Neye Karar Vereceğiz ki?
16/01/2012
Deniz Gürgöze
Ülkemizde günden güne tükenen hayvancılığın en önemli geçim kaynağı süttür. Günümüz şartlarında süt en zengin içerikli içecekler arasında yer alırken, birçok aşamadan geçerek sofralarımıza geliyor.
Geçtiğimiz haftalarda gazetelere manşet olan ve hem üreticiyi hem de tüketiciyi sıkıntıya koyarak tüketimini bir anda en alt seviyeye çekmeyi başaran süt, artık kafalarda soru işareti bırakmayı başardı.
Özellikle çocuklarımızın gelişimini etkileyen ve zaruri tüketilmesi önerilen sütü SÜTEK sayesinde artık tüketmekte zorlanıyoruz.
Özel günlerde, tatillerde ve olağan üstü hallerde süt üreticilerinden zamanında toplanmayan sütler bulundukları +4 derece ortamlarda bekletilerek 24 saati geçmemek koşulu ile muhafaza ediliyor. Ama nedense bu sadece lafta kalarak 24 saatlik süre 48 saate çıkabiliyor. Peki, 48 saat +4 derecede bekletilen sütü alan SÜTEK, bu sütü nasıl tahlil ya da analiz yapıyor? Bekletilen süt maksimum 24 saatte fabrikalara teslim edilerek işleme girmesi gerekiyor. Ama tatil günlerinde alınmayan sütler süt üreticilerinin inisiyatifine kalarak ya dökülüyor ya da +4 derecede 48 saat bekletilerek SÜTEK’e teslim ediyor. Bakteri üremesinin 2 kat arttığı ortamdan alınarak süt imalatı tesislerine yani fabrikalara teslim edilen sütü bugün yoğurt, ayran, hellim, nor ve kaşar peyniri olarak satın alıp, tüketiyoruz.
Özellikle zekâ gelişiminde etkili olan, deri ve göz sağlığında gerekli B2 vitamini için süt en iyi kaynaktır. Vücudun ihtiyacı olan B12, A ve C vitaminleri süt içerek önemli ölçüde karşılanabilmektedir. Sütteki vitaminler hastalıklara karşı direnci artırır ve büyümeye yardımcı olur. Yani saymakla bitmeyecek olan birçok faydası olan sütü bugün içip içmemekte kararsız kalıyoruz.
Sütek sütleri daha sistemli bir şekilde toplayıp, zamanında fabrikalara teslim ederse sorunun yarısı çözümlenmiş olur. Tabi bunun yanında denetimin olması ve sürekli tahliller ve analizlerin yapılması şarttır.
Ülkemizde birçok büyükbaş hayvancı soğuk zincir sistemine geçerek, büyük yatırımlar yapmıştır. Peki, neden bunu yapmışlar diye düşündüğümüzde ise ilk aklımıza gelen cevap; teknolojinin getirdiklerinden, zamandan ve iş gücünden yararlanabilmeleri adına olduğunu söyleyebiliriz. Daha hijyenik ortamlarda daha iyi verim alabilmek için sağlıklı koşullarda hayvancılığı sürdürmeye çalışan üreticilerimizin ürettikleri süt, bugün ihracat edebilecek düzeye ulaşmıştır.
Ülkenin gururu olan bu durum maalesef değerlendirirken çok üzücü bir tablonun ortaya çıkmasını sağlıyor. Ülkemizde bize yetecek hatta ihracat yapabilecek süt üretimi yapılırken neden SÜTEK’in üretim fazlası sütü muhafaza edecek bir deposu bulunmuyor. Özellikle tatil günlerinde üreticilerden alınmayan ve dökülmek zorunda kalan sütü bünyesinde tutacak bir soğuk hava deposuna sahip olmayan Süt Kurumu, bu duruma ne zaman el atacaktır bilmiyoruz ama buradan yetkili mercilere sesleniyor ve bir an önce süt üreticilerimizin seslerini duymaları gerektiğini düşünüyorum.















































































































































