Advertisement

Advertisement

Derya: Hükümet kaldığı her gün geleceğe dönük bir tahribat yaratıyor

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ad ads ads
21/04/2026

Derya: Hükümet kaldığı her gün geleceğe dönük bir tahribat yaratıyor

 

Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Doğuş Derya, Kanal T’de Nazar Erişkin’in sorularını yanıtladı, hayat pahalılığı düzenlemesi etrafında başlayan krizin yalnızca ekonomik bir mesele olmadığını, hükümetin yönetim biçimi, sendikalara yönelik baskılar ve ülkenin kaynaklarının kullanılış şekli üzerinden daha geniş bir toplumsal ve siyasal krize dönüştüğünü söyledi.

Derya, hükümetin geri adım atmasının uzlaşı arayışından değil, yaşanan tıkanmadan kaynaklandığını savunarak, Başbakan Ünal Üstel’in süreci yönetemediğini öne sürdü. Üstel’in, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın devreye girmesini istediğini söyleyen Derya, hükümetin kendi milletvekilleriyle ve sendikalarla yeterli istişare yapmadığını belirtti.

“Memleketi üç haftadan fazla bir süre boyunca krize soktular” diyen Derya, yaşananların yalnızca yasa gücünde kararname tartışmasıyla sınırlı olmadığını, sokakta biber gazı kullanılmasına, sendikacıların gözaltına alınmasına ve “demokrasi adına utanç verici görüntülerin” ortaya çıkmasına yol açtığını söyledi.

“Hemen hepsini denediler”

Derya’ya göre hükümet, genel grevi ve eylemleri dağıtmak için klasik yöntemlere başvurdu. Sendikalar arasında ayrılık yaratılmaya çalışıldığını, sürecin uzatılarak sendikaların mali açıdan zorlanmasının hedeflendiğini ve eylemlere katılan çalışanlar üzerinde baskı kurulduğunu söyledi.

Özellikle Kıb-Tek ve benzeri kurumlarda geçici statüde çalışan ya da siyasi atamayla görevlendirilen kişilere telefonlar açıldığını ileri süren Derya, bu kişilere “Sizi oraya biz atadık”, “Bunun bedelini ödersiniz” şeklinde ifadeler kullanıldığını anlattı.

Derya, hükümetin baskı kurmaya çalışmasına rağmen sendikaların geri adım atmadığını, yasa gücünde kararnamelerin geri çekilmesi ve sendikacıların serbest bırakılması taleplerinin karşılanmasıyla genel grevin mevcut haliyle sona erdiğini ancak mücadelenin farklı biçimlerde süreceğini ifade etti.

“Hükümet istifa edinceye kadar eylemlerin devam etmesi gerektiğini düşünüyorum” diyen Derya, bunun artık yalnızca maaş ya da hayat pahalılığı meselesi olmadığını, toplumun ülkenin yönetilme biçimine tepki gösterdiğini söyledi.

“Bizim derdimiz bütün çalışanların haklarının iyileştirilmesi olmalı”

Derya, kamu çalışanları ile özel sektör çalışanlarının bilinçli biçimde karşı karşıya getirildiğini söyledi. Özellikle hayat pahalılığı tartışmalarında kamu çalışanlarının hedefe konulduğunu belirten Derya, hükümetlerin yıllardır liyakatsiz ve torpile dayalı bir kamu düzeni yaratarak özel sektör çalışanlarında “Ben haksızlığa uğruyorum” duygusunu güçlendirdiğini savundu.

Bu nedenle kamu çalışanlarının yürüttüğü hak mücadelesinin, özel sektör çalışanlarının çıkarlarına aykırıymış gibi gösterildiğini ifade eden Derya, bunun yanlış bir zemine oturduğunu söyledi.

“Bizim derdimiz bütün çalışanların haklarının iyileştirilmesi olmalı. Kamu çalışanlarının haklarının geriletilmesi değil” diyen Derya, özel sektör çalışanlarının da daha iyi ücret, sosyal güvence ve çalışma koşullarına kavuşması gerektiğini belirtti.

Derya, ülkede uzun süredir kamu kaynaklarının eğitim, sağlık, sosyal hizmet ve altyapıya aktarılmadığını, bunun yerine belli şirketlere ve çıkar gruplarına yönlendirildiğini savundu. Elektrik, sağlık ve eğitim alanlarında yurttaşların ödediği vergilerin karşılığını alamadığını belirten Derya, kadınların bu konuda daha görünür bir itiraz geliştirdiğini söyledi.

“Ben vergi veriyorum, neden bu bana çocuk kreşi, yaşlı bakım evi, sığınma evi olarak dönmüyor?” sorusunun özellikle kadınlar tarafından daha yüksek sesle sorulduğunu ifade eden Derya, sosyal devletin yeniden kurulması gerektiğini söyledi.

“Politikasızlık, politika haline geldi”

Derya, ülkede yalnızca hükümetin değil, genel olarak siyasetin ciddi bir temsil ve örgütlenme krizi yaşadığını savundu. Yeni kuşakların yaşadığı yoksulluk, eşitsizlik ve geleceksizlik duygusunun siyasal bir dile çevrilemediğini söyleyen Derya, gençlerin kendilerini ifade edebilecekleri örgütlü alanların giderek daraldığını ifade etti.

Derya’ya göre bunun nedeni yalnızca sendikaların zayıflaması değil, kapitalizmin ve siyasetin biçim değiştirmesi. Dijitalleşme, sosyal medya, güvencesiz çalışma biçimleri ve yeni sağ siyasetlerin, insanların ortak mücadele alanlarını dağıttığını belirten Derya, “Politikasızlık denilen şey beceriksizlikten değil, bir siyasal stratejidir” dedi.

Hükümetin ne yaptığını bilmeyen, öngörüsüz ve günübirlik kararlar alan bir görüntü verdiğini söyleyen Derya, bunun tesadüf olmadığını, toplumun sürekli kriz içinde tutulduğunu savundu.

“Sağlığı kurtarmaya çalışırken eğitim gidiyor, eğitime dönüyorsun bu kez altyapı gidiyor, elektriği kurtarayım derken su gidiyor” diyen Derya, toplumun sürekli yeni krizlerle meşgul edildiğini, bu nedenle uzun vadeli düşünemez hale geldiğini söyledi.

“Ulus devletin yerini şirket devleti alıyor”

Programın ilerleyen bölümünde küresel ölçekte yaşanan dönüşüme değinen Derya, dünyada artık klasik devletlerin değil, teknoloji ve savunma şirketlerinin belirleyici hale geldiğini söyledi.

Palantir gibi şirketlerin yayımladığı manifestolar üzerinden değerlendirme yapan Derya, askeri teknoloji, yapay zeka ve veri toplama mekanizmalarının yeni bir iktidar düzeni yarattığını savundu.

“Ulus devletin yerini şirket devletinin aldığı bir sürece girdik” diyen Derya, teknoloji şirketlerinin yalnızca ekonomik değil, siyasal ve toplumsal düzeni de şekillendirmeye başladığını ifade etti.

Derya, insanların dijital platformlar üzerinden sürekli veri üreten ve yönlendirilen varlıklara dönüştürüldüğünü, özellikle gençlerin bu nedenle yalnızlaştığını ve örgütsüzleştiğini söyledi. İnternet üzerinden yayılan kadın düşmanlığı, akran zorbalığı ve otoriter liderlere duyulan hayranlığın da bu iklimin sonucu olduğunu savundu.

Bu tabloya karşı çözümün yeniden sosyal devleti kurmak, kamusal eğitimi ve sosyal hizmetleri güçlendirmek olduğunu belirten Derya, çocukların yalnızca sınavlara değil, sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarına göre desteklenmesi gerektiğini söyledi.

“Çocuklar sanatla, sporla, yaratıcılıkla buluşursa dijital dünyanın içine bu kadar gömülmez” diyen Derya, okullarda sosyal hizmet uzmanları, etüt merkezleri ve tam gün eğitimin yaygınlaştırılması gerektiğini ifade etti.

“UBP’nin hükümetten gitmesi elzemdir”

Erken seçim çağrısını yineleyen Derya, Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin Meclis’ten çekilmeyi düşünmediğini söyledi. Meclisi bir mücadele alanı olarak gördüklerini ifade eden Derya, muhalefetin içeride yürüttüğü direniş olmasa yasa gücünde kararnamelerin çoktan geçmiş olacağını savundu.

“Bizim direnişimiz olmasaydı bu yasalar geçti” diyen Derya, Meclis’ten çekilmeleri halinde limanlar ve başka stratejik kurumlarla ilgili yeni adımların da çok daha kolay atılabileceğini söyledi.

Derya, hükümete geldikleri takdirde yolsuzluk iddialarının üzerine gideceklerini de belirtti. Bugünden tüm ayrıntıları bilmediklerini ancak hukuka taşınması gereken her konuyu araştıracaklarını söyleyen Derya, “Bu konuda irademiz var” dedi.

UBP’nin hükümette kaldığı her gün ülkeye yeni zarar verdiğini savunan Derya, erken seçim için demokratik yöntemlerin kullanılacağını, ancak toplumsal öfkenin görmezden gelinmesinin daha büyük gerilimler yaratabileceği uyarısında bulundu.

Programın sonunda seçmenlere de çağrı yapan Derya, siyasal partilerden kişisel şov değil, somut program ve politika talep edilmesi gerektiğini söyledi.

“Bir partiye oy vereceksem, iktidara geldiğinde ne yapacağını görmek istiyorum” diyen Derya, siyasetin sosyal medya gösterisine dönüştüğünü, seçmenin artık parti programı ve çözüm önerisi istemesi gerektiğini ifade etti.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS:
MANŞETLER

HK KIBRIS

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.