Advertisement

Advertisement

İsaak ve Solomu’nun ölümüyle sonuçlanan Derinya olaylarını planlayan Hacikostas, 30 yıl sonra olayı anlattı

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
14/08/2026

İsaak ve Solomu’nun ölümüyle sonuçlanan Derinya olaylarını planlayan Hacikostas, 30 yıl sonra olayı anlattı

 Rum Motosikletlilerin, Tasos İsaak ve Solomos Solomu’nun ölümüyle sonuçlanan Ağustos 1996’da Derinya'daki sınır delme girişimini planlayan Yorgos Hacikostas, 30 yıl sonra olayı anlattı. 

Politis Hacikostas’ın anlattıklarını okurlarına “30 Yıl Sonra Derinya Olayları… Motosikletlilerin Büyük Sürüşünü Planlayan ve Organize Eden Adam Politis’e Konuştu” başlığıyla aktardı.

Gazeteye göre, 1995’te motosikletlerle “Mağusa’ya varmak hedefiyle” Bostancı’ya düzenledikleri sürüş dönüşünde, Rum Motosikletliler Federasyonu Başkanı olarak daha etkin bir eylem yapmaları gerektiğini düşündüğünü söyleyen Hacikostas, aklına Kıbrıs sorununu enternasyonalize etmek için “Berlin’den Girne’ye sürüş etkinliği yapma” fikri geldiğini kaydetti.

Hacikostas, “O dönemde motosikletliler serseriydi ve toplum gözündeki imajımız iyi değildi” dedi ve hazırlanmak için bir yıl gerektiğine işaret etti.

Görüştüğü Alman Motosikletliler Federasyonu Başkanı’nın, Berlin’den büyük bir sürüş başlatma fikrini hemen kabul ettiğini, Almanya ile birlikte 17 ülke federasyonunun kendilerine destek vermeyi kabul ettiğini anlattı.

Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposluğundan para alıp almadıkları, eylemi kimin finanse ettiği sorulduğunda “Avrupa Motosikletliler Federasyonu’na başvurduk. Gerek onlardan gerek yabancı motosikletlilerden maddi ve manevi destek bulduk” cevabını veren Hacikostas, “Kilise yardım etmedi mi?” sorusu üzerine “Evet, maddi yardım aldık. Bağış kampanyası başlattık ve halktan, yapabileceği kadar yardımda bulunmasını istedik.” dedi.

Hacikostas, zamanın Başpiskoposu I’inci Hrisostomos’un kendisini ofisine çağırarak şahsının ve Kilise’nin desteğini ilettiğini belirttiğini söyledi ve "İlk başta 10 bin lira (Kıbrıs lirası) daha sonra da 5 bin lira verdi.” ifadesini kullandı.

Gazetenin “Klerides’in müdahalesi, tam olarak ne oldu? Sürüş iptal mi edildi?” sorusuna karşılık “Sürüş, sadece birkaç dakika iptal oldu çünkü başlaması gerekiyordu.  O günün sabahında sürekli toplantılar yapılıyordu. Plan, Limasol ve Baf’tan motosikletlilerin Lefkoşa’ya gelmesi, Larnaka’dan geleceklerin de Mağusalılarla birleşmesi idi.” dedi.

Etkinlik sabahında, buluşma yeri olan “Makarios Stadına” gitmek üzereyken zamanın Polis Genel Müdürü Haciloizu’nun kendisini telefonla arayarak çok acele ofisine gitmesini istediğini söyleyen Hacikostas, her zaman bir arada olduklarını ve neden etkinlik sabahı ofisine gitmesi gerektiğini sorduğunda “Başkan Klerides istedi” cevabını aldığını anlattı.

Hacikostas Yunan Motosikletliler Federasyonu Başkanı ile birlikte gittikleri Rum Başkanlık Sarayı’nda kendilerini Başsavcının beklediğini, görüşmeye oturur oturmaz da Türk tarafından o günlerde yoğun olarak yapılan uyarıları ele aldıklarını söyledi.

“Biz uyarıları görmezden gelmiştik ancak görüşmemiz sırasında, Klerides'in bazı telefon görüşmeleri yaptığını işittim. Konuştuğu kişilerin BM Genel Sekreteri, ABD Dışişleri Bakanı ve diğer önemli kişiler olduğunu anladım.” diyen Hacikostas, şöyle devam etti:

“Tehditler Türkiye’den ve Denktaş’tan geliyordu. Biz onları görmezden geldik ve ne olursa olsun Girne’ye gitmekte ısrar ettik. Herkesin önünde Başkan’a ‘sürüşün iptal olmasını istiyorsanız bizimle birlikte gelin ve onlara siz söyleyin ve tehlikeleri izah edin’ dedim. O da (Klerides) ‘Ne kadar risk var biliyor musun? Yunanistan’ı da savaşa sürükleyeceğiz ve Yunanistan hazır değil’ dedi. Sonra ikimiz ofisine girdik ve Başkan bana bazı devlet sırlarını söyledi.”

Hacikostas, Klerides’in kendisine verdiği “Devlet sırlar” hakkında ise şunları söyledi:

“Bunlardan biri, o dönemde bir miktar Rus tankı gelecek ve daha fazlasının izleyecek olmasıydı. Sanırım 80 kadar.  Yine bazı Yunan tankları ve S-300’ler gelecekti. O zaman kimse bunlar hakkında bir şey bilmiyordu. Başkan Klerides bütün bunları anlattıktan sonra bana ‘bunlar geldiğinde ben sana sürüş yap diyeceğim. Ancak bugün iptal etmelisin’ dedi. Bu arada, sürüşün iptal olduğunu açıkladığımda motosikletliler halihazırda kendi başlarına Derinya’da toplanmıştı. Can kaybı da olduğunu yolda öğrendik.”

Gazetenin, KKTC’ye nasıl geçmeyi planladıklarını sorduğu Hacikostas, “Yöntemi bulmuştuk. Geçebileceğimiz birçok alan vardı. 13 bin kişiydik ve 170 de yabancı vardı.” dedi, özetle şunları söyledi:

“Sürüşümüze destek veren bütün ülkelerin bayrakları da hazırdı. Denktaş, ateş açacağı tehdidinde bulunuyordu. Ben, Yunanistan’dan Amerika’ya kadar 170 de yabancı olduğundan, geçersek buna cesaret edemeyeceğine inanıyordum. Şunu söyleyeyim, izlenecek güzergahı, nasıl ve nereden gideceğimizi sadece ben biliyordum.  Katılanların bildiği tek şey, bitiş yerinin Girne olduğuydu.”

Hacikostas gazetenin, “Ozaman olanlardan pişmanlık duyuyor musunuz? Gelişmelerin yönetilmesi vb pişman olduğunuz bir şey var mı?” sorusuna “Hayır” cevabını verdi, şunları ekledi:

“Şartların ve olguların gerektirdiği gibi davrandığıma inanıyorum. Başka bir şey yapamazdım. Sorumluluk hükümetteydi. Daha önce de dediğim gibi o dönemde motosikletliler toplumun serserileriydi. Hükümet bizi ciddiye almadı. Şahsen ben, sürüşten 6 ay önce Başkan Klerides’e mektup gönderdim ve yapacaklarımızı detaylı olarak aktardım. Başkanlık Sarayı’na bizzat götürerek kapıya bıraktım. Başkan ile yüz yüze görüştüğümüz gün, hiçbir şey almadığını söyledi.”

Taşkınlıklar sırasında hayatını kaybeden İsaak ve Solomu’nun aileleri ile ilişkilerinin nasıl olduğu sorulduğunda Hacikostas, “Çok iyi.  Görüştük ve asla kötü bir şey olmadı. Çocuklarını kahraman görüyorum. Ne zaman görüşsek kibar davranıyorlar” dedi.

Gazetenin, “Başpiskopos I’inci Hrisostomos sürüşün iptal edildiğini duyduğunda nasıl tepki gösterdi?” sorusuna karşılık Hacikostas, her şey olup bittikten sonra görüştüğü Hrisostomos’un “Sürüşün iptal edilmemesi gerektiğini söylediğini belirterek şunları ekledi:

“Türklerin tehditlerine boyun eğmememiz gerektiğini düşünüyordu. Olaylarla ilgili kendi algısı vardı. Bana, Başkan’ı (Klerides) dinlememem gerektiğini söyledi. Bana tam olarak ‘Kıbrıs kan dökülmeden özgürlüğüne kavuşamaz’ dedi. Başkan Klerides de bana oğluymuşum gibi davranıyordu.”

“Bunca şeyden sonra geriye ne kaldığı” sorulduğunda, “Öncelikle Kıbrıs sorununun yurtdışında devasa bir tanıtımı olduğunu” söyleyen Hacikostas, “Hükümet olayın semeresini toplamaya çalıştı, bunun için daha sonra ne zaman toplantı gerçekleştirilse tanıtım için kurbanların ailelerini gönderdi. Aslında kendilerini öne çıkarmak içindi. Herkes bu hikayeden faydalanmaya çalıştı.”

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK KIBRIS

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.