ad

Raif Uzkan'dan lezzet önerileri (1 Haziran 2018)

ads
01/06/2018

ads
Raif Uzkan'dan lezzet önerileri (1 Haziran 2018)

Yaz aylarına girmeye başladığımız bugünlerde yeni mekânlar ardı ardına açılmaya devam ediyor. Yeni alternatifler oluşuyor.

No:3, Barasta, Tezgâh, ve diğer küçüklü-büyüklü birçok cafeye ek olarak en son eklenen Brothers, Küff, Ovis Coffees ile piyasa daha da canlandı.

Ovis Lefkoşa'da Cumhurbaşkanlığı yolunda Hisarın üzerinde...

Bu arada, Little Italy yer değiştirdi ve aynı sokakta daha geniş ve ferah bir ortamda daha geniş bir menüyle yine en üst düzey pizzaları ve Akdeniz lezzetlerini burada müşterileriyle buluşturmaya devam ediyor...

Barasta Cafe ve Cemal Gulercan yeni bir atılım içine girdi... Bira ve şarapla servis edilebilecek atıştırmalık, wrap, hamburger tarzı fast-food türünde ürünlere yönelmeyi düşünüyor... Ama yetenekli aşçılarla çalışması lâzım, o da zaten bunun arayışında şu an... Bu arada değerli Şef kardeşim Semih Domanicdag’la Barasta’da yaptığımız tadım sırasında çok nefis bir Avustralya şarabı deneyimlediğimizi de belirtmeden geçemeyeceğim...

Kendimden de bahsedeyim...

Kimileri bikini sezonunu düşünüp, diyetlere başlarken... Ben kilo almamanın vermiş olduğu rahatlık içinde, diğer yoğunluklarımdan fırsat buldukça yeni keşiflere devam edip, lezzet yolculuğunda yeni durakları bulmak için çabalıyorum.

“OLD ŞAMDAN” PİYASAYA SAĞLAM BİR GİRİŞ YAPTI

İstanbul’un “Şamdan”ından esinlenerek İsmail Kaya ve Erhan Hasırcı’nın Adaya taşıdığı yeni değer “Old Şamdan” piyasadaki “hizmet kalitesi” anlayışını çok farklı bir boyuta taşımış oldu.

Piyasaya sağlam bir giriş yapan Old Şamdan, hizmet kalitesini bir üst seviyeye taşıyıp bu konudaki çıtayı yükseltti.

“En iyisini hak ediyorsunuz” sloganını ilke edinmiş mekândan içeriye girer girmez size değer verildiğini hissedebiliyorsunuz... Burada araç vale hizmetinden tutun, öğretmen gözetiminde ve tablet bilgisayar destekli çocuk oyun alanına kadar her şey düşünülmüş. Hatta alkol alacak kişi evden aracını çıkarmak, sonrasında polisle, cezayla vs. uğraşmak istemezse, mekân müşteriyi evden alıp yemek sonrası eve bırakıyor. Açılışında bizzat bulundum fakat, bununla ilgili ayrıntıları, mekanın lezzetlerini de yakından inceledikten sonra bir sonraki yazımda yazmayı daha uygun buluyorum...

AÇIK RENKLİ İÇECEKLERİN ZAMANI...

Beyaz şarap zamanı geldi. Havalar ısındı. Soğuk bira da özellikle Dünya Kupasının yaklaşmasıyla publarda ve barlarda daha popüler hale gelecek. Bu arada yaz ayları demişken, bu sıcak havada oruç tutanlara da saygı duyduğumu da ifade etmeliyim. Açlık bir şekilde tolere edilebiliyor, ama sıcak havada susuz kalmak daha zor... Kimileri 1-2 saat kahvesiz kalamazken oruç tutabilenler çok önemli bir iş başarıyorlar.

GELATO DONDURMAYA KARŞI...

Türkçe’ye tam çevirisi “Dondurma, dondurmaya karşı” oluyor aslında... İtalyan deyişiyle “Gelato” dondurma demek zaten... Ama farklı bir stilde yapılıyor, içerikler farklı, servis ısısı farklı, yoğunluk ve doku farklı...

Bilimselliği dondurmayla birleştirdiğinizde ortaya Gelato çıkıyor... Yani bir ben vardır bende benden içeri 

Arkadaş Pastanesinin emektarı Gözde Özler ve Gelato yapımını İtalya’da bizzat eğitim alarak öğrenip uygulayan Eşi Ediz Kaymaklılı’dan çeşitlerini artırdığı gelatoları denemek için Arkadaş’ın Lefkoşa Sanayi’deki fabrikasına davet aldığımda heyecanlanmadım desem yalan söylerim... Dondurmanın ülkede tekelleştiğini düşünenlerdenseniz ve alternatif lezzetlere meraklıysanız bu ürünleri bulduğunuz yerde deneyin derim...

Gelato, daha az şeker, daha az yağ, daha çok süt ve içerikte daha az hava kütlesi olmasından dolayı daha yoğun bir dondurma deneyimi sunuyor ve Arkadaş bu işi sütteki laktoz, protein, yağ oranı da dahil en ince değerleri ölçerek-tartarak bilimsel olarak yapıyor.

3. DALGA KAHVEDEN SONRA YENİ TREND “NITRO-COFFEE”

Aslında bu yazı bu şekilde ilerlemeyecekti ama Mayıs ayının ortalarında O-Live’de katıldığım bir etkinlikte, yeni trend “Nitro-Coffee” ile tanıştım. O yüzden yazımın akışını değiştirmek zorunda kaldım...

Basit mantıkla açıklayacak olursam cold-brew (soğuk ve yavaş demleme) yapılan kahvenin içerisine nitrojen gazı verilerek üzerinde bira misali bir köpük oluşturuluyor, içerken bira hissi veren, tadı hafif doğal tatlımsı ama şekersiz, içinde krema olmamasına rağmen kremamsı bir Americano hayal edin.

Kahve keyfini köpürtmek isteyenlere... Nitro Coffee... 

Dünyada yeni trend bu... Hatta bazı markalar nitrojenli kahveyi teneke kutularda halihazırda piyasaya sürmüş durumda... Şu an O-Live’de mevcut... Yakında Ovis Coffees’de de benzer bir kahvenin servis edileceği söyleniyor. Değişik bir deneyim isteyenlere öneririm.

“SINGLE ORIGIN KAHVE Mİ BLEND Mİ?”

Bir de benim Lefkoşa’nın en işlek caddesi Mehmet Âkif Caddesi (Dereboyu)’ndaki bir mekânda sorduğum basit bir “Americano’yu blend mi, single origin kahveden mi yapıyorsunuz ?” sorusuna cevap veremeyecek derecede bilgisiz baristalarla çalışıyorsanız piyasada ayakta kalabilmeniz çok zor... Bana göre Americano ve Espresso için single origin, sütlü kahveli karışımlar, Caramellatte tarzında şımarık seçimler için blend uygundur. Çünkü belli bir bölgenin kahvesine alışan müşteri, hep aynı bölgenin karakteristiklerini bardağında ister, o lezzeti arar... Bulamazsa da bir daha o cafeye uğramaz.

Bir da artık kahve üretiminin “adil koşullara” göre yapıldığı organik ya da gölgede üretim yapan konsorsiyum ve kooperatiflerin kahvelerine yönelmeyi ben de öneriyorum, yani içtiğiniz kahvenin menşeini ve arkasındaki hikayeyi iyi araştırmak gerek, yoksa üretimin halihazırda azaldığı bir ortamda bir gün içecek kahve bulamayacağız... Kahve de kakao da azaldı artık, hatta bazı uzmanlar “50 yıl sonra çikolata üretilemeyeceğinden” falan bahsediyor ki bu benim için “Kahve olmayacak”tan daha kötü bir haber... İngiliz araştırmacılar bir keresinde kadınlara “Çikolatadan mı seksten mi daha fazla haz alırsınız?” diye sormuşlar, cevap açık ara “çikolata” olmuştu. Bunun üzerine ne yorum yapılır ki ??? Biz işimize bakalım.

MASTER ROASTERS CUPPING’İ KAHVE TUTKUNLARININ DAMAKLARINI ŞENLENDİRDİ

Girne’de Master Roasters kahve şirketinin dünyanın çeşitli bölgelerinden getirdiği çekirdekleri içeren 14-15 çeşit kahvenin cuppingini etkinliğe katılanlarla birlikte yaptık... Cupping’de öne çıkanlar “Etiyopya Sidamo”, “Colombia Medellin Supremo” ve bana göre adeta kadın parfümünü çağrıştıran aromalara sahip “Hawaaii” oldular ve deneyenlerin damaklarını şenlendirdiler.

Takdir edersiniz ki etkinlik sonunda herkesin gözleri faltaşı gibi açıktı... 

İçeriye girene uyku haram... 

AROMA CAFE

Girne’deki Aroma Cafe’nin yerini anlatmak gerekirse Bellapais (Beylerbeyi) trafik ışıklarından sağa Beylerbeyi istikametine saptığınızda girdiğiniz yoldan ilk sola girerek tabelaları takip edip varıyorsunuz.

Manzara iştah açıcı ama kanmamak gerek... Deniz ve bikini sezonu yakın

En güzel hamur işi örnekleri, Kıbrıs’ın yerel tatları, Bulgur Köftesi, Şamişi, Hellim Böreği, Mantı, Nor Böreği, Bitta Badadez ve niceleri için güzel bir adres.

Yaz ayları için bahçe ve çocuk oyun alanı da mevcut, ve bu özelliği burayı ailelerin de tercihi yapıyor.

Mekân/Konum: 7/10 Fiyat/Kalite: 8/10

BIG BOSS (FEEL THE PRIVILAGE)

Girne Park AVM bünyesinde faaliyete geçen Big Boss tam da “ne iş olsa yaparım abi” diyen yeni nesil cafe tarzında, Hamburgerden Fajita’ya kadar geniş bir yelpazede hizmet veriyor. Kaliteli malzeme ve soslar kullanılarak servis edilen yiyecekler memnuniyet verici ve vasatın üzerinde...

Bigoss Fajitas... Keşke biraz da rende peynir verselerdi.

Hamburgerin kıymasını kuru buldum ve pek sevmedim, ama yanında gelen Cajun baharatlı cipsler başarılı... Fajitas gelirken yanında bir takım soslarla servis edildi, acı salsa, guacamole ve yoğurt vardı. “Yoğurdu koyma şefim, rende dil peyniri veya rende kaşar ver” demek isterdim, ama o seçme şansım yok, burada böyle maalesef...

Hizmet kalitesi iyi ama her şey hizmet kalitesi değil maalesef, mekân henüz yeni sayıldığı için bazı aksaklıklar hoş görülebilir diye düşündüm...

Çok şımarıkça şeyler bunlar... Her babayiğit bu kadar kaloriyi alamaz... Şeytana uymayınız!

Mekan/Hizmet: 9/10 Fiyat/Kalite: 7/10

BUTİK KASAP’TA HAMBURGER VE BBQ SOSLU KUZU KABURGA

Girne’deki Butik Kasap Steakhouse’un hamburgeri ve Barbekü Soslu Kuzu Kaburgasını denedim birincisinden memnun kalmadım, ikincisini oldukça lezzetli buldum.

Dilimde tüy bitti, "şu köfteleri çok yoğurmayın" demekten...

Hamburger köftesi kayış gibi olmuştu, tabii ki yetersiz yağ oranı ve fazlaca yoğurup etin kimyasını bozmaktan kaynaklanıyor bu gibi durumlar. Sonuçta yere atsanız top gibi sekecek kıvamda bir ürün ortaya çıkıyor.

BBQ Soslu Kuzu Kaburga tam çerez diye yenebilecek türden lezzetli bir ürün yanında bir kutu siyah bira olsa nefis olurdu...

Üzerine kekik serpilerek servis ediliyor ve başarılı...

BBQ Soslu Kuzu Kaburga, kalorili atıştırmalık sıkıntısı çekenler için bire bir

Hamburger: 6/10

BBQ Kuzu Kaburga: 8/10

HİSAR RESTORAN

Gazimağusa’da Canbulat Müzesi’nin denize bakan tarafında (Liman girişinde) Hisar Restoran’da çok güzel bir Fırın Kebabı yedim...

Kebap ve yanında en basit tarzdaki mezeler... Daha fazlasına lüzum yok.

Fırın Kebabı yerken her zaman hayvanın kürek kısmını tercih ederim, çünkü burada yağ ve et oranı çok dengeli dağılmıştır ve yağ pişerken altında bulunan kas dokusuna büyük bir lezzet patlaması yaşatır...

Hummus, Tahın, salata, yoğurt, patates ve acılı ezme yanında gelenler... Şarap içilecekse mezelerden feragat etmek gerekebilir, mezelerle birlikte yenecekse herhangi bir içecek uygun olur. “Diğer kebapları da güzel” diyorlar, bu seferki gidişimde de onların tadına bakmayı hedefliyorum.

Mekân/Konum: 7/10 Fiyat/Kalite: 8.5/10

LOKANTA KEKİK

Girne’de eski Türk Mahallesi’nde İtalyan restoranın eski yerinde hizmete girmiş bir lokantadan bahsetmek istiyorum. Tam anlamıyla bizim bildiğiiz ölçüde bir “meyhane” değil... Konsept biraz değişik.

Buradaki mezeler normal meyhanelerde bulunabilecek türden mezeler değil, yaratıcı bir mutfağı var ve bilindik Ege, Akdeniz, Girit, Avrupa ve Arap ve Balkan mezelerine değişik dokunuşlar yapılmış. Mesela “Topik” diye enteresan bir Ermeni mezesi var belki biraz daha sıcak servis edilebilir, “Mücver” taze fasulyeden çok lezzetli, “Fatteh” damak çatlatıyor, yağlı ama lezzeti yağından geliyor zaten... “Portakal soslu kök kereviz” tam kıvamında. “Pastırma Turşusu” da mutlaka denenmesi gerekenlerden...

Sıcaklar lezzetli fakat porsiyonları küçük... Ete doyurmuyor.

Gelelim eksi(k)lere... Lokanta Kekik’in sıkıntısı kış aylarında içeride yasak olmasına rağmen sigara içilmesi. Ki bu benim gittiğim zamanlardan bu yana aldığı eleştirilerden dolayı artık düzeltilmiş olabilir. Yazda zaten bahçede yemek yeneceği için sıkıntı olmaz diye düşünüyorum.

Bir de tatlı konusuna iyice eğilmeleri gerekli, tatlı konusu zayıf kalmış. Sıcak yemeklerde ise porsiyonlar büyümeli, ödenen paranın hakkını vermeli.

Konum/Mekân: 7/10 Fiyat/Kalite: 7.5/10

SPOON LOUNGE

Girne Neo-Park AVM’deki canlılığa biraza daha “kalite” katan bir restorandan bahsetmek istiyorum. Masaya oturur oturmaz diğer cafe tarzı yerlerden farkını hissettiriyor, tabak, çatal, tuzluk-biberlikler, peçeteler, masa örtüleri vs. üst sınıf malzemeden seçilmiş. Bir ara eşimi ve kızımı lavaboları teftiş için yolladım, her türlü hijyen ürünü düşünülüp müşterilerin kullanımına sunulmuş, çeşit çeşit deodorant, saç jölesi vs. kendini tazelemek isteyenlerin emrine amade...

Çıtır çıtır kaplaması ve üzerinde otlu tereyağıyla... Chicken Parmesan

Gelelim yemeklere; Ben “Chicken Parmesan” eşim “3 Renkli Tortellini” tercih ettik, yanında yerli Chardonnay aldık, hatta ben içtikten sonra şarabın ısı derecesini fazla buldum, alıp götürüp daha soğuk bir bardak şarap getirdiler... Kıbrıs’ta bunu her yerde talep edemezsiniz. Dayak yeme riski var!!

Chicken Parmesan’ın çıtır kaplaması ve üzerinde otlu tereyağı yemeğe lezzet katan detaylardı.

İngiliz bu durumda şu yorumu yapar... Pure Class!

3 Renkli Tortellini de İtalyan bayrağındaki renkleri masaya taşımış, görsel olarak da iştah açıcıydı.

Nargile sevenler için nargileye müsait ortam, canlı akustik müzik geceleri ve benim neden yapıldığını pek anlayamadığım “Karaoke Geceleri” de buranın geniş yelpazeyle sunduğu hizmet ve etkinliklerden...

Mekân: 9/10 Fiyat/Kalite 9/10

TIME-OUT BURGER

Gönyeli’deki Butik Kokoreç’le aynı mekân içinde faaliyet gösteren çok lezzetli bir mekândan bahsetmeden geçemeyeceğim.

Meksika’dan Burrito, Quasedilla gibi ürünlerin yanı sıra Hamburger ve Sosisli seçenekleri de mevcut. Quesadilla 2 çeşit peyniri, yanında verilen cips, ekşi krema ve jalepano biberleriyle adeta ziyafete dönüşüyor. Yağlı, ama lezzetli. Lezzeti zaten yağından...

Dana Kaburga ağır ateşte pişip Quesadilla haline gelirse... Tadından yenmez

Sosisli köftesinde sıkıntı var, biraz fazla sert ve elastiki bir kıyma... Çok yoğurmuşlar gibi geldi bana. En kısa zamanda Hamburger çeşitlerinin tadına da bakmak istiyorum.

Hot-Dog... Ucuza karnını doyurmak isteyenlere ayaküstü alternatif...

Her şeyin ev yapımı olması güzel, çalıştıran gençler de yetenekli ve çok iyi iş çıkarıyorlar. Keşke yemekleri hazırlarken biraz daha hijyene önem verseler, eldiven falan taksalar... Bir de mekânda oturup yemek yiyecek bir konsepti benimsemiş olsalar, sadece “take-away” tarzı biraz sıkıyor ortamı...

Mekan/Konum: 6/10 Fiyat/Kalite: 8/10

TO ANAMMA

Güney Lefkoşa’da Lokmacı sınır kapısını geçer geçmez sürekli dolu göreceğiniz bir kebapçı var... To Anamma’dan bahsediyorum. Lezzetli bir kebap keyfi yapmak isteyenlere tavsiyemdir.

Fiyatları da uygun, resimde görüldüğü gibi lezzetler de çok şımarıkça...

Şeftali Kebabı ve yanında kızarmış patates... Kalorinin fevki...

Yalnız bu aralar Güney’de yemek yemek için Euro’nun biraz değer kaybetmesini beklemekte fayda var...

Mekân: 7/10 Fiyat/Kalite: 8/10

PECORINO TOSCANO D.O.P STAGIONATO...

Toskana'dan gelen lezzet...

Bu ay tavsiye edeceğim peynir, İtalya’nın Toskanya bölgesinden bölge tescilli (DOP) Pecorino Toscano’nun en az 120 gün olgunlaştırılarak piyasaya sürülen şekli...

Sürekli takipte olanlar benim olgun koyun peynirlerine olan düşkünlüğümü bilirler. Bu Pecorino sarı bir kabuğa sahip, yumuşak ve kompakt bir yapıda, delikleri küçük, kuru meyve ve saman kokuları hakim... Eskidikçe aromalar daha da derinleşiyor.

Güney Lefkoşa’da Barrique Wine & Deli’de kilosu €37’den satıl alabilirsiniz... Kırmızı şarapla iyi olur, makarnaların üzerine rendeleyebilirsiniz, kuru meyvelerle birlikte peynir tabağı oluşturduğunuzda veya sabah kahvaltıda balla tüketebilirsiniz... Bulunduğu her ortama uyum sağlayabilecek türden karakteri olan ama “uysal” bir peynirden bahsediyorum...

SOLLIONE SALENTO NEGROAMARO 2015

İtalya’nın Puglia özerk bölgesini tarif edecek olursam tam “çizmenin topuğu” etrafı denizlerle çevrili bir yarımada... İtalya yarımadasında bir yarımada :) Kendine özgü lezzetleri ve mutfağı olan karakteri olan bir bölge. Şarap açısından da geleceği parlak.

Kuru üzüm, kırmızı meyveler, baharat... Kuzu eti ve olgun peynirle eşleştirin..

Negroamaro ise bölgeye özgü bir siyah üzüm... Anlamı “Acı siyah” Oldukça meyvemsi ve baharatlı, derinlikli kompleks yapıda, gövdesi sağlam şaraplar üretmeye müsait bir üzüm.

Diyeceksiniz ki “Beyaz şarap zamanı geldi dedin, yine kırmızı önerdin”... Doğru ama yakın zamanda tadımını yaptığım şaraplardan en fazla aklımda kalanlardan biri bu oldu.

Koyu vişne tonlarında kırmızı, burunda kuru üzüm ve kırmızı meyve bukeleri hakim, damak burunla pek uyumlu değil hafif baharatsı, zarif yumuşak tenenli... Kırmızı etler, kuzu, olgun peynirler, Lazanya Bolonez, gibi geniş bir yelpaze ile eşleştirilebilir.

Ben bunu Güney Lefkoşa’daki Barrique’de Türkçesi biraz ilginç olan “Öküz Kuyruğu Pappardelle” ile eşleştirdim ve oldukça keyif aldım.

Adres... Barrique Wine & Deli

Yaza girerken güzel toparladık düşünüyorum... Herkese bol lezzetli yarınlar ve şimdiden hayırlı bayramlar diliyorum...

01/06/2018 13:31
ad
Bu habere tepkiniz:
TAGS: Raif Uzkan
MANŞETLER

HK GURME

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.