HABER KIBRIS

ad

Raif Uzkan yazdı: İyi yemek yiyip, kötü kahve içiyoruz...

Son zamanlarda Türk kesimi, Rum kesimi ve Türkiye dahil piyasada hemen her türlü cafeyi gezerek Espresso’yu hangisinin en güzel, lezzetli asidite ve aromasını koruyarak, layıkıyla servis ettiğini inceledim

ads
08/03/2019
HK

ads
Raif Uzkan yazdı: İyi yemek yiyip, kötü kahve içiyoruz...

Aslında çok fazla konu olunca hangisinden başlayacağını şaşırıyor insan... Yani uzun süre de bu sayfalardan ayrı kalınca “okurun dünyasını karartmaya nereden başlasam?” diye düşünüyorum.

Sigara yasağından bahsedelim biraz; bana kalırsa eğer cezai işlemler uygulan(a)mayacaksa, içerdeki müşteri dışarıdakinin dumanını soluyacaksa ya da denetim tam yapılamayacaksa, Türkiye’yi örnek alıp bir yasa ile “Mekânların içinde de dışında da sigara içilmesinin yasaklanması” en doğrusu olacak gibi duruyor...

Bu konuda ben ne yapıyorum diye soruyor olabilirsiniz, akşam gideceğim yere öğle saatlerinde telefonla ya da mesajla ulaşıyorum, “İçeride sigara içirtiyor musunuz?” diye soruyorum... mekân sahibi cevap verirken “şekilden şekle girmeye başlamışsa” ona göre anlıyorum. Teşekkür edip telefonu kapatıyorum.

Eğer ben içeride yemek yerken sigaralar yakılmışsa, ve mekân sahibi de göz yumuyorsa bir daha o mekâna uğramıyorum... Konu buraya gelmişken bu konuda hiçbir zaman taviz vermeyen ve yasayı katı şekilde uygulayan “Ömerli Meyhanesi”ne de bu sayfam vasıtasıyla teşekkürlerimi iletiyorum.

ESPRESSO’NUN İYİSİ-KÖTÜSÜ... İYİ KAHVE, KÖTÜ KAHVE...

Son zamanlarda Türk kesimi, Rum kesimi ve Türkiye dahil piyasada hemen her türlü cafeyi gezerek Espresso’yu hangisinin en güzel, lezzetli asidite ve aromasını koruyarak, layıkıyla servis ettiğini inceledim.. Marka firmaların çoğunda sıkıntı yok, fakat 3. dalga ile yeni yeni tanışan cafeler espresso blendini (çekirdeklerin harmanını) iyi ayarlayamamaktan veya yanlış uygulamalardan dolayı “ekşi” kahve servis etmeye devam ediyorlar.


Orta kavrulmuş çekirdek, öğütme derecesi tam ayarında, krema kahverengi, ideal Espresso

Tehlike şu ki; bu ufaklı-büyüklü cafelerin baristalarının da sahiplerinin de kötü Espresso servis ettiklerinden haberleri yok. Çünkü 2019’da sektör o seviyeye geldi ki, kahvenin kârlı bir iş olduğuna inanan herkes café açıyor... İşinin ehli “barista” bulabiliyor mu? Hayır, çalışanını maddi-manevi memnun edebiliyor mu? Hayır. İşi biraz öğrenen barista “şımarıp” başka mekâna kaçıyor mu? Evet ... Yani çok fazla kalifiye eleman yok. Olan da hatalı uygulama yaptığında sonuç: Müşteri kötü kahve içiyor!

Tartarik asit kahveden ayrılmamış, krema sarımtırak, sonuçta "ekşi" tat veren Espresso... Sınıfta kaldı.

O yüzden yukarıda iki farklı resim koydum, birisi ideal ve olması gereken, diğeri kötü koşullarda saklanmış kahve çekirdeği, yanlış kavurma derecesi, Espresso “ayarındaki” kalınlıkta çekilmemiş kahve çekirdeği sonucu kötü ürün veren kahve...

Kötü uygulamada, kahveye tadını ve aromasını katan, gerekli kahve yağları yanında aslında meyveyi böceklerden koruyan doğal “tartarik asit” de fincana taşınmış ve sonuçta “krema” da denilen köpüğü sarıya boyayan “ekşi” tat veren Espresso ortaya çıkmış...

Farkı köpükten anlayamazsanız bile, içerken anlayacağınıza garanti veririm... İlla ki cupping deneyimine veya “gurme” olmaya gerek yok. Kahveden gelen asidite kahveye karakter katar, fakat, kahveden ekşi tat gelmemeli.

GERÇEK MEYVELİ Mİ YOKSA AROMALI PASTA-KEK Mİ TERCİH EDERSİNİZ?

Her türlü meyvenin yapay “doğala özdeş” aroması artık piyasada mevcut, firmalar bunları yurt dışından getirip cafe, restoran veya işletmelere veriyorlar. İddiaları “meyvenin yerine geçmiyor sadece meyveyle birlikte lezzeti artırmak için kullanılıyor” diyorlar.


Aroma mı meyve mi tercih edersiniz?

Aynı firmaların çeşitli “pasta karışımları”, örneğin dönerciler için “tavuk döner baharat karışımı”, “et döner baharat karışımı” vs. falan da var. Mesela, “Havuçlu kek karışımı” veya “Brownie karışımı” bir kovanın içinde size geliyor, alıyorsunuz fırına atıyorsunuz havuçlu kek oluyor, brownie oluyor.

Bana göre yapay ve kimyasal... Yenmemesi gerekir... Ama bu işin ticaretini yapanlar “Bizim bakanlıktan onaylarımız alınmıştır, tüm dünya kullanıyor... bunlar onaylı ürünlerdir” diyor. O zaman da bize bir şey söylemek düşmüyor.

Sanırım çok yakında düğün tebriğinde bile içinde hindistan cevizi olmayan “Hindistanlı Pastiş”, veya badem içermeyen “Bademli Pastişler” göreceğiz.

Çok uzatmadan birkaç aydır ziyaret ettiğim mekânlar ve beni mutlu eden ve tadı damağımda kalanlarla devam etmek istiyorum.

PLAKA (Güney Lefkoşa)

Feta Cheese Bruschetta

Rum kesiminde çok hoş bir taverna, özellikle yaz aylarında gitmenizi öneririm... Mezeler taze, etler lezzetli ve yeterli miktarda, kıvamında pişirilmiş.

Arkadaşlarla yeterince içmişiz ki, bize çıkışta bir şişe daha Chivas Regal hediye ettiler. Güzel bir jestti. ;)

İki kişi otursanız, şöyle kallavi bir sofra kursanız, kebaplarıyla “Suvla”sıyla, bir şişe de 12 yıllık Chivas ile birlikte hesap €100 falan gelir... ;)

Ortam/ambians: 9/10 Fiyat/Kalite: 8/10

SOUND BURGER (Lefkoşa)

Lefkoşa-Dereboyu’nun yeni burgercisi Sound Burger konseptinde her burgerin şarkıcı isimleriyle anılması geleneği var... Mekân Türkiye’deki Sound Burger’in franchise devamı.


Tupac Burger...

Yorum yapmamı isteyenler için yapıyorum, gerek ortam, personel ve hazırlanan ürünler için tek kelime “Vasat” yeterli olur...

Çok büyük beklenti ile gitmenizi tavsiye etmem, hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz.

Burgerleri “Tupac”, “Bob Marley”, “Müslüm”, “Müzeyyen” gibi isimler vermeleri, siyah renk ekmek kullanmaları dışında çok büyük bir yenilik ya da lezzet patlaması getirmiyor.

“Maden Suyu” isteyene de Schweppes’in içine karbondioksit basılmış suyunu “Soda” diye veriyorlar.

İki kişi hesap aşağı yukarı içeceklerle birlikte 100 TL civarı tutar kanaatindeyim...

Ortam/Ambians: 6.5/10 Fiyat/Kalite: 6/10

MEL-MER CAFE (Gemikonağı)

Mel-Mer Café Gemikonağı’nda şirin bir aile işletmesi... İşlerine temizliğe, hijyene ve müşteriye güler yüze azami özeni gösteren işletmelere hep saygı duymuşumdur.

Yemek veya kahvaltı tercih edebilirsiniz. Pazar sabah kalkıp Gemikonağı’na gitmeye değecek bundan emin olabilirsiniz. Denizin dalgaları yemek yediğiniz mekânın duvarlarına vuracak. Kahvaltı da buram buram “Kıbrıs” kokacak...

Bu kahvaltıya kalp dayanmaz...

Mel-Mer Cafe önemle üzerinde duracağım ve tavsiye edeceğim bir mekân ve 2018 yılında “tadı damağımda kalanlardan”... Serpme Kahvaltıyı kişi başı 40 TL’den alabilirsiniz...

Ortam/Ambians: 9/10 Fiyat/Kalite: 9/10

O PROEDROS (Güney Lefkoşa)

Çok derin bir geçmişi olmamasına rağmen, Güney Lefkoşa’daki kebapçılar arasında en öne çıkan isimlerden biri oldu “O Proedros” (Türkçesi “Başkan”)...

Arka fonda incecik çıtır hamurlu Lahmacun... Ön tarafta esas oğlan, "Yoğurtlu Kebap"

Sıcak yaz günlerinde kebabınızı sipariş verip soğuk bir “Keo” birası eşliğinde muhteşem lezzetlerin tadına varmak isterseniz, ideal mekân diyebilirim.

Tek kusuru buranın karışık kebap da alsanız şişler dana etinden, kuzu şiş pişirmiyorlar... Ama dana dediysem de çok iyi “süt danaları” pişiriyorlar ki, kuzu lezzetini aratsa da yumuşaklığını aratmıyor ... Böyle bir dana etini Kuzey’de yiyemezsiniz.

“Künefe bile yapıyorlar” desem çoğunuz belki şaşırır ama, Rum kesiminde Künefe bulmuşsunuz, yememezlik etmeyin. Yine diyorum ki Künefe bizim işimiz Hatay peyniri lâzım, “sade yağsız” olmaz ama, bu da başarılı kanımca... Deneyin.

2 kişi oturdunuz 2 yoğurtlu kebap söylediniz, ortaya lahmacun sipariş ettiniz, 2 de bira içtiniz mi, €50 gibi bir fiyat düşünün... Rezervasyonsuz da gitmeyin ;)

Ortam/Ambians: 7.5/10 Fiyat/Kalite: 8.5/10

BOGOTÂ (Girne)

Girne’de eskiden Bigoss’un bulunduğu yerde “Lounge” konseptiyle hem dünya mutfağından seçmelerle hem de bar olarak hizmete açılan bir mekândan bahsetmek istiyorum...

“Bogotâ Burger” adını verdikleri, peynirli, Dana pastırması da içeren burgeri gayet başarılı, keşke yanında servis ettikleri patatesler daha sıcak masaya gelseydi ve üzerinden hafif bir Cajun baharatı geçilseydi...


Bogotâ Burger...

İlk bakışta Rus sermayesinden dolayı “lüks” olduğu belli fakat her lüksün de bir bedeli var... Meselâ fiyatlardan bahsedelim resimdeki burger 45TL... Bardakla verdikleri şarapların kimisi 40 TL vs... Yani 2 kişi, steak ve şarap muhabbetine girildiğinde 300 - 350 TL gibi hesap ortalama çıkacak gibi görünüyor.

Ortam/Ambians: 8.5/10 Fiyat/Kalite: 7/10

KONYA MUTFAĞI’NDA KATMER...

Lefkoşa’daki “Konya Mutfağı” Antep’in Katmerini başkente getireli, daha da bir popülerliğini artırmaya başladı... Günden güne menüsünü de genişleten restoranın bugünlerde Künefe’ye de girdiğini duysam da henüz tadına bakma fırsatını bulamadım.


Kalbi zayıf olanlar çok bakmasın...

Kaymak ve “boz iç” de denilen Antep’in meşhur “Kuş Boku” cinsi iç fıstığından yapılması münasip olan bu enfes tatlı, istenilen kalite ve lezzette fıstığın iç piyasada bulunamamasından dolayı Antep’teki lezzeti vermese de; burada da gayet başarılı şekilde yapıldığını söylemeliyim.

Bahsettiğim “Kuş Boku”nun kilosu Türkiye’de 140 ile 170 TL arası değişiyor... Esnaf da şikâyetçi “Burada bulamıyoruz...Taşıma suyla değirmen döndürmeye çalışıyoruz, yolcu beraberi valizde falan fıstık getirmeye çalışıyoruz” diyor... Son derece haklılar. Üzücü bir durum aslında, fıstık fiyatları böyle giderse yakında bizde de Türkiye’deki gibi antepfıstığının içine bezelye ezip karıştıranlar peydah olabilir.

Kısa keselim... Lefkoşa Türk Belediyesinin hemen gerisinde... Konya Mutfağı... Katmer... 25 TL ... 

ALTIN YAPRAK (Güzelyurt)

Güzelyurt çarşısındaki Altın Yaprak’ın yerini ilk gidişte bilmeyenler bulamayabilir... Şahsen ben bu tür lezzet duraklarını ararken GPS kullanmaktan çekinmem... Esas olan o lezzeti bulup damağı şenlendirmek olunca, kim önünüze engel koyabilir ki?

 

Altın Yaprak'ta Kebabın olmazsa olmazı "Garga Suyu" da mevcut...

Kebap lezzetli, turşu ev yapımı taze kütür kütür... Mağusa’lı olarak medar-ı iftiharımız kebapların vazgeçilmez eşlikçisi “Garga Suyu” da var ... Daha ne olsun?

Arkada nezih bir de bahçesi var. Eksileri yok mu? Tabii ki var... Tavuk Şiş isteyene et şiş, Et şiş isteyene Şiş Köfte getirmek gibi kötü bir huyları var meselâ... Arkadaşımla gittim umduğumu değil bulduğumu yedim, ama olsun... İnsanız; herkes hata yapabilir.

Siz siz olun verdiğiniz siparişi muhatabınıza iki kez tekrarlatın... Bir hata olmasın keyfiniz kaçmasın.

Ortam/Ambians: 7/10 Fiyat/Kalite: 8/10

BEIRUT XPRESS (Girne)

Girne’de Ortadoğu damak tatlarını sunacak Beirut Xpress’te birkaç atıştırmalık yiyeceğin tadına baktım, burası hakkında tam karar verebilmek için oturup mükellef bir sofra kurup denemek lâzım.


Et, Tavuk ve Sucuk Döner olmak üzere 3 çeşit döner...

 

Et, Tavuk ve Sucuk tadında 3 çeşit döner servis ediyorlar... Lübnan mutfağının tüm ürünlerini bulabilmek de mümkün.

Eski “Nero Et Donergy”nin yerinde hayata geçirilen Beirut Xpress Kalıcı olmasını umduğum ve beklediğim yerlerden birisi.

Arap Rakısı “Arak”ı da burada bulup tadabilir ya da Ortadoğu menşeli şarapları deneyebilirsiniz.

Umarım uzun soluklu bir işletme olur, beklediği ilgiyi görür...

Arak

FRIDAY’S (Güney Lefkoşa)

Güney Lefkoşa’daki Friday’s Lokmacı Kapısından geçildiği zaman yürüme mesafesinde ulaşılabilecek, şu ana kadar hemen hemen herkesin bildiği uğradığı bir restoran.

Et konusunda her türlü “fast-food” yeteneğine sahip... Hamburgerleri çok başarılı değil çünkü çok pişirip adeta burgerin canına okuyorlar; fakat, Susamlı Tavuk ve Beef Ribs adını verdikleri ağır ateşte pişmiş kaburga “efsane” denilebilecek seviyede... Zaten ballı ve Jack Daniel’sli sosunu benim üzerime sürseler ağır ateşte pişsem ben de bu kadar lezzetli olurum...


"Beef Ribs" denilen ürün bu dünyanın dışında...

Doğum gününüzde giderseniz personelin siz özel sürpriz dans ve şarkı şovu ve tatlı ikramı da hoş bir jest oluyor... Bu da Friday’sle ilgili tüyomuz olsun. 

Ortam/Ambians: 8/10 Fiyat/Kalite: 8/10

BİSTRO 45 by ENİŞTE (Lefkoşa)

İstanbul’da Mutfak Sanatları Akdemisi (MSA)’nin tamamlayan Semih Şef (Domaniçdağ) yurt içinde ve dışında çeşitli üst düzey restoranlarda deneyimini ve tecrübesini pekiştirdi ve Lefkoşa’nın döner kebap efsanesi “Enişte” ismini üçüncü nesil temsilci olarak farklı bir konseptle Lefkoşa Mahkemeler bölgesine taşıdı.


Semih Şef'in kendi yorumuyla köfte-piyaz...

Meselâ antrikot kıymasından kaliteli bir köfte, yanında piyaz, nane yağlı cacık ve füme kırmızı biberli Hummus, sıcak ve yerli zeytinyağıyla lezzetlendirilmiş Kıbrıs pidesi...

Hamburger yine antrikot kıymasından, başarılı... Kayısılı Tavuk Şiş tatlı-ekşi lezzetleri sevenlere hitap eden türden. Tavuk eti de but şişten seçildiği için, pişerken kurumuyor, lezzetini yitirmiyor.

Kayısılı Tavuk Şiş...

Semih, her ne kadar kendi bilgisini, teorisini, pratiğini Lefkoşa şehir içine taşımaya çalışsa da konum itibarıyla bölge, belli kalıpların dışına çıkmasına müsaade etmiyor. Burada Semih’e tabii ki bir şey söylenemez, çünkü müşterinin taleplerine göre de belli bir oranda tabakları şekillendirmesi gerekli. Ama müşteriden rica ediyorum, gidip de kebabın veya köftenin yanına “küçük kalıpta ya da tabakla ters çevrilmiş pirinç pilavı” istemeyin... Kendinizi şefe teslim edin, o en iyisini bilir.

Bistro 45’te hesap ne kadar gelir? Kişi başı 45 gibi düşünün... İki kişi 90, üç kişi 135 vs...

Semih’le “organik” olmasa da dostluk-arkadaşlık bağım olduğu için burada not vermeyi uygun görmedim, fakat görülmesi gerekli bir mekân ve tadılması gereken lezzetler... Deneyin, kendi değerlendirmenizi yapın ve bana da Instagram, Twitter veya Facebook hesaplarımdan yazın...

HAKKIZADE HAFIZ MUSTAFA 1864 (İstanbul)

Beşiktaş - Galatasaray maçı için birkaç ay önce İstanbul’daydım... Genelde çok zincirleşmiş, şubeleşmiş işletmelere soğuk bakmama rağmen Hakkızade Hafız Mustafa’nın kahvaltısını denemeye karar verdim... Sabah uçağı İstanbul’a indiği zaman karnım aç olduğu için o saatlerde fazla seçici olma şansım da yoktu.


Başarılı ve kaliteli ürünler bir tabakta toplanmış...

Taksim’in göbeğinde turistik bir bölgedeki fiyata bakınca, bizim ülkeye bakınca oldukça uygun 21,5 TL’ye kahvaltı yapıyorsunuz, çayınız da her bittiğinde tazeleniyor. Belki bu nefis su böreği biraz daha büyük bir parça sunulabilirdi, ya da fabrikasyon salam yerine daha “türk işi” şarküteri ürünleri verilebilirdi, meselâ Kayseri Pastırması... İstanbul dışındaki çiftliklerden tedarik ettikleri Manda kaymağının önünde saygıyla eğildim ve Kıbrıs’a gelirken, yanımda da getirdim.

Hakkızade 1864 tatlılarda da oldukça iddialı...

Kahvaltı için 2 kişi 45 TL diyelim yuvarlak hesap olsun...

Herhangi bir Hakkızade 1864 şubesi önündeyseniz, içeriye girin ve karışık bir de tatlı-baklava kutusu yaptırın... 160 TL fakat bu fiyata değeceğine garanti veririm.. 

Ortam/Ambians: 8.5/10

Fiyat/Kalite: 8.5/10

İstanbul’daki lezzet duraklarından notlarımı bir sonraki yazımda aktarmaya devam edeceğim... Biraz da alışıldığı üzere şarap-peynir dünyasından örnekler verelim

PECORİNO ROMANO CROSTA NERA D.O.P

Akdeniz’in Sicilya’dan sonraki ikinci büyük adası Sardinya ve buranın “Sarda” türü koyunlarının sütünden bölge tescili almış bir peynirden bahsetmek istiyorum.


PECORINO ROMANO CROSTA D.O.P

Dışı siyah tabii ama bu bir nevi şifre gibi çok takılmayın... Dış kabuğu istediğiniz renge boyayabilirsiniz.

En az 8 ay dinlendirilmiş, sarımtırak renkte, keskin ve tuzlu bir tada sahip. Genelde Parmigiano-Reggiano’da görmeye alıştığımız yaşlı peynirlerde bulunan amino asit kristalleri de damakta hissediliyor.

Bazı dostlarıma tattırdım “Bu bizim eski nora benziyor” diyenler oldu... Sanırım biraz küçümsediler.

Adres olarak Güney Kıbrıs’taki Alphamega marketin kasap/şarküteri bölümüne bakabilirsiniz... Balla, reçelle, kuruyemişlerle birlikte veya gövdeli bir beyaz veya tanenli bir kırmızı şarapla (Chianti, Barbaresco veya Barolo’yla) tüketilebilir.

TERRAZAS HIGH ALTITUDE MALBEC 2014

Arjantin’in yüksek rakımlı tepelerinde yetiştirilen neredeyse Arjantin’in simgesi haline gelmiş Malbec üzümlerinden elde edilen Terrazas’ın 2014 mahsulü kırmızısı damakta adeta dans eder nitelikte...


Terrazas de los Andes Malbec High Altitude Vineyards

Mor renkte, burunda kırmızı meyve ve erik notaları hâkim... Damakta baharat, vanilya, deri ve başlangıçtan bitime dek bolca meyve hissediliyor, kadifemsi bir dokuya sahip, kompleks, dengeli ve bana göre tam içilmesi gereken yaşta...

Yalnız başına da çok güzel gider de; yanında antrikot olursa kaymaklı ekmek kadayıfı olur...  Ederi 100 TL ile gayet uygun fiyatta, çeşitli Off-licence dükkanlarına bakabilir ya da Lefkoşa’da Dereboyundaki “Benim Adım Cemil” isimli mekândan satın alabilirsiniz.

Herkese mutlu, sağlıklı ve lezzet dolu günler diliyorum. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu habere tepkiniz:
TAGS: raif uzkan, kıbrıs, türk, kahve, gurme, yemek, lezzet, restoran, espresso, kebap, hamburger, lefkoşa, girne, güzelyurt
MANŞETLER

HK GURME

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.