Rum tarihçi Kossifos'tan itiraf: Kıbrıs'ı Türkler değil Kissinger böldü
14/09/2026
Kıbrıslı Rum tarihçi ve emekli akademisyen Jerry Kossifos, Rum Avrupa Parlamentosu Milletvekili Fidias Panayiotou’ya verdiği röportajda, İsraillilerin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ndeki arazi ve gayrimenkul alımlarına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Kossifos, İsrail’den Güney Kıbrıs’a yönelik göç ve mülk edinme sürecinin devam etmesi halinde Ada’nın güneyinde “ikinci bir İsrail” ortaya çıkabileceğini ileri sürdü.
“Topraklarımızı satmayı durdurmalıyız”
İsraillilerin Güney Kıbrıs’taki arazi alımlarına dikkat çeken Kossifos, “Topraklarımızı satmayı durdurmalıyız. Bir gün Filistin’de en iyi toprakları satın aldıkları gibi bizim en iyi topraklarımızı da satın almayı başaracaklar” ifadelerini kullandı.
İsrail’deki güvenlik ortamı nedeniyle ülkeden ayrılanların Kıbrıs’a yönelebileceğini savunan Kossifos, “Kıbrıs’ta, bizim topraklarımızda yaşamaya çalışacaklar” dedi.
Kossifos, sürecin devam etmesi halinde, “Kıbrıs’ta ikinci bir İsrail oluşturacaklar” iddiasında bulundu. Rum tarafındaki mevcut yasaların buna imkan verdiğini savunan Kossifos, yabancılara yönelik arazi satışlarına müdahale edilmesi gerektiğini söyledi.
“İsrail zaten toprağımızı satın alıyor”
Türkiye ile İsrail’in bölgesel çıkarlarının giderek karşı karşıya geldiğini savunan Kossifos, iki ülkenin Kıbrıs üzerinde etkili olmaya çalışıp çalışmayacağı yönündeki soruya, “Elbette. İsrail zaten toprağımızı satın alıyor” yanıtını verdi.
Rum Yönetimi’nin İsrail ile geliştirdiği ilişkilere de karşı çıkan Kossifos, kendisinin yönetimde olması halinde İsrail’le ittifak kurmaya çalışmayacağını söyledi.
“1963’te biz başladık, Kıbrıslı Türklere kötü davrandık”
Kossifos, röportajında 1963 dönemine ilişkin de dikkat çeken ifadeler kullandı.
Rum tarafının geçmişte Kıbrıslı Türklere yönelik uygulamalarını eleştiren Kossifos, “Biz 1963’te başladık. Kıbrıs’ta yapmamamız gereken şeyler yaptık. Kıbrıslı Türklere başlangıçta kötü davrandık” dedi.
Bazı köylerde Kıbrıslı Türklere yönelik ağır olayların yaşandığını belirten Kossifos, iki toplum arasındaki ilişkilerin yeniden geliştirilmesi gerektiğini savundu.
Kossifos, “Onları ziyaret etmeliyiz, onlar bizi ziyaret etmeye gelmeli. Birlikte etkinlikler yapmalı, birlikte yemek yemeliyiz” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin diplomasisine övgü
Türkiye’nin bölgesel politikasına da değinen Kossifos, Türk diplomasisinin tarihsel olarak güçlü olduğunu söyledi.
Türkiye’nin aynı anda Rusya, Çin ve ABD ile ilişki kurabildiğine işaret eden Kossifos, “Türkler tarihi olarak dünyanın en iyi diplomatik geleneklerinden birine sahip. Osmanlı Devleti’nin diplomasisi her zaman güçlüydü” dedi.
Kossifos, Türkiye’nin kendi ulusal çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini, Rum ve Yunan siyasetinin ise aynı diplomatik başarıyı gösteremediğini savundu.
“Türkiye ile iyi ilişkiler kurmalıyız”
Rum tarafına Türkiye ile ilişkilerini yeniden değerlendirme çağrısı yapan Kossifos, Türkiye ile iyi ilişkiler kurulmasının Kıbrıs meselesinin geleceği açısından önemli olduğunu söyledi.
Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinin Ada’daki sorunun çözümüne de katkı sağlayabileceğini savundu.
“Kıbrıs’ı Türkler bölmedi, Kissinger böldü”
Kossifos, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı konusunda da Rum tarafındaki yaygın söylemden farklı bir değerlendirmede bulundu.
Ada’nın bölünmesinin temel sorumluluğunu Türkiye’ye yüklemediğini belirten Kossifos, dönemin ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger ile ABD ve İngiltere’yi işaret etti.
Kossifos, “Kıbrıs’ı Türkler bölmedi. Kissinger böldü” ifadelerini kullanırken, Kıbrıslı Rumların bütün sorumluluğu Türklere yüklememesi gerektiğini söyledi.
“Türkiye’ye karşı nefret olmamalı”
1974 üzerinden Türk halkına karşı düşmanlık oluşturulmasını da eleştiren Kossifos, “Kıbrıslıların Türkiye’ye karşı bu nefreti taşımaması gerekir” dedi.
Buna karşın Kossifos, röportajında Enosis düşüncesini desteklemeyi sürdürdüğünü de belirterek, Kıbrıs’ın Yunanistan’la birleşmesi gerektiği yönündeki görüşünü tekrarladı.
Kossifos ayrıca Güney Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’ne katılmasının Kıbrıs meselesinin çözümüne katkı sağlamadığını savunarak, “Avrupa Birliği’ne girdiğimiz günden beri Kıbrıs sorununun donduğuna inanıyorum” ifadelerini kullandı.

























































































































































































