Kemal Baykallı: Kıbrıs sorununda yeni bir sürece girilecekse tünelin sonundaki ışık görülmeli
29/07/2026
Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Merkez Yürütme Kurulu Üyesi, Dış İlişkiler ve Dijital Diplomasi Sekreteri Kemal Baykallı, Ada TV’de Nupelda Karabuğday’ın hazırlayıp sunduğu Günaydın Ada programına konuk oldu.
Baykallı programda Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres’in Kıbrıs ziyareti, müzakere süreci, bölgesel gelişmeler, Kıbrıs Türk toplumunun iç sorunları ve TDP’nin yaklaşan seçimlere yönelik hazırlıkları hakkında değerlendirmelerde bulundu.
“Guterres’in ziyareti teknik takvimin ve bölgesel gelişmelerin sonucudur”
Guterres’in 16 yıl aradan sonra Kıbrıs’a gerçekleştirdiği ziyareti değerlendiren Baykallı, ziyaretin yalnızca Genel Sekreter’in görev süresinin sonuna yaklaşmasıyla açıklanamayacağını söyledi.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın seçilmesinin ardından Kıbrıs sorununa ilişkin yeni bir siyasi ortam oluştuğunu belirten Baykallı, Güney Kıbrıs’ın Avrupa Birliği dönem başkanlığı nedeniyle sürecin belirli bir takvime bağlı olarak ilerlediğini ifade etti.
Baykallı, Guterres’in ziyaretinde İran, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki gerilim, Rusya-Ukrayna savaşı, Avrupa’nın güvenliği, NATO’nun geleceği ve Doğu Akdeniz’deki enerji politikaları gibi bölgesel gelişmelerin de etkili olduğunu kaydetti.
“Türkiye’yi dışlayarak bu bölgede istikrarlı bir yapı kurmak mümkün değildir. Türkiye NATO üyesidir, Güney Kıbrıs ise Avrupa Birliği üyesidir. Bunların bir noktada uzlaştırılması yönünde yeniden bir ihtiyaç doğmuştur” diyen Baykallı, Genel Sekreter’in taraflara cesaret vermek ve makamının siyasi ağırlığını sürece aktarmak amacıyla adaya geldiğini söyledi.
“Kıbrıslı Türklerin önceliği mevcut haklarına sahip çıkmaktır”
Tarafların çözüm konusunda ortak bir noktada buluşmasının mümkün olduğunu ifade eden Baykallı, uluslararası ilişkilerin çıkarlar üzerinden şekillendiğini ancak Kıbrıs Türk toplumunun kendi gelecek vizyonunu ortaya koyması gerektiğini belirtti.
Baykallı, Kıbrıslı Rumların Kıbrıslı Türklerin adanın eşit ortaklarından biri olduğunu ve karar süreçlerinde eşit söz hakkına sahip bulunduğunu kabullenmesi gerektiğini söyledi.
“Kıbrıslı Türklerin birincil önceliği, var olan haklarına sahip çıkmak ve elindeki bütün yetkileri kullanmaktır. Tarafların pozisyonlarının yakınlaşabileceğini ve bunun için yaratıcı modeller bulunabileceğini düşünüyorum. Ancak bunun öncelikle zihinlerde kabul edilmesi gerekir” dedi.
“Yeni süreç geçmiş uzlaşıların üzerine kurulmalı”
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın ortaya koyduğu dört maddelik metodolojinin doğru bir yaklaşım olduğunu belirten Baykallı, yeni bir müzakere sürecinin geçmiş deneyimleri ve bugüne kadar sağlanan uzlaşıları temel alması gerektiğini söyledi.
“Kıbrıs sorununda yeniden sıfırdan başlayacak, aylarca ve yıllarca sürecek bir sürece girilmemelidir. Yeni bir sürece girilecekse sürecin sonunun görülebilmesi, tünelin sonundaki ışığın belirgin olması gerekir” ifadelerini kullandı.
Baykallı, Guterres’in ziyaretinin tarafları olası bir 5+1 toplantısına hazırlamaya yönelik olduğunu ancak bu toplantının henüz kesinleşmediğini belirtti.
Maraş, toprak düzenlemeleri ve güven yaratıcı önlemlerle ilgili kamuoyuna yansıyan senaryoların yeni olmadığını kaydeden Baykallı, resmî olarak açıklanmamış planlar üzerinden yürütülen tartışmaların toplumun gerçek gündemini gölgeleyebileceğini söyledi.
“Toplumun gerçek gündemi ateş içindeki mutfaktır”
Kıbrıs Türk toplumunun yalnızca çözüm sürecine ilişkin gelişmelere odaklanmaması gerektiğini ifade eden Baykallı, sağlık, eğitim, ekonomi, adalet sistemi ve sahte diploma sorunlarının toplumun günlük yaşamını doğrudan etkilediğini belirtti.
“Daha ortada olmayan ve resmen açıklanmayan planları tartışmak bizi gerçek gündemimizden koparıyor. Kıbrıslı Türklerin gerçek gündemi ateş içindeki mutfaktır; alamadığı sağlık hizmetidir, sahte diplomalardır, toplumsal adaletsizliğe duyulan tepkidir ve geleceğe ilişkin kaygılardır” dedi.
Her sorunun Kıbrıs sorununa bağlanmasının yanlış olduğunu söyleyen Baykallı, ülkede yaşanan pek çok sıkıntının kötü yönetim ve planlama eksikliğinden kaynaklandığını vurguladı.
“Kıbrıs sorununu çözsek de sağlık, eğitim ve ekonomi alanındaki sorunlar önümüzde duracaktır. Gökyüzünden sihirli bir değnek gelmeyecektir. Biz kendi ev ödevimizi bugünden yapmak zorundayız” ifadelerini kullandı.
“Kıbrıs sorunu kötü yönetimin bahanesi olamaz”
İnşaat sektöründeki sıkıntılar, mülkiyet sorunları, üniversitelerin durumu ve diplomaların tanınırlığı gibi başlıkların hem Kıbrıs sorunu hem de yönetim eksiklikleriyle ilişkili olduğunu belirten Baykallı, Taşınmaz Mal Komisyonu’nun sağlıklı çalıştırılmamasının da bir yönetişim başarısızlığı olduğunu söyledi.
Üniversitelere kontrolsüz biçimde izin verilmesini ve diplomaların uluslararası geçerliliğinin yeterince korunmamasını eleştiren Baykallı, yükseköğretimin ülkenin en önemli sektörlerinden biri olduğunu ancak gerekli denetim ve planlamanın yapılmadığını ifade etti.
“Üniversite açma izinleri, diploma akreditasyonları için sektörel biz vizyon yoktur. Biz bu sektörü iyi yönetemedik. Diplomaların tanınırlığı Kıbrıs sorunuyla bağlantılı olabilir ancak gerekli denetimleri yapmamak bizim sorumluluğumuzdur” dedi.
Baykallı, üretim sektörlerinin Avrupa Birliği standartlarına hazırlanması, ürünlerin tescillenmesi ve işletmelere danışmanlık verilmesi için Kıbrıs sorununun çözümünün beklenmemesi gerektiğini kaydetti.
“Devleti savunmak, halka eğitim, sağlık ve adalet sağlamaktır”
Devlet olmanın yalnızca isim ve semboller üzerinden tanımlanamayacağını ifade eden Baykallı, bir devletin temel görevinin yurttaşlarına adalet, eğitim, sağlık ve güvenli bir gelecek sunmak olduğunu söyledi.
“Devleti en fazla biz savunuyoruz. Çünkü halkına eğitim ve sağlık hizmeti verilmemesini gündeme getiren, mahkemelere ve demokratik kurumlara yönelik saldırılara karşı çıkan biziz. Devleti savunmak, insanların üzerine yıkılan yapının daha fazla zarar vermesini önlemektir” dedi.
Baykallı, Cumhurbaşkanlığı makamına ve anayasal kurumlara yönelik saldırıların devletin temelini zayıflattığını belirterek, TDP’nin demokrasi, hukuk devleti ve kurumsal yapıyı savunmaya devam edeceğini kaydetti.
“Bir ülkeyi tanıtmak, diplomasının ve tapusunun arkasında durmaktır”
İki devletli çözüm ve KKTC’nin tanınması yönündeki söylemleri de değerlendiren Baykallı, tanınma talebini dile getirenlerin bunu öncelikle Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkeler nezdinde yapması gerektiğini söyledi.
“Birleşmiş Milletler’i ikna etmeye başlamadan önce Türk devletleri dediğimiz ülkeleri ikna edin. Kıbrıs Cumhuriyeti ile ilişki kurarken bizim yasa dışı bir yapı olduğumuzu söyleyen kararları kabul etmemelerini isteyin” dedi.
Bir ülkenin yalnızca siyasi söylemlerle değil, kurumlarının güvenilirliğiyle tanıtılabileceğini belirten Baykallı, yabancı öğrencilere verilen diplomaların geçerliliğinin korunmasının büyük önem taşıdığını ifade etti.
“Burada eğitim gören uluslararası öğrenciler bizim fahri diplomatlarımızdır. Yıllar sonra kendi ülkelerinde önemli görevlere gelebilirler. Ancak ellerindeki diploma geçersiz hale gelirse dost değil, düşman kazanırsınız. Bir ülkeyi tanıtmak, verdiğiniz diplomanın ve tapunun arkasında durmaktır” diye konuştu.
“Guterres’i protesto etmek sorunları çözmez”
Birleşmiş Milletler’e yönelik protestoların demokratik bir hak olduğunu belirten Baykallı, ancak Genel Sekreter’i protesto etmenin Kıbrıs Türk toplumunun karşı karşıya bulunduğu sorunları çözmeyeceğini söyledi.
Birleşmiş Milletler’in Gazze ve diğer çatışma bölgelerindeki etkisinin tartışılabileceğini ifade den Baykallı, mevcut uluslararası düzen içinde hukuktan ve diplomatik mücadeleden vazgeçilemeyeceğini kaydetti.
Baykallı, Guterres’in Gazze konusunda İsrail yönetimine karşı en açık eleştirileri yönelten genel sekreterlerden biri olduğunu belirterek, uluslararası hukukun ihlal edilmesinin hukukun var olmadığı anlamına gelmediğini söyledi.
“Uluslararası hukuk ihlal edilmektedir ama herkesin istediğini yapacağı ve yaptığının yanına kalacağı bir dünya düzeni kabul edilemez. Demokrasi ve insan hakları mücadelesi ulusal düzeyde olduğu kadar uluslararası düzeyde de sürdürülmelidir” dedi.
“Erhürman’ın seçilmesi toplumun çözüm iradesini gösterdi”
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın halkın yüzde 63’ünün desteğiyle seçilmesinin Guterres’e cesaret vermiş olabileceğini belirten Baykallı, asıl önemli olanın toplumun Erhürman’ın ortaya koyduğu vizyona güçlü destek vermesi olduğunu söyledi.
“Sayın Cumhurbaşkanı’nın bilgisi, birikimi ve kararlı duruşu önemli bir şanstır. Ancak bundan daha önemlisi, halkımızın bu vizyona oy vermiş olmasıdır. Bu, toplumun kendi iradesiyle geleceğini şekillendirebileceğinin en açık göstergesidir” dedi.
“Karma evliliklerden doğan çocukların haklarını savunmaya devam edeceğiz”
Karma evliliklerden doğan çocukların Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığına erişimde yaşadığı sorunlara da değinen Baykallı, bu konuda uzun yıllardır hem sivil toplum düzeyinde hem de uluslararası alanda mücadele yürüttüğünü belirtti.
“Kişilerin kiminle evleneceği, çocuk sahibi olup olmayacağı ya da yaşamını nasıl kuracağı üzerinden çocukların temel hakları sınırlandırılamaz. Bir insanın anayasal hakkının, anne ve babasının kişisel tercihleri üzerinden şekillendirilmesi büyük bir haksızlıktır” dedi.
Baykallı, Avrupa Birliği ülkeleri ve Kıbrıs’ın güneyindeki barış yanlısı çevrelerle temaslarını sürdürdüklerini, Schengen sürecinin Yeşil Hat’ı fiilî bir sınıra dönüştürmesi riskine karşı da uyarılarda bulunduklarını söyledi.
Kıbrıs Cumhuriyeti kimliği bulunanlarla bulunmayanlar arasında günlük yaşamda ciddi eşitsizlikler oluştuğunu kaydeden Baykallı, bu durumun toplum içinde yeni fay hatları yarattığını belirtti.
“Siyaseti kariyer ve kazanç kapısı olmaktan çıkarmak istiyoruz”
TDP’nin yaklaşan seçimlere yönelik hazırlıklarına da değinen Baykallı, partinin aday belirleme çalışmalarına başladığını söyledi.
TDP’nin temel hedeflerinden birinin siyasetin kariyer ve kişisel kazanç kapısı olarak görülmesini engellemek olduğunu ifade eden Baykallı, siyasetten uzak duran nitelikli, genç ve üretken kişilere alan açmak istediklerini belirtti.
“Bu toplumda siyaseti kirli gören, siyasete bulaşmak istemeyen ancak bilgili, heyecanlı ve toplum için üretmek isteyen çok sayıda insan vardır. Biz bu insanların temiz siyaset yapabilecekleri bir alan oluşturmak istiyoruz” dedi.
TDP’nin en fazla kadın aday çıkaran parti olmayı hedeflediğini söyleyen Baykallı, adaylarda yalnızca parti aidiyetine değil, ortak değerlere, toplumsal duyarlılığa ve liyakate önem vereceklerini kaydetti.
“Bir kişinin TDP’den aday olabilmesi için partiyi bir futbol takımı gibi tutması gerekmiyor. Önemli olan demokrasi, adalet, eşitlik, çevre ve toplumsal dayanışma gibi değerlerde buluşabilmektir” diye konuştu.
“TDP alternatif bir yaşam ve yönetim vizyonu ortaya koyacak”
Partinin sağlık, eğitim, sosyal güvenlik, ekonomi, çevre, dijitalleşme ve girişimcilik alanlarında politika çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Baykallı, yaklaşan seçimlerin TDP’nin 2030 hedefleri açısından önemli bir aşama olacağını söyledi.
Sağlık sisteminde randevu ve ilaç erişiminin yeniden planlanması, eğitimde fırsat eşitsizliğinin azaltılması ve tek tip sosyal güvenlik sistemine geçilmesi gerektiğini belirten Baykallı, kamu hizmetlerinin dijitalleştirilmesinin vatandaşların zaman ve para kaybını azaltacağını ifade etti.
“İnsanlar basit bir işlem için arabasına binip Lefkoşa’ya gitmek, daireleri dolaşmak ve bütün gününü harcamak zorunda kalmamalıdır. Bugün pek çok işlem telefon üzerinden yapılabilir. Bu bir teknoloji meselesinden önce vizyon meselesidir” dedi.
Genç girişimcilere danışmanlık, finansman ve fonlara erişim desteği sağlanması gerektiğini kaydeden Baykallı, Kalkınma Bankası, Ekonomi Bakanlığı, KOBİGEM, Türkiye ve Avrupa Birliği kaynaklarının ortak bir stratejiyle koordine edilmesini önerdi.
Baykallı, TDP’nin yalnızca insanı değil, doğayı ve tüm canlıları merkeze alan bir siyaset anlayışını savunduğunu da belirtti.
“Yeşilimiz, hayvanlarımız, denizimiz, gökyüzümüz ve yaşamın bütün unsurları siyasetimizin bir parçasıdır. Sokakta yaşayan bir hayvanın ya da kaldırım taşının arasından çıkan bir çiçeğin değersiz olduğu söylenemez. Biz yaşama dair olan her şeyi koruyan alternatif bir dünya görüşü ortaya koymak istiyoruz” dedi.
Baykallı, TDP’nin projelerini samimiyet, liyakat ve doğru adaylarla halka anlatacağına işaret ederek, seçim sonucundan bağımsız olarak öncelikle kendi performanslarını sorgulayacaklarını vurguladı.
“Planlarımızı ve projelerimizi doğru biçimde ortaya koyar, vicdanımızı ve samimiyetimizi doğru adaylarla desteklersek halkın teveccühünü kazanacağımıza inanıyoruz. Halkın verdiği karar ne olursa olsun, önce kendimizi sorgulaması gerektiğine inanan bir partiyiz” ifadelerini kullandı






























































































































































































