Advertisement

Advertisement

Aşıkoğlu: İran Savaşı KKTC İçin Yalnızca Tehdit Değil, Zorunlu Bir Dönüşüm Testidir

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ad ads ads
30/03/2026

Aşıkoğlu: İran Savaşı KKTC İçin Yalnızca Tehdit Değil, Zorunlu Bir Dönüşüm Testidir

 

Eski Enerji Müsteşarı Şahap Aşıkoğlu, KKTC’nin bu sürece nasıl hazırlanması gerektiğini köşesinde değerlendirdi.

Şahap Aşıkoğlu'nun yazısı şöyle:

İran-İsrail/ABD hattındaki çatışma tırmanarak sürüyor. Son haftadaki gelişmeler, çatışmanın yatışmadığını, aksine daha geniş bir tırmanma eğilimine girdiğini gösteriyor. Bu tırmanma tek boyutlu değil. Askeri cephede Husilerin sürece dahil olması ve İsrail’in Lübnan cephesini büyütmesi dikkat çekerken, ekonomik cephede Brent petrolün 110–120 dolar bandına yerleşmesi krizin maliyetini artırıyor. Brent 120’yi geçerse artık nerede duracağını kimse kestiremiyor. Buna rağmen diplomatik arayışlar da sürüyor; çatışmanın tarafları dışında kalan aktörlerin çoğu bir çıkış yolu arıyor. Görünen tablo şu: Savaş bölgesel cephelere yayılan çok katmanlı bir forma girerken, diplomasi masasında da bir çıkış yolu arayışı sürüyor.

Bu savaş sadece İran-İsrail savaşı değil; Doğu Akdeniz’de yeni enerji-güvenlik düzeni kuruluyor ve KKTC buna göre pozisyon almak zorunda.

Asıl tartışılması gereken nokta, İsrail’in hedefinin yalnızca güvenlik ve askeri üstünlükle sınırlı olup olmadığı; yoksa ABD desteğiyle daha geniş bir jeoekonomik ve jeopolitik yeniden dizilim mi hedeflendiğidir. Yani bir yandan “vaat edilmiş topraklar” anlatısını adım adım sahaya sürerken, diğer yandan Ortadoğu’nun enerji damarlarını kontrol edip Türkiye’yi denklem dışına iterek, Doğu Akdeniz’den geçen yeni güç mimarisinin merkezine yerleşmek mi istiyor?

Enerji, diplomasi ve askerî dizilim; Türkiye’yi merkezden uzaklaştıran bir Doğu Akdeniz enerji-güvenlik mimarisinin adım adım tahkim edildiğini düşündürüyor.

Güney Kıbrıs’taki üslere, Fransa, İngiltere, Hollanda, İspanya, Yunanistan ve İtalya Kıbrıs’a acil olarak askeri destek gönderdi.

Güney Kıbrıs’ta son dönemde artan askeri hareketlilik, yalnızca güvenlik refleksiyle açıklanamayacak kadar geniş bir jeopolitik çerçeveye oturuyor. ABD’nin mevcut varlığına ek olarak bazı Avrupa ülkelerinin askeri destek hamleleri, Kıbrıs’ın Doğu Akdeniz’de enerji ve güvenlik eksenli yeni dizilimde daha merkezi bir rol üstlendiğini düşündürüyor. TotalEnergies, ENI, Shell, ExxonMobil, Chevron ve Repsol gibi enerji aktörlerinin Kıbrıs Cumhuriyeti ile kurduğu bağlar da, devlet güvenliği ile enerji çıkarlarının aynı coğrafyada kesiştiğini gösteriyor.

Bu nedenle mesele yalnızca bölgesel savaş analizi değildir. KKTC açısından bu tablo enerji maliyetleri, tedarik güvenliği, turizm gelirleri, ithalat bağımlılığı ve kamu yönetiminin kriz kapasitesi açısından doğrudan sonuç üretmektedir.

Peki KKTC olarak ne yapmalıyız, nasıl korunmalıyız?

Bu kriz ancak kurumsal koordinasyon, teknik kapasite artışı ve toplumsal dayanışmayla yönetilebilir. Bu nedenle KKTC’nin önünde yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda yönetsel bir dayanıklılık testi bulunmaktadır.

KKTC’nin bu süreçte dışarıdan kısa vadeli kaynak akışına bel bağlaması gerçekçi görünmüyor. Asıl yapılması gereken, ekonomiyi daha üretken, daha dayanıklı ve daha az ithalata bağımlı hale getirecek bir dönüşüm programına yönelmektir.

Orta vadede yapısal sorunlarımızın birçoğundan kurtulmuş bir yapıya kavuşmaya çalışmalıyız. KKTC mevcut yapısıyla yalnızca tüketim ve turizm eksenli bir ekonomi olarak kalamaz. Üretim, hizmet, lojistik ve bakım ekonomisi alanlarında Türkiye’yi tamamlayan bir yapıya yönelmelidir. Orta vadede depolamalı yenilenebilir enerji yatırımlarıyla elektrik maliyetlerini düşürmeden enflasyonla mücadele etmek mümkün olmayacaktır. Tarımda ise belirli bir niş alana odaklanarak sözleşmeli üretim modelleri geliştirilmelidir.

 Bu dönüşüm hem dışa bağımlılığı azaltmak hem de kriz dönemlerinde ekonomik dayanıklılığı artırmak açısından zorunludur.

Yapılabilecek hamleler

Acil adımlar

  • Hükümet çok geç kalmasına rağmen, hemen bugün ekonomik seferberlik ilan etmeli.
  • Ekonomik Savunma ve Tedarik Koordinasyon Merkezi kurulmalı.
  • Hemen ardından bir kriz masası oluşturarak muhalefetin de dahil olduğu teknik kapasitesi yüksek bir yönetim tarzına geçmeli. Bu süreç, teknik kapasitesi yüksek ve siyasi koordinasyonu güçlü bir kriz yönetimi modeliyle yürütülmelidir.
  • Hemen şimdi devletteki bürokrasiyi uzman ve eski bürokratlar ile takviye ederek devletin teknik kapasitesini yükseltmeli.
  • Hükümetin kriz sürecindeki kararlarını, belli bir stratejik plan öncülüğünde alması elzemdir. Kriz masası bu stratejik planı bir an önce yapmalıdır şu anda çok geç kalmış durumdayız

Orta vadeli adımlar

  • Hükümet devletin gelirlerini, vergi veren ve sistemin içindeki kurumlara ek vergi getirerek artırmaya çalışmamalı. Bilakis, kayıt dışı kurumları sistematik denetlemelerle kayıt altına alarak gelirlerini artırma yoluna gitmeli. Sistem içinde olan kurumların zaten büyük sorunları olacağından onlara yeni vergiler getirmenin bir yararı olmayacaktır. Kayıt dışı ekonomiyi yüksek dozda denetimlerle kayıt içine çekmek en rasyonel çözümdür.
  • Turizmde özellikle aile odaklı ve uzun konaklamayı teşvik eden hedefli destek programları uygulanmalıdır. Özellikle aile turizmine yönelik projeler üretmelidir. talep dönüşüm programı yapılmalı ve desteklenmelidir.

Uzun vadeli adımlar

  • Türkiye ile anlaşmalı tarım ve anlaşmalı sanayi içerikli ivedilikle bir protokol imzalayarak Türkiye’de zaten ithal edilen ürünlerin üretiminin Kuzey Kıbrıs’ta yapılması sağlanmalıdır. Böylece üretim ağırlıklı bir ekonomiye geçme şansımız olabilir
  • Elektrik maliyetleri düşürülmeden enflasyonla mücadele etmek zorlaşacaktır. Bu nedenle enerji altyapısında depolamalı yenilenebilir çözümler hızla devreye alınmalıdır

Sonuç olarak bu kriz, KKTC için yalnızca dışsal bir tehdit değil; ekonomik yapının yeniden düşünülmesini zorunlu kılan bir testtir. Pasif bekleyiş yerine enerji, üretim, tedarik ve kurumsal kapasite temelinde yeniden yapılanma tercih edilirse, bu süreç daha dirençli bir ekonomik modele geçiş fırsatı yaratabilir. Önümüzdeki dönem,  planlı dönüşüm dönemidir.

BİZ birçok krizden çıkmayı başardık. Hükümet önerdiğim projeler ile halkın önüne koyup güven tazelerse bizim bu krizden güçlenerek çıkma şansımız olur.

Yeter ki bu krizin ne kadar büyük olduğunu görebilelim…

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS:
MANŞETLER

HK KIBRIS

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.