Yüksekte – Aşağıda
24/11/2011
Ümit Bahşi
Anlamlı bir söz vardır: Bilinmelidir ki, yüksektekilerin yeri aşağıdakiler kadar garanti değildir. Yaşamın ne getireceği belli değildir. bir bakarsınız çok güzel günler geçirirsiniz, bir de bakarsınız, her şey alt üst olmuştur. Adına ne derseniz deyin, elinizde olmadan yaşam başka bir hal alır. İster ekonomik nedenler, isterse sağlık nedenleri... Kimileri buna kader ya da alın yazısı derken, başkaları kadere inanmaz ve yaptığımız tercihlerimizin hayatımızı tercihlerimizin belirlediğini düşünür.
Her nasıl düşünürseniz düşünün, hiç bir şeyin garantisi yoktur hayatta. İstatistiklere göre, yapılan planların bile sadece dörtte biri gerçekleşebilirmiş. Mütlu bir yaşam aniden alt üst olabilir. Mevki ve makam, şu ölümlü dünyada geçicidir, hırslarımız ve direncimiz de öyle. Hangi mevkide olursanız olun, günün sonunda yaptığınız iyilikler ve kötülükler bellekte kalıp konuşuluyor insanlar tarafından. Kalıcı olan da, bıraktığınız itibardır, gerisi yalan...
Çok zengin olan da, çok fakir olan da sonunda aynı kefeni giyip, toprakta aynı derinlikte bir yere sahip oluyor. Yanımızda hiç bir şey götüremeyeceğimiz bir gerçek, dünyada kazandıklarımız veya kaybettiklerimiz, orada kalıyor.
Siyasiler ve sanatçılar, halkın önünde bulundukları için, mevkilerini kaybedip, gözden düşerlerse, sıradan bir hayat süren kişilere azaran işleri daha zordur. Şimdi kim hatırlıyor ki, yeri göğü inleten komutanı veya polis müdürünü? Emekli olup, halkın arasına karıştıklarında, bir balığa dönüyorlar. Çok zordur onlar için sivil yaşama adapte olmak. Her mesleğin dönemi içinde bir yükselişi vardır. Sonrasında ise sadece yapılan iyilikler ve kötülükler hatırlanır ki, bu gerçek te unutulmamalı.
Şimdi bizleri yöneten siyasiler, yarın bir gün bu makamlarını kaybettiklerinde, kim onlara ilgi gösterecek? Değiştirmeyi öğrenmiş olan halk, gün gelir, kendi seçtiğini bile değiştirir. Bu yüzden, alçak gönüllülük erdem olmalıdır. Dünya Sultan Süleyman’a bile kalmamış. İnsan bazen “Ben hangi iyiliği yaptım?” diye sormalı kendine, ancak bunu kaç kişi yapmakta? Bencillik ve bireysellik insanı kötüleştiriyor.
Farkında mısınız bilmiyorum ama, iyilik yap, iyilik gör prensibi hak getiriyor... yok öyle bir şey. Bütün hırsların ve arzuların temel nedeni kıskançlık ve yükseklik kompleksidir. Ne yazık ki bunu da KKTC’de en çok siyasilerimizde görüyoruz. Seçilene kadar tamam, ondan sonrası tufan. Kaybettiklerinde ise daha çok halkla ilgileniyorlar, ta ki seçilene kadar. Bugüne dek kaç tane eski siyasetçi kapınızı çaldı ki? Çok fazla olmadığını tahmin ediyorum. Beklentiler bittiğinde, ilişkiler de bitiyor malesef.
... Ve yine nutulmamalıdır ki, yüksektekilerin yeri, alçaktakiler kadar garanti değildir.














































































































































