Advertisement

Advertisement

Hüseyin Ekmekçi yazdı: Dua edin KKTC'de bakan müsteşar oluyorsunuz

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
23/09/2026

Hüseyin Ekmekçi yazdı: Dua edin KKTC'de bakan müsteşar oluyorsunuz

DUA EDİN KKTC’DE BAKAN, MÜSTEŞAR, MÜDÜR OLUYORSUNUZ. HESAP SORULAN BİR DÜZENDE, BU RAKAMLARIN ARDINDAN KİMSE KOLTUĞUNDA BU KADAR RAHAT OTURAMAZDI

ZARAR BÜYÜK; SİSTEM ÇALIŞMIYOR; ÇALIŞACAĞI DA BELLİ DEĞİL… HALEN YAZILIM BEKLENİYOR… ÇALIŞAN SİSTEM AMBARDA ÇÜRÜYOR… NE GÜZEL MEMLEKET

Sayıştay raporunu birkaç gün önce yazdım. Ama belli ki bir kez yazmak yetmiyor. Çünkü memlekette bazı rakamlar o kadar büyük, bazı ihmaller o kadar ağır hale geldi ki iki gün konuşulup unutuluyor. Sonra hayat devam ediyor. Sorumlu? Yok. Hesap? Yok. Açıklama? Yok.

Rakamları yeniden hatırlayalım. Eski sistem için 2006’dan itibaren toplam 5 milyon 698 bin 778 Euro sözleşme bedeliyle 120 kamera alındı. Sayıştay, çalışan sabit kameraların neden değiştirilmesi gerektiğini ortaya koyan bir teknik rapora ulaşamadı.

Sonra yeni sisteme geçildi. 130 sabit, 20 mobil, toplam 150 kamera. 10 Nisan 2026’ya kadar Radarsan’a 134 milyon 486 bin TL ödendi. Üstelik ödemeler tamamlanmış da değil. Peki sonuç? Eski sistemde lisans sorunu çözülemedi. Xilium’a erişim 8 Nisan 2025’te kapandı.

Kameralar ihlali görüyor, devlet cezayı yazamıyor. Sayıştay’ın tahmini hesabı 600 milyon 334 bin 571 TL. Sayıştay, bazı bulguların kamu zararı oluşturabileceğini değerlendiriyor ve konunun Hukuk Dairesi’nin bilgisine getirilmesi gerektiğini söylüyor.

Yeni sistem geldi. Bu kez başka sorun. Enforcex, polisin sistemiyle entegre edilemedi. Kameralar 16 Ocak 2026’da devreye alındı ama tespit edilen ihlaller cezaya dönüşemedi. Rum plakalı araçlarda entegrasyon ayrı sorun. 20 mobil kamera rapor tarihinde PGM’ye teslim edilmemiş.

Gece görüntülerinde plaka, sürücü ve araç modeli net belirlenemedi. Canlı görüntüye PGM erişemiyor. Sunucu Bakanlıkta. Sayıştay bunun mevzuata aykırılık oluşturabileceğine de dikkat çekiyor. Yani eskiyi çalıştıramadık. Yenisini de tam çalıştıramadık. Arada yüz milyonlar uçtu.

Şimdi gelelim benim asıl anlamadığım yere. Bu rapor başka bir demokratik ülkede yayımlansa ne olurdu? Siyasi sorumluluk tartışılırdı. İdari sorumluluk araştırılırdı. Kamu zararı varsa kimden kaynaklandığı ortaya çıkarılırdı. Hukuki süreç başlardı. Makamına bakılmazdı.

Bakan mı? Müsteşar mı? Müdür mü? Bürokrat mı? Kim karar aldıysa, kim ihmal ettiyse, kim denetlemediyse onun sorumluluğu araştırılırdı. Bizde ne oluyor? “Türkiye Cumhuriyeti istedi. “Türkiye Cumhuriyeti karar verdi.” Makamı kullananlar suçu Türkiye’ye atma derdinde

Bakanlığın Sayıştay’a verdiği yanıtta da yeni sisteme geçişin Türkiye-KKTC protokolü kapsamında yapıldığı, politika tercihi ve gerekçelerin Bakanlık tarafından belirlenmediği ifade ediliyor. Ama bu cevap başka soruları ortadan kaldırmıyor.

Çünkü sistemi burada uygulayan bir kamu yönetimi var. Entegrasyonu burada yapacak kurumlar var. Çalışıp çalışmadığını kontrol edecek makamlar var. Kamu kaynaklarını ve trafik güvenliğini korumakla görevli insanlar var.

Kusura bakmayın. Makamın arabasına binerken Türkiye Cumhuriyeti karar vermiyor. Sekreterinizi kullanırken Türkiye Cumhuriyeti karar vermiyor. Maaşınızı alırken, makam odasında otururken, açılış yaparken, kurdele keserken yetki sizin. Ama iş sorumluluğa gelince mi Ankara? Olmaz.

Türkiye finansmanı sağlamış olabilir. Protokol yapılmış olabilir. Sistem Türkiye tarafından önerilmiş veya tercih edilmiş olabilir. Bunların hiçbiri KKTC’de görev yapan makamların kendi görev alanlarındaki idari ve teknik sorumluluğunun araştırılmasına engel değil.

Zaten Sayıştay’ın sorduğu soru da çok basit. Eski kameraların neden değiştirilmesi gerektiğine ilişkin teknik inceleme nerede? Yeni kameraların güvenlik açıkları, ölçüm doğruluğu, uluslararası akreditasyonu ve KKTC koşullarına uygunluğu önceden incelendi mi?

Sayıştay bu konularda istediği belgelerin önemli bölümüne ulaşamadığını yazıyor. Hatta denetim kapsamında Bakanlıktan talep edilen bazı bilgi ve belgelerin sunulmadığını da raporuna koyuyor. Bundan daha ciddi ne olması gerekiyor? Bu ülkede kamu zararı yalnızca bu dosyada yok.

İşte esas tehlike bu. 600 milyon 334 bin 571 TL küçük para değil. Üstelik Sayıştay’ın söylediği şey “kesinleşmiş 600 milyon TL kamu zararı vardır” da değil. Doğru okuyalım: Bu tutar, cezaya dönüştürülemeyen hız ihlallerinin tahmini değeri.

Sayıştay ilgili bulguların kamu zararı oluşturabileceğini söylüyor ve Hukuk Dairesi’nin değerlendirmesine gönderilmesini istiyor. O zaman gönderin. İnceleyin. Sorumluları belirleyin. Kamu zararı varsa hesabını sorun. Yoksa da çıkın, vatandaşa neden olmadığını anlatın. Ama susmayın.

Günlerdir bu rapor ortada. Ben doyurucu bir açıklama duymadım. “Şu nedenle oldu, sorumluluk şurada, şu tedbirleri aldık, şu tarihte sistem tamamen çalışacak, kamu zararına ilişkin şu işlemi başlattık” diyen bir yetkili görmek istiyorum.

Normal işleyen bir ülkede böyle bir Sayıştay raporunun ardından dosya çoktan açılır, sorumluluk zinciri araştırılırdı. Bizde ise hâlâ birbirimize bakıyoruz. O nedenle bu kez bu dosya unutulmasın. Birileri çıksın. Vatandaşın karşısına geçsin. Rakamları tek tek anlatsın.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK KIBRIS

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.