Fenerbahçe KKTC’ye gelir mi?
20/09/2012
Ümit Bahşi
Türkiye’nin köklü takımlarından olan Fenerbahçe, Güney Kıbrıs takımıyla maç yapacak diye, her kafadan bir ses çıkıyor. Bu mümkün olur mu acaba? Her şeye rağmen, spor ambargosu delinir mi? Çok zor görünüyor. Türkiye Cumhuriyeti uluslar arası bir girişim başlatsa bile, bunun gerçekleşmesi, uzun uğraşlar gerektirir.
Emekli olmuş futbolcularla başlanırsa, temaslar sağlanır ve dostluklar artar. Oturduğumuz yerden olayları daha ileriye taşıyamayız. Gerek federasyon başkanı Sayın Sertoğlu, gerekse bizim dışişleri bakanlığımız Türkiye yetkilileri ile, bir açık kapı bulmak için çaba göstermeliler. Tüm bu kararların, insan haklarına aykırı olduğu noktası, çıkış yolumuz olmalıdır.
Tanınmama ve tecrit, dünyanın ayıbıdır. UEFA ve FİFA bu kararını gözden geçirse de, sonuç değişmez. Ancak biz de Lefkoşa’dan, lafazanlıkla bu işi değiştiremeyiz. İşimiz zor. Mücadele etmemiz gerekiyor, hem de çok.
Atatürkçü Yaşam Derneği, Türkiye başbakanına mektup yazarak, bu konuda girişim başlatmasını istedi. Rahatsız olanlar oldu. Neden her şeye burnunu sokuyormuş? KKTC’de Atatürkçü Yaşam Derneği’nin ne işi varmış? Bir dünya liderinin felsefesi ve devrimleri galiba bu arkadaşları ilgilendirmiyor. Yeri gelince Atatürkçü; yeri gelince Makaryoscu; yeri gelince solcu, yeri gelince Kıbrıslı; yeri gelince de dünyalı olduğunu söyleyen “Kukular”, her dönemin adamı olmaktan ve nemalanmaktan öte gidemezler.
Atatürkçü Yaşam Derneği, KKTC’de sosyal yaşama sürekli destek vererek yoluna devam etmektedir. Kıbrıs Türkü’nün sesini Almanya’da, İsveç’te, İngiltere’de, Türkiye’de ve KKTC’de sürekli toplumsal duyarlılıkla, gerek konferanslarla, gerekse de girişimlere duyurmaktadır. Bu sesi küçümseyenler, bilim kurulunu, akıl grubunu küçümserler. Kim bunlar derseniz, Sayın İşcan’a telefon açıp öğrenin.
Reklamı sevmeyen insanlar, gönüllü olarak katkı koyuyorlar. KKTC’de ciddiye alınacak beş örgüt varsa, bunlardan birisi de Atatürkçü Yaşam Derneğidir. Bu dernek toplumsal duyarlılığı her zaman önde tutmuştur. Okullar açıldığında, üyelerinden ve hayırseverlerden 10 öğrencinin ihtiyaçlarını karşılamak için zamanını ve parasını harcayan bu gönüllü grup, diğer yandan sürekli kan bağışı kampanyalarında bulunmaktadır. Kanser hastası bir vatandaşımıza yardım etmiş, bunu da sosyal sorumluluk hissederek yapmıştır. Peki bizim “Kukular” ne yapıyor? Ellerini ceplerine atmadan, anca da eleştirirler yıllardır.
Devletin imkanlarından beslenen düzenin kalemleri, neci olduklarını halen çözemediğim insanlar olarak beni şaşırtmaya devam etmektedirler. Türkiye takımlarının buraya gelmesini çok mu istiyorlar “Kukular”? Bence hayır. Onlar daha çok İngiliz takımlarını burada görmeyi tercih ederler. Arsenal gelirse, Türkiye kökenli kaç kişi maça gider dersiniz? Atıyorum, 20 bin kişinin sadece üçte biri gider. Fenerbahçe takımı buraya gelirse, seyircilerin kaç tanesi Türkiye kökenli olur dersiniz?
Futbolla siyasiler de ilgilenir. Sağcıların da, solcuların da her zaman tuttuğu takımları olmuştur ve olacaktır da. Kitleleri sürükleyen futbol, siyasete de sürekli yön vermiştir. KKTC’de Türkiyeli diye sürekli dışlanan vatandaşlar, kendi ülkesinin takımına sahip çıkar ve sahayı doldurursa, ansızın akıllarına şu düşünce mi gelir: Bu kadar çok Türkiyeli bir maç için bir araya geliyor; siyaset için de bir adım atarlar mı ki? “Kukuların” kalemleri at oynatmazlar mı o zaman?
50 vekilin kaç tanesi Türkiyelidir? İki buçuk tane olması tesadüf değildir sanırım. 40 yıldır KKTC’de yaşayan ve kendini buraya ait hisseden insanları ve iyi çalışan dernekleri bile küçük gören “Kukular”, bu halka ve toplumsal barışa balta vurmaktadır. İç barışı bu arkadaşlar engellemektedir. O yüzden başka ülke takımlarını Türkiye takımlarına tercih ederler. Amaç Atatürkçü Yaşam Derneği’nin büyümesini engellemek mi acaba?














































































































































