelerimizin bulunduğu bir ülkede eğitim ve kongre turizminin hâlâ hak ettiği noktaya ulaşamamış olması önemli bir eksikliktir. Üniversiteler yalnızca eğitim veren kurumlar değil, aynı zamanda kültürel ve ekonomik kalkınmanın da merkezleri olmalıdır.
Bir başka önemli konu ise ulaşım meselesidir. Turizm yalnızca otellerle gelişmez. Ulaşılabilir olmak da gerekir. Yüksek ulaşım maliyetleri ve ada ekonomisinin yarattığı dezavantajlar sektörün rekabet gücünü doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle turizm politikaları yalnızca tanıtımla sınırlı kalmamalı, ulaşım ve altyapı politikalarıyla birlikte ele alınmalıdır.
Turizmin gerçek başarısı gelen insan sayısında değil, geride bırakılan değerde ölçülür.
Ben Kuzey Kıbrıs’ın geleceğinin daha fazla turistte değil, daha fazla değerde olduğuna inanıyorum.
Çünkü bu ada, kalabalıklarla değil; kültürüyle, doğasıyla, tarihiyle ve insanıyla farklılaşabilir.
Ve unutulmamalıdır ki; koruyamadığımız hiçbir değeri satamayız, kaybettiğimiz hiçbir mirası da yeniden inşa edemeyiz.






























































































































































































