Advertisement

Advertisement

Hüseyin Ekmekçi: BM Topu Liderlere attı...

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
30/07/2026

Hüseyin Ekmekçi: BM Topu Liderlere attı...

BM’NİN DİLİ DEĞİŞİYOR, KIBRIS’TA YOL HARİTASI İLK KEZ NETLEŞİYOR… İLERLEME OLMADAN MASA DA OLMAYACAK.. BM TOPU LİDERLERE ATTI…

GUTERRES’İN MESAJI AÇIK: BU COĞRAFYADA UZLAŞMAYAN HER TOPLUM SAVAŞIYOR, ATEŞ SİZE DE SIÇRAMASIN… HER İKİ LİDERİN DE TARİHİ BİR SORUMLULUĞU VAR…

Kıbrıs sorunu yıllardır aynı yerde dönüp duruyor. Zirveler yapılıyor, fotoğraflar çekiliyor, umutlar yükseliyor, ardından hayal kırıklıkları geliyor. Sonunda da herkes birbirini suçlayıp masadan kalkıyor. Olan Kıbrıslı Türklere oluyor. Çünkü sorun, bize sorun…

BM Genel Sekreteri, üç gün adada kaldı. Liderlerle, sivil toplum temsilcileri ile bir araya geldi. Çok net bir mesaj verdi ve gitti: Ya uzlaşırsınız yanda bu çatışmalı coğrafyada birbirinizi yersiniz…

Gelelim gerçeğe… bu zirveden bir sonuç doğmuş değil. Kıbrıslı Türk halkının günlük hayatını değiştirecek somut bir kazanım da henüz yok. Ne ambargolar kalktı, ne mülkiyet sorunları çözüldü, ne de karma evliliklerden doğan çocukların mağduriyeti sona erdi.

Ama ilk kez, sürecin nasıl ilerlemesi gerektiğine ilişkin ortak bir anlayış oluşmaya başladı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in yaptığı açıklama aslında bunun en net göstergesi oldu.

“Her iki tarafın ve garantörlerin, yeterli hazırlık yapılması koşuluyla 5+1 formatındaki bir toplantıya geçilmesi konusunda mutabakatını aldığımı söylemeliyim. Bu hazırlıklar, güven yaratıcı önlemlere, metodolojiye ve özlü konulara ilişkin hazırlıkları kapsamaktadır. Çünkü daha fazla sonuç vermeyen 5+1 toplantısı yapmak istemiyorum. Çözüme giden yolu açacak başarılı bir 5+1 toplantısı gerçekleştirmek istiyorum.”

Genel Sekreter yeni bir 5+1 çağrısı yaptığını açıklıyor ancak bunun ön şartını da açık biçimde ortaya koyuyor; güven yaratıcı önlemler, metodoloji ve içerikte ilerleme olmadan yeni bir masa kurulmayacak. Başarısız olacağı baştan belli bir 5+1 toplantısını kendisinin de istemiyor.

Tufan Erhürman’ın basın toplantısında özellikle üzerinde durduğu konu da tam olarak buydu.

Erhürman’a göre 2004’te de, 2017’de de çözüm isteyen taraf bizdik. Erhürman baştan beri yalnızca çözümü istemenin yetmediğini, çözüme götürecek yöntemin de değişmesi gerektiğini savundu.

İşte bu yüzden dört maddelik metodoloji önerisini ortaya koydu. Önce güven yaratıcı önlemler… Sonra metodoloji… Ardından özlü konular… En sonunda da müzakere masası. Erhürman’ın ifadesiyle, “Bu taşları doğru döşemezsek anlamlı bir noktaya varamayız.”

Aslında BM’nin son açıklamasında ilk kez “metodoloji” kavramının resmi metne girmesi de bu yaklaşımın uluslararası zeminde karşılık bulduğunu gösteriyor. Belki de sürecin en önemli kazanımı budur. Ama Kıbrıslı Türklerin sorunlarını kısa vadede çözmeyeceği ortada…

Genel Sekreter’in yalnızca liderlerle değil, kayıp şahıslar komitesi ve teknik komitelerle de görüşmesi tesadüf değildi. Bu temaslar, güven yaratıcı önlemlerin yalnızca siyasi söylem olmadığını gösteriyor. Guterres de bunu açıkça söyledi.

Erhürman’ın dikkat çektiği önemli başlıklardan biri de mülkiyet meselesiydi. Yasa Yeşilada olayı tam da Genel Sekreter’in ziyareti öncesinde yaşandı. Erhürman bu gelişmenin güven yaratıcı önlemler ruhuna aykırı olduğunu Genel Sekreter’e doğrudan aktardığını söyledi.

Haklı bir uyarıydı. İnsanlar karşı tarafa geçmeye korkacak hale gelirse bunun adına güven yaratıcı önlem denemez. Tam tersine güven aşınır. Üstelik Erhürman bir başka önemli gerçeğe de dikkat çekti. Kimse “KKTC’de böyle şey olmaz” demesin.

Eski Rum mallarının rıza dışında kullanımına ilişkin nasıl davalar açılıyorsa, benzer hukuki tartışmalar farklı yönlerde de gündeme gelebilir. Kuzeyde de bir Rum tutuklanabilir… Şikayetçi olacak Türk mü yok! Mülkiyet başlığındaki çözümsüzlük devam ettiği sürece bu risklerin tamamı masada duruyor.

Erhürman, masada; Karma evliliklerden doğan çocukların yaşadığı mağduriyet… Spor ambargoları… Yeşil Hat Tüzüğü…Geçişlerde yaşanan sorunlar… Rum tarafının silahlanması ve asker sayısını artıran adımları… Bütün bunların güven ortamını zedelediği BM’ye anlatıldı.

Ve en dikkat çekici cümlesi şuydu: “Düne göre bugün daha umutluyum.” Bu umut, ortada bir çözüm olduğu için değil… İlk kez herkesin önünde bir yol haritası oluşmaya başladığı için. Yetmez ama, gördük ki Genel Sekreterin dili Erhürman’ın ortaya koyduğu yol haritası ile uyumluydu…

Kısacası, BM’nin koyduğu hedef belli. Güven yaratıcı önlemlerde ilerlemek. Metodolojiyi olgunlaştırmak. Özlü konularda mesafe almak. Ve ardından gerçekten sonuç üretecek bir 5+1 toplantısını gerçekleştirmek.

Henüz kutlanacak bir zafer yok. Henüz Kıbrıslı Türk halkının cebine, pasaportuna ya da günlük yaşamına yansıyan somut bir kazanım da yok. Ancak şu da bir gerçek… Uzun zamandır ilk kez BM’nin kullandığı dil ile Tufan Erhürman’ın aylardır savunduğu yaklaşım aynı noktada buluşmaya başladı.

Buna “Erhürman’ın zaferi” demek doğru olmaz. Ama şu söylenebilir: Erhürman’ın ısrarla savunduğu “önce güven, sonra metodoloji, ardından sonuç odaklı müzakere” yaklaşımı artık BM’nin resmi söyleminin de önemli bir parçası haline geldi.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK KIBRIS

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.