Advertisement

Advertisement

Hüseyin Ekmekçi: Rum Tarafı'nın AB arkasına saklanarak Türkiye'yi dövme çabası devam etti...

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
29/07/2026

Hüseyin Ekmekçi: Rum Tarafı'nın AB arkasına saklanarak Türkiye'yi dövme çabası devam etti...

GUTERRES’İN “GÜVENLİK VE REFAH” VURGUSU, DOĞU AKDENİZ’DEKİ ENERJİ HAMLELERİYLE AYNI DÖNEME DENK GELDİ

RUM TARAFININ AB ARKASINA SAKLANARAK TÜRKİYE’Yİ DÖVME ÇABASI DEVAM ETTİ. AB NE YAPACAK? TÜRKİYE İLE BİR DENGE Mİ SAĞLAYACAK; YOKSA RUMLARLA YÜRÜMEYE DEVAM EDEREK BÖLGEDEKİ GÜÇ DENGESİNİ DAĞITACAK? BU KISMI HASSASİYETLE İZLEMELİYİZ

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs’ta yaptığı “çözüm artık her zamankinden daha önemli” açıklaması ile Güney Kıbrıs’ın doğal gaz sahalarında peş peşe aldığı yatırım kararları dikkat çekici bir zamanlamaya işaret ediyor.

Guterres, bölgedeki jeopolitik değişimler ve artan krizler nedeniyle Kıbrıs sorununun çözümsüz kalmasının artık daha büyük riskler taşıdığını söyledi. “Kıbrıs’ın istenmeyen gelişmelerin merkezine sürüklenmemesi için çözüm bulunmasına özel önem veriyoruz” ifadelerini kullandı

Guterres “Güvenlik ve refah” yaklaşımını yeniden gündeme getirdi. Neden yeniden? Hatırlayalım… Aslında bu yaklaşım yeni değil. BM Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin de 1 Temmuz’da yaptığı değerlendirmelerde vurgulamıştı, aynı yaklaım

Bayan Holguin, “Kıbrıs’ta çözümün yalnızca siyasi bir hedef olmadığını, Doğu Akdeniz’de güvenlik ve ekonomik refah açısından da kritik hale geldiğini” vurgulamıştı. BM uzun süredir bölgedeki çatışmalardan Kıbrıslıların ancak “ortak akılla” kurtulacağına vurgu yapıp duruyor

Bu açıklamalar yapılırken enerji cephesinde de önemli bir gelişme yaşandı. ENI’nin ardından TotalEnergies de Güney Kıbrıs’ın tek taraflı ilan ettiği Münhasır Ekonomik Bölgesi’ndeki Kronos doğal gaz yatağı için Nihai Yatırım Kararı’nı (FID) aldı.

Projeyle doğal gazın 2028 yılında üretime başlaması, Mısır’daki LNG tesislerine taşınarak Avrupa pazarına ulaştırılması hedefleniyor. En az Kıbrıslı Rumlar kadar Kıbrıslı Türklerin de bu adadaki doğal zenginliklerde hak sahibi olduğunu belirtmek gerekiyor…

Ortaya çıkan tablo, Kıbrıs meselesinin artık yalnızca iki toplum arasındaki siyasi anlaşmazlık olmadığını; enerji güvenliği, Avrupa’nın doğal gaz arzı ve Doğu Akdeniz’in yeni jeopolitik dengeleriyle doğrudan bağlantılı hale geldiğini gösteriyor. Ancak dikkat çeken bir başka nokta daha var.

Uluslararası aktörlerin açıklamalarında sürekli “güvenlik”, “istikrar”, “enerji”, “refah” ve “bölgesel iş birliği” kavramları öne çıkarken, Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliği, uluslararası izolasyonu, ekonomik mağduriyeti ya da haklarına ilişkin somut bir hassasiyet neredeyse hiç dile getirilmiyor.

Bugün ortaya konulan diplomatik çabanın merkezinde, Kıbrıslı Türklerin geleceğinden çok Doğu Akdeniz’in güvenliği ve Avrupa’nın enerji çıkarlarının bulunduğu yönündeki değerlendirmeler giderek daha fazla güç kazanıyor.

Bu nedenle Kıbrıs’ta yürütülen yeni diplomatik süreci yalnızca “çözüm arayışı” olarak değil, değişen jeopolitiğin ve enerji denklemindeki yeni çıkarların bir yansıması olarak okumak gerekiyor. Özellikle BM ve AB, Kıbrıslı Türkleri daha fazla yalnız bırakmamalı…

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tüm iyi niyetiyle süreci 5+ 1 konferansa taşımak istiyor. Zaten adaya geliş amacı da sonuç alıcı bir konferans toplamak. En azından kendinden sonra göreve gelecek genel sekretere üzerine çözüm inşa edebileceği bir masa bırakmak.

Ne yazık ki, Rum lider Hristodulidis’in süreç öncesinde ve Rum sözcünün dün yaptığı açıklamalar BM Genel sekreterinin çabalarına destek vermiyor. Rum sözcü genel sekreter Erhürmanla görüşmeden, “ya tek egemenlik ya da süreç biter” diyerek tavrını ortaya koydu…

Özellikle Kıbrıslı Türkleri yok sayan, ve Kıbrıs sorununu Türkiye’yi dövmek için bir çivili değnek gibi kullanmaya çalışan Rum liderliği yaklaşımına karşı, AB’nin tavrı önemli. Görünen o ki, Türkiye süreci yapıcı bir şekilde desteklerken, AB’nin de denge kurmasını bekliyor. Bu bizim için de önemli

KKTC cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, süreç boyunca açıklama sayılacak hiçbir şey söylemedi. Süreci germeme adına oldukça hassas davrandı. Sadece “Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin iyi niyetli çabalarına destek vermeye devam edeceğiz” demekle yetindi.

Muhtemelen bugün geniş bir açıklama yapar. Hem Genel Sekreter gelmeden Rum lider Hristodulidis’in, hem genel sekreter adadayken Rum sözcünün yaptığı, birleşmiş milletler çabasına yardımcı olmayan açıklamalara tek tek cevap verir. Ve umarım biraz öfkelenir…

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK KIBRIS

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.