Doktorlara ve Avukatlara Neden Dava Açılmaz?
17/07/2012
Ümit Bahşi
Daha geçen günlerde yanlış kan verildiği için kaybettiğimiz iddia edilen bir vatandaş medyaya yansıdı. Peki sonrasını hiç merak ettiniz mi? Bu hastanın ailesi perişan olduklarını ifade ederek bir şeyler söyledi. Bu bir mesajdı ancak toplum bunu algılayamadı. Ölen vatandaş kimsenin umurunda olmadı, hatta adamı suçlayabiliriz bile neden hastaneye gitti diye. Ayakları şiştiği için büyük ihtimalle karaciğerinde bir sorunu vardı, hatta belki de sirozdu.
KKTC’deki sağlık sistemi sorgulanmalı ve irdelenmelidir. Hastalar güven duyarak hastaneye gitmelidir. Doktoruna, hemşiresine güven duymayan bir hasta iyileşemez. Alınan hizmetin bilimsel araştırmalara ve tekniklere dayanması, hastaları ve hasta yakınlarını rahatlatmaya yetecek kadar da basit ve açıklayıcı olmalıdır.
Bir iğne vurulup da kalp krizi geçiren bir hastaya şahit oldum. Eğer nöbetçi doktor zamanında müdahale etmeseydi hasta hayatını kaybedecekti. Muhtemelen o iğneyi vuran hemşire halen daha görev başındadır. Oysa yapılması gereken ciddi anlamda ceza alıp veya meslekten uzaklaştırılmasıydı. Bir yanlış iğne bir vatandaşın kalp krizi geçirmesine neden oluyorsa ve biz suçluyu hala koruyorsak, sağlık sistemimizin bir devrime ihtiyacı vardır.
Bu gibi durumlarda memleketimizde hiçbir şey olmadığı için, bir hastanın kaybedilmesini doğal kabul eder hale bile geldik. Bir doktorun yanlış yapan diğer meslektaşını koruması kadar yanlış bir şey yoktur. Hata yapanın ödüllenir bir hal aldığı bu sistem ciddi ciddi skandallara gebe olacaktır.
Bu ahbap çavuş ilişkisi avukatlar için de geçerlidir. Bir müşterisinin mazbata parasını yiyen bir avukat için barolar birliğine gidildiği zaman, neden işlem yapılmaz? Oysa müşteri zor durumdadır, hatta hapse girebilecek kadar da müşkül durumdadır. Ancak ne avukatın, ne de barolar birliğinin bu durum umurunda değil. Hukuk toplumun en güvendiği kurumların başında gelmesi gerekirken, burada bile adaletsizliklerle karşılaşabiliyoruz. Hakkında şikayet olan avukata acaba ne gibi işlemler yapılır? Halkımız bu konuyla ilgili bilinçli mi? Yıllardır mahkemelerce taksitlendirilen davaların avukat masrafıyla beraber iki katına çıkmasına kim karar veriyor, hakim mi, savcı mı, yoksa avukat mı? Ödenen ilk taksit tutarlarının borcunuzdan düşeceğini zannediyorsanız, yanılıyorsunuz demek, çünkü bazı avukatlar müşterisine açıklama yapma gereği durmadan, kendi parasını kurtarma derdine düşüyor. Sizin azalan bakiyeniz olması gerekirken, borcunuz iki katına çıkmıştır bile. Hele bazı avukatlar işi o kadar abartıyorlar ki, mahkemeye çıkmadan hakime anlaştıklarını söyleyerek, hakkınızda hüküm alıyorlar. Böylelikle bu avukatın kucağına düşmüş oluyorsunuz. Elbette tüm avukatlar bu şekilde davranmıyor, genelleme yapmak yanlış olur. Çok dürüst ve idealist avukatlarımız da vardır.
Yapmış olduğum “Söz Sizde” programına gelen telefon ve mesajlar bu konuların oldukça yaygın olduğunu gösterir nitelikteydi. Toplumda şu kanaatin oluşmasını hiçbir zaman istemem: hukuk ve adalete güven hiçbir zaman sarsılmamalıdır, aksine artmalıdır. Fakat avukatlık mesleğinde çürük elmaların elenebilmesi için barolar birliğinin hızlı hareket etmesi ve adam kayırmaması lazımdır. Eğer bu meslekten yanlış yapanları uzaklaştırmayı başarırlarsa, arkadan gelen genç avukatlara örnek oluşturacaklardır. Onlar da böylece bu tip şeylere teşebbüs etmeyeceklerdir.
Doktorun doktora, avukatın da avukata dosya hazırlayıp yargılanması sağlanabilirse, ileri bir toplum olma yolunda bir adım daha atabileceğiz. Bunu başaramazsak, daha çok yanlış tedaviden ölen hastayla ve daha çok avukat mağduru olan vatandaşla karşılaşabiliriz.














































































































































