Advertisement

Advertisement

Cezaevi mi, Islahevi mi?

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
14/11/2011


Ümit Bahşi Ümit Bahşi


Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluş yıl dönümüne yaklaşırken, devlet kurumlarımızın, bazı gerçeklerle yüzleşmesi gerekmektedir. Bunu ister öz eleştiri olarak, ister eleştiri olarak alabiliriz. Çocuk yaştaki genç mahkumların ağır suçlularla beraber, aynı ortamda kalması, bu genç suçlular için ıslah edici bir niteliği yoktur. Eğer ki siz, adam öldüren ve 20 yıl ceza almış bir mahkumun yanına, bakkaldan hellim çalmış bir çocuğu koyarsanız, o çocuk altı ay sonra dışarıya çıktığında, cezaevinde suçlu abilerinden öğrendiklerini normal hayatta uygulayıp, tekrar suç işleyecektir.
1 Kasım 2011 tarihinde, cezaevinde yatan toplam hükümlü sayısı 295 tir. Ağır cezalı mahkumlar; 66 erkek, 2 kadın, 8 genç mahkum, 6 yabancı uyruklu A.C. mahkum; toplam 82 ağır cezalı mahkum bulunmaktadır.
Hafif cezalı mahkum sayısı 70; bunlardan dört tanesi de genç mahkumdur. Hükümsüz 95, hükümsüz genç 18, yabancı uyruklu hükümsüz 20, 10 tane de kadın, toplam 143 hükümsüz. Hal böyle olunca, içişleri ve yerel yönetimler bakanlığına bağlı merkezi cezaevi müdürlüğümüz bu yükü taşımakta zorlanıyor. Modern ülkelerdeki cezaevleri ve koşulları ıslah edici ve meslek öğretici niteliği taşımaktadır ayrıca bizim cezaevimiz de, kapasitesinin üzerinde mahkum olduğu açıktır.
Dış ülkelerde, reşit olmayan suçlular için farklı ve caydırıcı uygulamalar bulunurken, bizim memlekette bu gençler, ağır suçlularla aynı ortamları paylaşmaktadır. Bir kıyaslama yapmak gerekiyorsa, on yaşında bir KKTC’li çocukla Almanya’da ki aynı yaştaki çocuğa verilen cezalara bir bakalım. Bu iki çocuk da okuldan birer bisiklet çalmış olsun. Bisikleti kaybolan çocuk polise baş vurduğunda, polis araştırmasını yapar ve bisikleti bulur diyelim. Bizim memlekette çocuk bulunduğu yerde, ağır bir suçlu gibi derhal ekip arabasına konur ve çalınan bisiklet ile beraber, karakola götürülür. Sonra aileye haber verilir, ifadesi alınır, velisine ifadesi okutulur, çocuğun fotoğrafı çekilir, parmak izi alınır.
Almanya da aynı olay, şu şekilde seyreder: çocuk polisi, sosyal hizmetler uzmanı ve bir psikolog nezaretinde ailenin evine giderler ve çocuğun ifadesi evinde alınır. Bundan sonra, sosyal hizmetler uzmanları olayı devralır. Önleyici tedbirler için, aileyle sürekli temas halinde olunur.
Mahkeme aşamasında, bizim memlekette, çocuklar da yetişkinlerin mahkemesinde yargılanmakta. Yargılanma sonucu aileye ihtar verilir, ancak bu olay ömür boyu sabıkasına ve siciline işlenmiş olur. Bu gencimiz daha sonra hayatı boyunca hiç bir suç işlememiş olsa dahi, sabıkası bakidir.
Almanya’da ise ilk seferinde çocuğun siciline bir şey işlenmez ve uyarı vermekle yetinilir. Suç tekrarlandığı taktirde ise, sosyal hizmetlerde çalıştırılır. Örneğin iki haftalığına huzur evinde görevlendirilebilir.
Avrupa ülkelerinde çocuğun rehabilitesi ve topluma kazandırılması için uğraşılırken, bizde suçlu damgası yemektedir. Topluma kazandırma konusunda devletimiz sınıfta kalıyor. Küçücük çocukların ve gençlerin cezaevi ortamından durması kesin, kati ve şarttır. Duyarlı iç işleri bakanımız Sayın Nazım Çavuşoğlu’nun, cezaevi konusundaki hassasiyeti üst seviyededir. Hükümet ve bakanlık yeni bir cezaevi yaptırarak, var olan cezaevini de genç mahkumlar için ıslah evi olarak kullanabilir.
Çözümü kendi içimizde bulup çıkarmalıyız. Öncelikle ceza yasamızda çocuklar için büyük bir reforma ihtiyacımız vardır. İngiliz döneminden kalan kanunlarla toplumdaki suç oranını düşüremeyiz. 10-12 yaşındaki çocukların sabıkalarının, bir sicil affıyla temizlenmesi lazım. Bundan polislerimiz de rahatsız, hakimlerimiz de, avukatlarımız da. Buna rağmen kimse bir şey yapamıyor, zira elleri bağlı. Hukuk sisteminde kalıcı reformlara ihtiyaç vardır. Hükümetimiz bunu yapabilir. Bu yetki ondadır.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Ümit Bahşi

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.