Cevdet Yılmaz: Türkiye KKTC'nin yanında olmaya devam edecek
20/07/2026
Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’ndaki törende yaptığı konşmada, Türk Silahlı Kuvvetlerinin tarihine altın harflerle yazılan, Kıbrıs Türk halkını huzura, emniyete ve özgürlüğe kavuşturan Barış Harekatı’nın 52’nci yıldönümünde Kıbrıs Türk halkı ile beraber olmaktan büyük mutluluk duyduğunu söyledi…
20 Temmuz Mutlu Barış Harekatı ile Kıbrıs Türkü’nün 1963-1974 yılları arasında yaşadığı 11 yıllık sabır ve çile dolu dönemin sona erdiğini söyleyen Yılmaz, Kıbrıs Türkünün kendi vatanlarında huzur ve güven içinde yaşayabileceği şartların tesis edildiğini belirtti.
Yılmaz, Barış Harekâtı’nın üzerinden geçen 52 yılın, Türkiye’nin müdahalesinin haklılığını ve garantörlüğünün Kıbrıs’ın huzuru açısından taşıdığı önemi açıkça ortaya koyduğunu söyleyerek, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin varlığının Ada’da yarım asrı aşan barış ve istikrar oluşturduğunu, bu zeminde tüm Adanın kalkınma ve demokrasi yolunda ilerlediğini vurguladı.
Siyasi eşitlik temelinde kurulan ortaklık düzenini bozan ve iki halk arasına düşmanlık tohumları eken taraf hiçbir zaman Kıbrıs Türkü olmamıştır. Kıbrıs Türkü’nü ortadan kaldırarak Ada’nın tamamına hâkim olmayı amaçlayan girişimler Barış Harekâtı’yla engellenmiş, Türkiye’nin kararlı tutumu sayesinde yarım asrı aşkın süredir devam eden bir barış ortamı kurulmuştur. Buna karşılık, bölgemizde yaşanan gerilimleri fırsata çevirerek Kıbrıs’ı yeni askerî oluşumların parçası hâline getirmek isteyen çevrelerin faaliyetlerini dikkatle takip ediyoruz.
Yılmaz, Rum lobisinin Avrupa kurumlarını istismar ederek yürüttüğü dezenformasyon girişimlerini de kınayarak, yok hükmünde saydığını kaydetti ve dün silah zoruyla yapamadıklarını bugün Doğu Akdeniz’de kurulan ittifaklar ve tarihi gerçekleri ters yüz etmeye yönelik dezenformasyon girişimleri üzerinden gerçekleştirebileceklerini sananların büyük bir yanılgı içinde olduklarını ifade etti.
Kıbrıs’ın bölgesel rekabetlerin merkezine çekilmesinin, taraflardan hiçbirine güvenlik sağlamayacağını ve yıllardır korunan istikrarı tehlikeye atacağını da dile getiren Yılmaz, Türkiye’nin yer almadığı, Kıbrıs Türkü’nün haklarının ve Doğu Akdeniz’deki meşru çıkarların yok sayıldığı hiçbir girişimin başarıya ulaşamayacağının bilinmesini istedi. Cevdet Yılmaz, Anavatan ve Garantör Türkiye’nin, Kıbrıs Türkü’nün kendi devletinin çatısı altında özgür, onurlu ve güvenli biçimde yaşaması için Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yanında olmaya devam edeceğini kaydetti.
1968’den 2017’ye kadar devam eden müzakerelerin, Rum tarafının yönetimi ve zenginlikleri paylaşmaya, Kıbrıs Türkü’nü eşit ortak olarak kabul etmeye yanaşmaması nedeniyle sonuçsuz kaldığının altını çizen Yılmaz, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin, Kıbrıs Türkü’nü yok sayan kararları ve Rum tarafının Avrupa Birliği üyeliğine kabul edilmesi, çözümsüzlüğü besleyen bu yaklaşımı daha da güçlendirdiğini anlattı.
“Kendi prensiplerini çiğneme pahasına Rum kesimini tam üye kabul eden AB, sorunun adil bir tarafı olma vasfını da yitirmiştir. Barış için üzerine düşeni yerine getiren Kıbrıs Türkü halkı ise haksız izolasyonlara ve ambargolara maruz bırakılmıştır. Aynı sonuçsuz tartışmalarla daha fazla zaman kaybetmek istemiyor, enerjimizi Kıbrıs Türkü’nün geleceğine yöneltmek istiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bölgesel ve küresel meselelerin çözümünde edindiğimiz tecrübe, sahadaki gerçeklerin göz ardı edilemeyeceğini göstermiştir. Uluslararası toplum da Kıbrıs Türkü’nün Rumlar kadar bu toprakların sahibi olduğunu artık kabul etmelidir.
Adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümün yolu, iki devletin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün kabul edilmesinden geçmektedir.”
Cevdet Yılmaz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne doğrudan uçuşların ve doğrudan ticaretin önünün açılması ve KKTC makamlarının uluslararası temaslarına yönelik engellerin kaldırılması gerektiğini de söyleyerek, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, uluslararası toplum tarafından egemen bir devlet olarak tanınmalıdır” dedi.
Yılmaz, Uluslararası toplumu Kıbrıs Türkü halkının sesini duymaya, iradesine saygı göstermeye ve uzun yıllardır devam eden adaletsiz uygulamalara son vermeye davet ediyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın, Türk Devletleri Teşkilatı Türkistan Zirvesi’ne, Başbakan Ünal Üstel’in de Bakü’de düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Hükûmet Başkanları ve Cumhurbaşkanı Yardımcıları İkinci Toplantısı’na katılmalarının, bu alanda kaydedilen ilerlemenin somut göstergesi olduğunu belirten Yılmaz, başta Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev olmak üzere, Türk dünyasının ayrılmaz parçası olan Kıbrıs Türkü’nün haklı davasına destek verenlere şükranlarını sundu.
Yılmaz, uluslararası alanda elde edilen kazanımları korumak ve daha ileriye taşımak için aynı istikamette ve tam bir eşgüdüm içinde çalışmaya devam edeceklerinin altını çizerek, Kıbrıs Türk gençliğinin, haksız izolasyonlar nedeniyle dünyadan kopmasına ve imkânlarının sınırlandırılmasına izin vermeyeceklerini söyledi.
Yılmaz,“Gençlerimizin bilimde, sporda, sanatta ve teknolojide dünyayla buluşması için Anavatan Türkiye bütün kurumlarıyla yanlarında olacağız. Güçlü ve müreffeh Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yeni nesillerin bilgi, emek ve başarılarıyla yükselecektir. Kıbrıs Türkü’nün mücadelesini ve gelecek hedeflerini kendi meselemiz olarak görüyor, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yönelik desteğimizi kararlılıkla sürdürüyoruz” dedi.
Kıbrıs Türkü’nün refah ve kalkınma mücadelesini milli davalarının ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini kaydeden Yılmaz, Anavatan ve Garantör Türkiye’nin güçlü desteğiyle Kıbrıs Türkü halkının, kendi vatanında ve şanlı bayrağının altında hürriyet, refah ve güven içinde yaşamaya devam edeceğini vurguladı.
Yılmaz, “Kıbrıs hiçbir zaman bir Rum adası olmayacaktır. Bugüne kadar Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilerleyişini durduramayanlar, bundan sonra da Kıbrıs Türkü’nün iradesini ve devletine sahip çıkma kararlılığını zayıflatamayacak; Beşparmak Dağları’nı şereflendiren şanlı bayrağı ilelebet görmeye devam edeceklerdir. Türkiye Yüzyılı aynı zamanda KKTC’nin de yüzyılı olacaktır. Sözlerime son verirken 20 temmuz barış ve özgürlük bayramı’mızı bir kez daha kutluyor, mehmetçik ve mücahitlerimizi bir kez daha minnetle yâd ediyor, büyük zaferimizin gururunu paylaşan herkese kalpten teşekkür ediyorum. Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti, yaşasın KKTC, yaşasın ilelebet sürecek kardeşliğimiz” .

























































































































































































