''3lü görüşme isteyen Hristodulidis’in, Kıbrıslı Türk heyete uyguladığı dışlama ne işe yaramıştır?''
29/09/2026
Politis Gazetesi Köşe Yazarı Stavros Antoniou , Kıbrıs Konusunda New York’ta yaşanan krizle ilgili çarpıcı bir yazı kaleme aldı.
İşte yazısı:
İki lider, BM Genel Kurulu için New York’a gitti ve uluslararası örgütün Genel Sekreteri ile ayrı ayrı temaslarda bulundu.
Antonio Guterres’in Kıbrıs Özel Temsilcisi Maria Angela Holguin ile de ayrı görüşmeler yaptılar.
Ancak, güven yaratıcı önlemlere ilişkin tek bir uzlaşı dahi sağlanmadan, elleri boş döndüler.
İleriye doğru bir adım atmaya cesaret edemedikleri gibi, karşılıklı suçlama döngüsünü de başlatarak Kıbrıs halkına en karamsar mesajları verdiler. New York’taki temasların sıfır sonuçla tamamlanmasının sorumlusu kim? Her iki liderin de sorumluluğu var. En azından iki liderden biri, BM Genel Sekreteri ile üçlü görüşmenin önünü açacak olumlu bir adım atabilirdi.
Kıbrıs sorununda diyaloğun yeniden başlaması için elverişli koşullar yaratmak, iki liderden yalnızca birinin sorumluluğu değildi, olmayacak da.
Bazen çıkmazı kırmak için tek taraflı bir hamle gerekir; olumsuz tabloyu değiştirecek ya da en azından diğer tarafı zor durumda bırakacak sürpriz adımlar atma imkânı her zaman vardır.
Dolayısıyla hiçbir tarafın mazereti yoktur.
Herkes süreci ileriye taşımak için çaba göstermeli; kimse ağaca bakıp ormanı kaybetmemelidir. Diğer toplum bu hatayı yapsa bile.
Vatandaşlar da kendi liderliklerine karşı daha eleştirel olmalıdır.
Rumlar kendi liderlerini izlemeli ve attığı adımları değerlendirmelidir.
Aynı şey Kıbrıslı Türkler için de geçerlidir.
Kıbrıs Rum toplumunun lideri New York’ta nasıl davrandı?
Hükümet kaynakları, Cumhurbaşkanı’nın üçlü görüşme yapılmasını önerdiğini ancak Kıbrıslı Türk liderin bu öneriyi reddettiğini sızdırdı.
Hükümetin vermek istediği mesaj; Tufan Erhürman’ın olumsuz, Cumhurbaşkanı’nın ise olumlu olduğu yönündeydi.
Buna karşılık Kıbrıslı Türk lider, Rum tarafının New York’ta yabancı diplomatik misyonları Kıbrıslı Türk heyet üyeleriyle görüşmemeleri için çağrıda bulunmakla suçladı.
Buradaki soru, resmi Rum tarafının bu tutumunun liderlerin BM Genel Sekreteri ile üçlü görüşmesi için olumlu bir atmosfer yaratılmasına katkı sağlayıp sağlamadığıdır.
Rum tarafının Kıbrıslı Türk heyete karşı uyguladığı dışlama taktiği gerçekten yardımcı oldu mu?
Biriyle görüşmek istiyorsanız, onu rahatsız edecek hamlelerden kaçınmanız gerektiği kesindir.
Sağduyu bunu gerektirir.
Bu nedenle, iletişim yönetiminin diyalogun yeniden başlaması için gerçek koşullar yaratma ihtiyacının önüne geçip geçmediği sorusu haklı olarak gündeme geliyor.
Bunun cevabı çok geçmeden ortaya çıkacak.
Asıl mesele, Antonio Guterres’in görev süresinin üç ay sonra sona erecek olması ve görünen o ki bu treni de kaçıracak olmamızdır.

































































































































































































