Mete Hatay: "Örtülü tanınma korkusu Kıbrıs'taki ayrışmayı derinleştiriyor"
Araştırmacı-yazar Mete Hatay, Kıbrıs Rum siyasetinin Kıbrıslı Türklerin uluslararası temaslarına yönelik yaklaşımını eleştirerek, "örtülü tanınma" endişesiyle atılan adımların iki toplum arasındaki mesafeyi artırdığını savundu.
05/08/2026
Mete Hatay'ın bugünkü köşe yazısı:
Bugünkü yazımda Kıbrıs Rum siyasetinin en büyük saplantısını biraz daha yakından irdeleyeyim dedim…
Mesele yalnızca Hristodulidis’in aşırı özgüven performansı değil (gerçi o da çok abartıyor). Onun yaklaşımı, Kıbrıs Rum ana akım siyasetinin çok daha eski bir devlet refleksine dayanıyor.
Elbette bütün partiler aynı yerde durmuyor. Fakat Milli Konsey toplantılarından sonra yapılan açıklamalara baktığımızda, Kıbrıslı Türklerin dünyayla doğrudan ilişki kurması gündeme gelince aynı kaygının tartışmaya hâkim olduğunu görüyoruz:
“Acaba bu, kuzeydeki yapının örtülü biçimde tanınmasına yol açar mı?”
Doğrudan ticaretten sportif ve kültürel faaliyetlere, AB kurumlarıyla temastan en sıradan teknik ilişkilere kadar hemen her açılım bu süzgeçten geçiriliyor.
Her tanınma kaygısı yersiz değildir. Türkiye’nin ve kuzeydeki makamların bazı temasları iki devlet tezini ilerletmek için kullandığı ortada. Sorun, bu riski yönetmek yerine her teması peşinen engellemektir.
Üstelik mesele kolektif haklarla da sınırlı değil. Karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlığı, Kıbrıslı Türk mallarının yönetimi, seyahat ve ticaret gibi alanlarda bireysel haklar bile zaman zaman egemenlik ve tanınma kaygısına tabi tutuluyor.
Söylemde Kıbrıslı Türkler “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yurttaşları”dır. Fakat kendi adlarına konuşmaya veya kurumları aracılığıyla dünyayla temas kurmaya başladıkları anda bu yurttaşlık söylemi geri çekiliyor.
Yani Kıbrıslı Türk kabul ediliyor ama Kıbrıslı Türk siyasal öznesi kabul edilmiyor.
Burada ciddi bir çelişki var. Kıbrıslı Türklerin Türkiye’ye bağımlılığından şikâyet edilirken, Türkiye dışında nefes alabilecekleri pencereler de örtülü tanınma korkusuyla kapatılıyor. Sonra kuzeyin neden giderek Ankara’ya bağlandığı soruluyor.
Elbette bu bağımlılığın tek nedeni Kıbrıs Rum siyaseti değildir. Fakat Kıbrıslı Türklerin dünyayla ilişki alanını daraltmak, Ankara’nın doldurduğu boşluğu büyütüyor.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin uluslararası tanınmışlığı, iki toplumun güncel siyasal rızasına sahip olduğu anlamına gelmez. Kıbrıslı Türkleri görünmez kılmak da onları geleceğin ortak devletine yaklaştırmaz.
Her adımda “recognition by implication” ararken, giderek “partition by implication” üretiliyor..


























































































































































































