Kıbrıs'ın hafızasını tuvale taşıyan genç sanatçı: Havva Malyalızade
08/08/2026
HK
Hollanda'da sanat eğitimini sürdüren ve ülkenin saygın galerilerinden Ron Mandos'un "En İyi Mezunlar Sergisi"ne seçilen Kıbrıslı genç sanatçı Havva Malyalızade, sanat yolculuğunu, eserlerinin çıkış noktasını ve gelecek hedeflerini Haber Kıbrıs'a anlattı. Resimlerinde savaşın gölgesinde kalan kadın hikâyelerini görünür kılmayı amaçlayan Malyalızade, "Amacım propaganda yapmak değil, insanların yaşadıklarını unutturmamak" diyor.

Sanatçı bir ailede büyüyen Havva Malyalızade, bugün Hollanda'da genç kuşağın dikkat çeken isimlerinden biri olarak üretmeye devam ediyor. Kısa süre önce Amsterdam'ın önemli galerilerinden Ron Mandos Galerisi tarafından düzenlenen "En İyi Mezunlar Sergisi"ne seçilen genç sanatçı, eserlerinde özellikle Kıbrıslı Türk kadınlarının savaş, göç ve hafıza eksenindeki yaşamlarını ele alıyor.
Kültür-sanat dünyasında adından söz ettirmeye başlayan Malyalızade ile sanat yolculuğunu, ailesinden aldığı ilhamı, uluslararası başarılarını ve geleceğe dair hayallerini konuştuk.
Röportaj: İrfan Gündüzler
"Sanatın içinde doğdum diyebilirim"
– Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Sanat yolculuğunuz nasıl başladı?
Sanatın içinde doğdum diyebilirim. Annem profesyonel ressam, babam ise heykel ve oyma çalışmaları yapan bir sanatçı. Çocukluğumdan itibaren farklı malzemelerle üretim yapma fırsatı buldum. İlk öğretmenim aslında annemdi.
Lise yıllarında sanat eğitimi almam konusunda çok destek görmedim. O dönemlerde sanat, sanki başka hiçbir şey yapamayan insanların yöneldiği bir alanmış gibi görülüyordu. Bana da farklı bölümler önerildi. Ama ben resim yaparken kendimi ifade edebildiğimi fark ettim. Söylemek istediğim çok şey vardı ve bunu sanatla anlatabileceğimi hissettim. Sonunda Hollanda'daki güzel sanatlar eğitimine başvurdum ve kabul edildim.
Bu yolda en büyük destekçim ailemdi.

"Ron Mandos'a seçilmek en büyük hayallerimden biriydi"
– Ron Mandos Galerisi'nin En İyi Mezunlar Sergisi'ne seçilmek sizin için ne ifade ediyor?
Okula başladığım ilk günden beri Ron Mandos Galerisi'ni takip ediyordum. Her yıl mezunlardan seçilen sanatçıların sergilerini izlerdik. Oraya kabul edilmenin ne kadar zor olduğunu biliyordum çünkü ülke genelinden yalnızca yaklaşık 20-30 kişi seçiliyor.
Açıkçası eserlerimin galerinin çizgisine uyup uymayacağından emin değildim. Çok çalıştım ama kendimi de hazırlıyordum; olmazsa da yoluma devam edecektim.
Haberi tam Kıbrıs'a dönmeden bir gün önce aldım. İlk birkaç saniye büyük mutluluk yaşadım, sonra eserleri Amsterdam'a nasıl taşıyacağımı düşünmeye başladım. Çünkü çalışmalarım oldukça büyük boyutlardaydı. Neyse ki Hollanda'da yaşayan büyük amcamın desteğiyle her şeyi yetiştirdik. Sergi benim için unutulmaz bir deneyim oldu.

"Kadınların hikâyeleri tarihte çok kolay silinebiliyor"
– Eserlerinizde neden özellikle Kıbrıslı Türk kadınlarının yaşadıkları öne çıkıyor?
Küçüklüğümden beri aile büyüklerimin göç hikâyelerini dinleyerek büyüdüm. Her zaman o geçmişle güçlü bir bağ hissettim. Üniversitenin üçüncü yılında aile arşivlerini araştırmaya başladığımda fark ettim ki aslında elimizde neredeyse hiçbir arşiv yoktu. Çünkü insanlar göç ederken yanlarına fotoğraf albümlerini değil, yaşayabilmek için gerekli eşyaları almışlardı.
Araştırmalarım sırasında kadınların yaşadıklarının tarihte çok daha kolay silindiğini gördüm. Savaşlar anlatılıyor ama kadınların hissettikleri, yaşadıkları ve mücadeleleri çoğu zaman geri planda kalıyor.
Ben de eserlerimde tam olarak bunu görünür kılmaya çalışıyorum. Amacım siyasi bir mesaj vermek değil; sadece insanların yaşadıklarını unutturmamak.
.jpeg)
"Büyükannemin anlattığı hikâye beni derinden etkiledi"
– Çalışmalarınızı en çok etkileyen hikâye hangisiydi?
İki yıl önce büyükannemin daha önce hiç anlatmadığı bir aile hikâyesini öğrendim.
Göç sırasında büyükannemin annesi hamileymiş. Çatışmalar nedeniyle yolları kullanamadıkları için bahçelerin içinden ilerlemek zorunda kalmışlar. Yaşanan stres nedeniyle erken doğum yapmış. Doğan bebek yalnızca üç gün yaşayabilmiş.
Bu hikâye beni çok derinden etkiledi. Kadınların bütün bu acılara rağmen yeniden hayat kurabilmeleri bana inanılmaz güçlü geliyor. Resimlerimde anlatmaya çalıştığım şey de aslında tam olarak bu güç.
.jpeg)
"İnsanlar Kıbrıslı Türkleri tanımıyordu"
– Yabancı izleyicilerin eserlerinize yaklaşımı nasıl oldu?
Hollanda'ya ilk gittiğimde insanların büyük bölümü Kıbrıslı Türklerin kim olduğunu bilmiyordu. Kendimi tanıttığımda ya Yunan ya da Türkiye'den olduğumu düşünüyorlardı.
Sergiler sayesinde çok güzel sohbetler yaşadık. Hatta filmi izleyip ağlayan insanlar oldu. Sanatın en güçlü tarafı da bu zaten; insanlarda empati oluşturabilmesi.
Benim amacım hiçbir zaman propaganda yapmak olmadı. İnsanların Kıbrıslı Türk toplumunun neler yaşadığını anlamasını istiyorum. Eğer gelecekte ortak bir gelecek kurulacaksa iki toplumun da tarihini bilmek gerekiyor. Tek taraflı tarih anlatılarıyla bu mümkün değil.
"En büyük hayalim Kıbrıs'ta kişisel sergi açmak"
– Bundan sonraki hedefleriniz neler?
Hollanda'da Amsterdam merkezli benim kurucusu olduğum sanat kolektifiyle çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bugüne kadar altı sergi gerçekleştirdik. Kadınlarla ilgili projeler yürütüyor, temsil edilme imkânı bulamayan topluluklar için çeşitli etkinlikler düzenliyoruz.
Kendi adıma en büyük hedefim Kıbrıs'ta, özellikle Lefkoşa'da kişisel sergi açmak. Bunun dışında eylül ayında yüksek lisansıma başlayacağım. Aynı zamanda öğrencilerimin sergisinin küratörlüğünü yapacağım.
Uzun vadede doktora yapmak, üretmeye devam etmek ve memleketimde daha fazla sanat projesi gerçekleştirmek istiyorum.
"İsteyen herkes başarabilir"
– Sanat eğitimi almak isteyen gençlere, özellikle genç kadın sanatçılara ne söylemek istersiniz?
Sanat gerçekten çok zor bir yol. Bazen en yakınınızdan bile yeterince destek göremeyebilirsiniz. Ama eğer gerçekten bunu istiyorsanız vazgeçmeyin.
Özellikle genç kadın sanatçılar için şunu söylemek isterim; bizde o güç var. Gerçekten inanıp emek verdiğinizde başarılmayacak hiçbir şey yok.
Kısa Kısa
– Bugün geriye dönüp baktığınızda sizi sanatçı yapan dönüm noktası neydi?
Havva Malyalızade: Doğduğum aile ve memleketim.
– Eserlerinizde hangi sembolleri daha çok kullanıyorsunuz?
Havva Malyalızade: Kıbrıs'ın güneşi, kemerleri ve zeytin ağaçları.
– Eğer eserleriniz tek bir cümle kurabilseydi, dünyaya ne söylerdi?
Havva Malyalızade: "Savaşın en zor zamanlarında bile kadınlar ayakta kalmayı başardı."
– Beş yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?
Havva Malyalızade: Doktora yapıyor olmayı, Kıbrıs üzerine bir kitap yazmayı ve Avrupa'da Kıbrıs'ı anlatan daha fazla proje üretmeyi hayal ediyorum.








































































































































































































