Advertisement

Advertisement

Hüseyin Ekmekçi: Siyaset eliyle komisyon işlevsiz hale getiriliyor

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
12/06/2026

Hüseyin Ekmekçi: Siyaset eliyle komisyon işlevsiz hale getiriliyor

KKTC DEVLETİ, UZUNCA BİR SÜREDİR İÇ HUKUK YOLU OLAN VE TÜRKİYE’Yİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ’NDE AĞIR TAZMİNATLARDAN KURTARAN TAŞINMAZ MAL KOMİSYONU’NU GÖRMEZDEN GELİYOR.

AİHM, ETKİN BİR İÇ HUKUK YOLU OLARAK KABUL ETTİĞİ KOMİSYONU ORTADAN KALDIRABİLİR. KIBRIS RUM LİDERLİĞİ VE KİLİSE DE TAM OLARAK BUNU İSTİYOR.

BUNA RAĞMEN, SİYASET ELİYLE KOMİSYON İŞLEVSİZ HALE GETİRİLİYOR. RUM LİDERLİĞİNİN SİYASETLE BAŞARAMADIĞINI, KKTC YÖNETİMİ İLGİSİZLİĞİYLE YERİNE GETİRİYOR.

Taşınmaz Mal Komisyonu (TMK), 2005 yılında kabul edilen 67/2005 sayılı Taşınmaz Malların Tazmini, Takası ve İadesi Yasası ile kuruldu ve 17 Mart 2006 tarihinde fiilen faaliyete başladı. Ancak TMK’nın kuruluşu sadece hukuki değil, aynı zamanda son derece önemli bir siyasi hamleydi.

Bu siyasi adımın üç ana nedeni vardı. Öncelik, mülkiyet meselesini uluslararası mahkemelerden KKTC iç hukukuna taşımaktı. Devamında Türk siyasetinin ana hedefi iki kesimliliği korumaktı. Son olarak da mülkiyet kaynaklı uluslararası baskıyı kırmaktı. Başarıldı.

O dönem Türkiye’nin de desteği ile, içerisine uluslararası hukukçu ve yabancı hukukçuları da alan komisyon, ne oldu da bugün gözden çıkarıldı? Siyasi bir tavır mı aldık, yoksa hükümet kaynak yaratmaktan aciz kaldığı için mi bu durumdayız?

Para ödemiyoruz, dosyaları sonuçlandırmıyoruz. Rum siyaseti ve kilise, kuzeydeki malların satışından son derece rahatsız. Biz ise bu konuda etkisiz kalarak hem Rum liderliğini hem de kiliseyi memnun ediyoruz. Rum siyaseti sürekli olarak konuyu Avrupa Komisyonu içerisinde aktif tutuyor.

Sonuç mu? Hedefleri, AİHM tarafından KKTC’deki komisyonun “işlevini yitirdiği gerekçesiyle” ortadan kaldırılması. Bir iç hukuk yolu olan komisyonun gözden çıkarılmasını aklım almıyor. Rum mal satıyor, Türk de alıyor. Geliştirilmesi gereken komisyonun faaliyet alanıyken, bizim durumumuza bakın.

Mal Tazmin Komisyonu dosyası yeniden AİHM eksenine havale edildi.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nde yapılan oylamada, Taşınmaz Mal Komisyonu’na ilişkin dosyanın yeniden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ekseninde değerlendirilmesine karar verildi. Korkulan, AİHM’in sırt çevrilen başvurular ve ödenmeyen tazminatlar nedeniyle komisyonu lağvetmesi.

Taşınmaz Mal Komisyonu bugüne kadar Kıbrıs sorununda çoğu zaman savunma refleksiyle ele alınmış, uluslararası alanda “başımıza iş gelmesin” diye kullanılan bir mekanizma oldu. Oysa Annan Planı sürecinde, Yeşil Hat Tüzüğü ile birlikte elimizde kalan en önemli kazanımlardan biridir.

Taşınmaz Mal Komisyonu bugün gelinen noktada, doğru kurgulandığı takdirde Kıbrıs’taki siyasi ve ekonomik tıkanıklığı aşabilecek gerçek bir oyun değiştiriciye dönüşebilir. Mevcut istatistikler bize hem riskleri hem de fırsatları aynı anda gösteriyor.

KKTC hükümetinin, özellikle TMK’ya yapılan başvuruları görmezden gelmesi, Rumların komisyonun kapanmasına yönelik girişimlerine rağmen sürece kayıtsız kalması, aklımın alacağı bir şey değil. İnşaat sektörü ile zenginleşen KKTC’de, komisyona kaynak bulmamak akıl işi mi?

En son tapu sistemindeki uygulamalar nedeniyle 42 milyon Sterlin civarında bir miktarın komisyona aktarılması gerekirken maaşa gittiğini de defalarca basından okudunuz. Bu kayıtsızlığın tek nedeni kaynak mı? Yoksa gerçekten hükümet komisyonu gözden çıkardı mı?

Komisyon nasıl ortaya çıktı? Titina Loizidou davasını anımsayan var mı? Rum kadın, Girne’deki evine gidemediği, kullanamadığı için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitmiş, Türkiye emsal davada milyarlarca Euro tazminat ödemekle karşı karşıya kalmıştı.

Süreç, adada ilk kapının açılmasına neden olmuştu. Nisan 2003… Neden açıldı kapılar? İsteyen Rum, kuzeydeki malına ulaşsın diye. Kıbrıslı Türkler Ayia Napa’da gezsin, Alfa Mega’da alışveriş yapsın ya da Zigi’de balık yesin diye değil. İlk kapının açılmasının siyasi bir gerekçesi vardı.

Neydi? Türkiye’yi aşırı tazminatlardan kurtarmak. Zira AİHM, KKTC’yi alt yönetim olarak kabul etmiş, Türkiye Cumhuriyeti’ni doğrudan muhatap kabul etmişti. Kıbrıslı Rumların mallarına ulaşamaması, kullanımından kaynaklanan ekonomik kayıplar binlerce dava getirmişti.

Loizidou davası karar aşamasına geldiğinde, kapıların açılması Türkiye’yi tazminatlardan kurtaracak bir ara yol olarak ortaya çıktı. Kısacası Rumlara, “Git evini gör” dendi. Devamı komisyon oldu. Komisyon da kuzeydeki Rum mallarının satışının önünü açtı. Hem de uluslararası hukuk desteğiyle.

Taşınmaz Mal Komisyonu’na bugüne kadar 8 bin 628 başvuru yapıldı. Bu başvuruların 3 bin 257’si sonuçlandırılırken, 5 bin 371 başvurunun işlemleri devam ediyor. Komisyon tarafından bugüne kadar hükmedilen toplam tazminat miktarı 657 milyon 787 bin 562 Sterlin.

Sonuçlandırılan dosyalar içerisinde 1.988 başvuru tazminatla, 5 başvuru iade ile, 10 başvuru iade ve tazminatla, 2 başvuru takas ve tazminatla, 1 başvuru ise kısmi iade ile sonuçlandı. Ayrıca 1.239 başvuru geri çekildi, reddedildi veya iptal edildi.

İşlemleri devam eden 5 bin 371 dosyanın 3 bin 77’sinde görüş dosyalanırken, 2 bin 294 dosyada henüz görüş dosyalanmadı. Görüşü dosyalanan 3 bin 77 dosyanın 1.171’inde ek belge beklenirken, 1.906 dosya ise zabıt veya dava aşamasında bulunuyor.

Dün akşam Hristodulidis resmen bayram etti, kararın AİHM’e bırakılmasını kutladı. Kıbrıslı Rum liderin ve kilisenin iptalini istediği komisyonu, KKTC makamları el birliği ile ortadan kaldırıyor. Ne denir bilemedim. Bildiğim, bu kayıtsızlık bizi dünyadan daha da izole ediyor.

İstenen bu mu? Bilinçli mi yapılıyor?

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK KIBRIS

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.