Akansoy: “Kamu maliyesi çökmüş durumda”
24/04/2026
CTP Milletvekili Asım Akansoy, Haber Kıbrıs ekranlarında Ali Baturay’ın sunduğu Markaj programında, hayat pahalılığı düzenlemesi, erken seçim, Kıbrıs sorunu ve son dönemde yaşanan siyasi gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Akansoy, hükümetin hayat pahalılığı konusunda toplumsal tepkiyi okuyamadığını belirterek, geri adımın halkın, sendikaların ve muhalefetin mücadelesiyle geldiğini söyledi.
Akansoy, hayat pahalılığı yasa tasarılarının komiteye çekilmesini bir başarı olarak gördüğünü ifade ederek, bunun sadece sendikaların ya da sadece muhalefetin değil, sokakta direnen herkesin ortak sonucu olduğunu vurguladı. Özellikle gençlerin gösterdiği tavrın umut verici olduğunu belirten Akansoy, Meclis’e giren eylemcilerin hiçbir taşkınlık yapmadığını, aksine son derece sorumlu davrandığını söyledi.
“Hükümet bu işi üç hafta önce bitirebilirdi”
Akansoy, hükümetin yaşanan krizi haftalar önce çözebileceğini ancak bunu yapmadığını savundu. CTP olarak en başından itibaren yasa tasarılarının Maliye Komitesi’ne çekilmesini, Ahmet Tuğcu’nun serbest bırakılmasını ve yasa gücünde kararnamenin geri alınmasını istediklerini hatırlatan Akansoy, sonunda gelinen noktanın da bu olduğunu söyledi.
Hükümetin önce “uzlaşı komitesi” gibi gayriresmi formüller dayattığını, oysa doğru adresin Meclis komitesi olduğunu belirten Akansoy, “Günün sonunda oraya gelindi” dedi.
“Erken seçim tarihi de artık açıklanmalı”
Akansoy, hayat pahalılığı başlığında yaşanan geri adımın ardından erken seçim tarihinin de netleşmesi gerektiğini söyledi. CTP’nin bu konuda haziran ayını işaret ettiğini belirten Akansoy, hükümet çevrelerinde ise eylül-ekim döneminin konuşulduğunu ifade etti.
Her geçen günün ülke için zaman kaybı olduğunu savunan Akansoy, eğitimden sağlığa, ulaşımdan kamu maliyesine kadar birçok alanda büyük sorunlar yaşandığını kaydetti. Mevcut yapının ülkeyi taşıyamadığını söyleyen Akansoy, güçlü programı olan yeni bir hükümete ihtiyaç bulunduğunu dile getirdi.
“Kamu maliyesi çökmüş durumda”
Programda ekonomi ve devlet yapısına ilişkin de konuşan Akansoy, kamu maliyesinin çöktüğünü söyledi. Eğitim, sağlık ve ulaştırma gibi temel alanlarda devletin asli görevlerini yerine getiremediğini savunan Akansoy, vatandaşın ödediği vergilere rağmen hizmete erişmek için özel sektöre yönelmek zorunda kaldığını belirtti.
Akansoy, bu yıkımın kısa sürede toparlanamayacağını ancak doğru program ve güçlü siyasi iradeyle düzeltilebileceğini söyledi. Yeni gelecek hükümetin sihirli değneği olmayacağını vurgulayan Akansoy, buna rağmen doğru yönetimle sistemin yeniden ayağa kaldırılabileceğini ifade etti.
82 kodu tepkisi: “Bu insanlar ne teröristtir ne de Rum’dan fazla Rumcu”
Akansoy, Türkiye’ye girişte bazı Kıbrıslı Türklere uygulandığı belirtilen “82 kodu” meselesine de değindi. Bu listedeki isimlerin toplumda saygınlığı olan, akademisyen, aydın ve çözüm yanlısı kişiler olduğunu belirten Akansoy, bu kişilerin kriminalize edilmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.
Bu listeyle ilgili bilginin KKTC içinden bazı çevrelerce Türkiye’ye aktarıldığını öne süren Akansoy, çözümden, demokrasiden ve çoğulculuktan yana olan insanların fişlendiğini savundu. Türkiye Cumhuriyeti’nin egemen bir devlet olduğunu ve kimi ülkeye alıp almayacağına kendisinin karar vereceğini söyleyen Akansoy, buna karşın KKTC makamlarının kendi vatandaşlarına yönelik bu uygulamanın gerekçesini sormak zorunda olduğunu ifade etti.
“Fişleme siyaseti yeni değil”
Akansoy, programda Kıbrıs sorunu ve çözüm sürecine dair geçmiş deneyimlerden de söz etti. Annan Planı dönemi ile kapıların açılmasının tarihi kırılma anları olduğunu belirten Akansoy, Kıbrıslı Türklerin o dönem statükoyu kırma iradesi gösterdiğini söyledi.
Rum tarafıyla diyalog kuran, temas yürüten kişilerin yıllardır çeşitli çevreler tarafından hedef alındığını ifade eden Akansoy, bunun yeni bir durum olmadığını, geçmişten beri süren bir fişleme ve şeytanlaştırma siyaseti olduğunu savundu. Buna rağmen temas, diyalog ve müzakere çizgisinden geri adım atmayacaklarını vurguladı.
“Basına saldırı kabul edilemez”
Akansoy, son dönemde medya kuruluşları ve bazı gazetecilerin sosyal medya hesaplarına yönelik müdahaleleri de değerlendirdi. Haber Kıbrıs, Yenidüzen ve başka yayın organlarına dönük girişimlerin kabul edilemez olduğunu söyleyen Akansoy, bunun düşünce ve ifade özgürlüğünü baskı altına alma amacı taşıdığını belirtti.
Kendisinin de geçmişte benzer saldırılara maruz kaldığını anlatan Akansoy, özellikle medya üzerinden yürütülen bu baskıların bilinçli olduğunu savundu. Basının hedef alınmasının toplumun haber alma hakkına müdahale anlamına geldiğini ifade etti.































































































































































































