Gürcafer: Hukukun siyasallaştırılması Kıbrıs'taki diyalog sürecine zarar verir
KTİMB Başkanı Cafer Gürcafer, Fransa'da Litvanya vatandaşı Rasa Zilevice hakkında verilen iade kararının Kıbrıs'taki siyasi diyalog sürecine zarar verebileceğini belirterek, Avrupa Birliği hukukunun siyasi amaçlarla kullanılmaması çağrısında bulundu.
03/07/2026
Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği (KTİMB) Başkanı Cafer Gürcafer, Fransa'daki Aix-en-Provence İstinaf Mahkemesi'nin Litvanya vatandaşı Rasa Zilevice hakkında verdiği iade kararına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Gürcafer, söz konusu kararın yalnızca bireysel bir hukuki süreç olarak değerlendirilemeyeceğini, Kıbrıs meselesindeki siyasi dengeleri ve taraflar arasındaki güven ortamını etkileyebilecek nitelikte olduğunu ifade etti.
Gürcafer, Rum Yönetimi'nin Avrupa Birliği hukukunu siyasi amaçlarla kullandığını öne sürerek, Avrupa Birliği'ne Katılım Antlaşması'nın 10 No'lu Protokolü uyarınca Kuzey Kıbrıs'ta AB müktesebatının askıda olduğunu hatırlattı. Buna rağmen AB hukukunun Kuzey Kıbrıs üzerinde fiili egemenlik oluşturacak şekilde yorumlanmasının hukuki değil siyasi bir tercih olduğunu savunan Gürcafer, bu yaklaşımın hem hukukun güvenilirliğine hem de çözüm sürecine zarar vereceğini dile getirdi.
Mülkiyet meselesinin Kıbrıs sorununun en hassas başlıklarından biri olduğunu belirten Gürcafer, bu konunun mahkeme kararları veya tutuklama mekanizmalarıyla değil, kapsamlı bir siyasi çözüm çerçevesinde ele alınması gerektiğini kaydetti. Hukuki mekanizmaların siyasi baskı aracı olarak kullanılmasının taraflar arasındaki güvensizliği artıracağını ifade eden Gürcafer, Kuzey Kıbrıs'ta yasal çerçevede faaliyet gösteren kişi ve kuruluşların hedef alınmasının çözüm iradesine katkı sağlamayacağını söyledi.
Birleşmiş Milletler öncülüğünde yeniden canlandırılmaya çalışılan diyalog sürecine dikkat çeken Gürcafer, temmuz sonu veya ağustos başında yapılması planlanan 5+1 formatındaki gayriresmî toplantı öncesinde yaşanan gelişmelerin müzakere atmosferini olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Tarafların baskı kurmak yerine güven artırıcı adımlara odaklanması gerektiğini vurguladı.
Açıklamasında Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği'ne de çağrıda bulunan Gürcafer, BM'nin müzakere zeminini korumada daha aktif rol üstlenmesini, AB'nin ise kendi kurucu antlaşmalarına ve hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı kalmasını istedi.
Fransa'daki Aix-en-Provence İstinaf Mahkemesi'nin daha önce Behdad Caferi dosyasında iadeyi reddettiğini, ancak kısa süre sonra aynı mahkemenin Rasa Zilevice hakkında tam tersi yönde karar verdiğini hatırlatan Gürcafer, aynı hukuki çerçevede birbirinden farklı sonuçlara ulaşılmasının hukuki tutarlılık açısından soru işaretleri doğurduğunu savundu. Bu durumun, yargı kararlarının siyasi baskılardan etkilenip etkilenmediği yönündeki tartışmaları artırdığını ileri sürdü.
KTİMB olarak bugüne kadar Kıbrıs'ta kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme yönelik tüm siyasi süreçlere destek verdiklerini belirten Gürcafer, Kuzey Kıbrıs'ta yasal çerçevede yatırım yapan ve ekonomik faaliyet yürüten kişi ile kuruluşları hedef alan girişimlerin kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Gürcafer, açıklamasının sonunda Cumhurbaşkanlığı, hükümet, ilgili kurumlar ve Türkiye Cumhuriyeti yetkililerini uluslararası hukuk ve diplomasi çerçevesinde gerekli girişimleri sürdürmeye davet ederken, Kıbrıs'ta kalıcı çözümün baskı ve tek taraflı uygulamalarla değil, karşılıklı saygı, siyasi eşitlik, uluslararası hukuka bağlılık ve samimi diyalogla mümkün olacağını vurguladı.






























































































































































































