Advertisement

Advertisement

Dr. Muhammet Yaşarata: Yapay Zeka Artık Sadece Konuşmuyor, Çalışıyor

Dr. Muhammet Yaşarata'nın kaleminden...

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
11/09/2026

Dr. Muhammet Yaşarata: Yapay Zeka Artık Sadece Konuşmuyor, Çalışıyor

İngiltere Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı ve Paradise Premier CEO'su ​Dr. Muhammet Yaşarata, yazısında yapay zekanın iş dünyasında yarattığı dönüşüme dikkat çekti. Yapay zekanın artık yalnızca konuşan ve bilgi veren bir araç olmaktan çıkarak görevleri doğrudan yerine getiren bir ekonomik güce dönüştüğünü belirten Yaşarata, Kıbrıs Türk iş dünyasının bu değişime hazırlanması gerektiğini vurguladı.

Dr. Muhammet Yaşarata'nın yazısı şöyle:

Bugüne kadar yapay zekayı akıllı bir yardımcı olarak gördük.

Bir soru sorduk.

Bize cevap verdi.

Bir rapor hazırlattık.

Bir görsel oluşturduk.

Bir metni düzelttik.

Ancak düğmeye basan yine insandı.

İşi başlatan da, yönlendiren de, kontrol eden de insandı.

Şimdi bu yapı değişiyor.

Yeni nesil yapay zekâ sistemleri artık yalnızca ne yapılması gerektiğini anlatmıyor.

İşi doğrudan yapmaya başlıyor.

Bilgisayarı kullanabiliyor.

İnternet sitelerinde araştırma yapabiliyor.

Formları doldurabiliyor.

Dosyaları düzenleyebiliyor.

Takvimleri yönetebiliyor.

Excel tabloları üzerinde çalışabiliyor.

Farklı sistemlerden aldığı bilgileri bir araya getirerek bir süreci başından sonuna kadar yürütebiliyor.

Asıl kırılma noktası budur.

Yapay zekânın daha güzel metin yazması veya sınavlarda daha yüksek puan alması artık meselenin küçük bir bölümüdür.

Önemli olan, düşünme kabiliyetinin hafıza ve uygulama gücüyle birleşmesidir.

Daha önce yapay zekâya “Bunu nasıl yapmalıyım?” diye soruyorduk.

Şimdi ise “Bunu benim için yap” diyebiliyoruz.

İki cümle arasında küçük bir fark varmış gibi görünebilir.

Fakat ekonomik sonuçları çok büyüktür.

Çünkü bir işi tarif etmek başka, o işin sorumluluğunu alarak tamamlamak başka bir şeydir.

Bir danışman size hangi tabloyu açacağınızı, hangi rakamları karşılaştıracağınızı ve sonucu nereye yazacağınızı söyleyebilir.

Yeni nesil bir yapay zekâ ise tabloyu açabilir.

Bilgiyi bulabilir.

Hesaplamayı yapabilir.

Sonucu ilgili sisteme işleyebilir.

Aradaki fark, iş dünyasının bütün yapısını değiştirecek kadar büyüktür.

Beyaz yakalılar için yeni dönem
Sanayi Devrimi ağırlıklı olarak fiziksel emeği dönüştürmüştü.

Bugün başlayan dönüşüm ise ofisleri hedef alıyor.

İdari işler…

Muhasebe…

Pazarlama…

Satış…

Hukuk…

Yazılım…

Araştırma…

Müşteri hizmetleri…

Turizm operasyonları…

Liste giderek uzuyor.

Elbette yarın sabah bütün çalışanların yerini yapay zekâ almayacak.

İnsanlar hâlâ insanlarla konuşmak isteyecek.

Güven, empati ve ilişki kurma kabiliyeti önemini koruyacak.

Yapay zekâ da hata yapmaya devam edecek.

Ancak bunların hiçbiri yaklaşan değişimi ortadan kaldırmıyor.

Bir kişinin, çok sayıda yapay zekâ sistemini yöneterek bugün büyük ekiplerin yaptığı işleri yapabildiği bir döneme giriyoruz.

Bu durumda şirketler aynı soruyla karşı karşıya kalacak:

Bir işi aynı kalitede, daha hızlı ve çok daha düşük maliyetle yapabilen bir sistem varsa, mevcut çalışma düzeni nasıl devam edecek?

Bu soru yalnızca çalışanları ilgilendirmiyor.

Şirket sahiplerini de ilgilendiriyor.

Devletleri de ilgilendiriyor.

Üniversiteleri de ilgilendiriyor.

Gençlerimizi de ilgilendiriyor.

Çünkü yapay zekâ yalnızca bazı meslekleri değiştirmeyecek.

İstihdamın anlamını da değiştirecek.

Kıbrıs bu değişimi uzaktan seyredemez
Biz küçük bir ada ekonomisiyiz.

İnsan kaynağımız sınırlı.

İşletmelerimizin büyük bölümü küçük veya orta ölçekli.

Turizm, eğitim, ticaret, finans ve hizmet sektörleri ekonomimizin temelini oluşturuyor.

Bunların tamamı yapay zekâ dönüşümünün merkezinde bulunuyor.

Özellikle turizm sektörünü düşünelim.

Bir yapay zekâ sistemi otel fiyatlarını takip edebilir.

Rakipleri analiz edebilir.

Müşteri taleplerine cevap verebilir.

Rezervasyonları kontrol edebilir.

Pazarlama kampanyaları hazırlayabilir.

Satış verilerini inceleyebilir.

Farklı pazarlara yönelik paketler oluşturabilir.

Yöneticiye her sabah yapılması gerekenleri ve ortaya çıkan riskleri raporlayabilir.

Bunlar artık geleceğe ait düşünceler değildir.

Bugünün imkânlarıdır.

Kıbrıs Türk iş dünyası bu dönüşümü doğru kullanırsa, insan kaynağındaki sınırlılığını avantaja çevirebilir.

Daha küçük ekiplerle daha fazla pazara ulaşabiliriz.

İşletmelerimizi daha verimli hâle getirebiliriz.

Turizmde uluslararası rekabet gücümüzü artırabiliriz.

Gençlerimize yalnızca iş arayan değil, teknolojiyle iş üreten bireyler olmayı öğretebiliriz.

Ancak bu gelişmeyi görmezden gelirsek, dünya ile aramızdaki verimlilik farkı çok hızlı büyür.

Yapay zekâyı kullanan bir şirketle kullanmayan bir şirketin maliyet yapısı aynı olmayacaktır.

Hızı aynı olmayacaktır.

Müşteriye cevap verme süresi aynı olmayacaktır.

Karar alma kabiliyeti aynı olmayacaktır.

Rekabet gücü de aynı olmayacaktır.

Tehlikeleri de görmeliyiz
Yapay zekâya geçmek, şirketin bütün sistemlerinin kapılarını kontrolsüz biçimde açmak anlamına gelmemelidir.

Çünkü bu sistemler güçlendikçe riskler de büyüyor.

Şirket verileri…

Müşteri bilgileri…

Banka ve ödeme sistemleri…

Ticari anlaşmalar…

Fiyatlandırma politikaları…

Çalışan kayıtları…

Bunların tamamı korunmalıdır.

Bir yapay zekânın hangi bilgilere ulaşabileceği açıkça belirlenmelidir.

Hangi işlemleri tek başına yapabileceği tanımlanmalıdır.

Hangi aşamalarda insan onayı gerektiği yazılı hâle getirilmelidir.

Her işlem kayıt altında tutulmalıdır.

Sorumluluğun kimde olduğu belli olmalıdır.

Siber güvenlik artık yalnızca teknoloji departmanlarının konusu değildir.

Yönetim kurullarının doğrudan sorumluluğudur.

Bugün her işletmenin bir yapay zekâ politikası bulunmalıdır.

“Çalışanlarımız hangi sistemleri kullanıyor?”

“Şirket verileri nereye yükleniyor?”

“Yapay zekâya hangi yetkileri veriyoruz?”

“Bir hata veya güvenlik ihlali yaşanırsa kim müdahale edecek?”

Bu soruların cevabı yoksa, şirket büyük bir risk taşıyor demektir.

Mesele insanı ortadan kaldırmak değildir
Ben yapay zekâyı yalnızca çalışan sayısını azaltacak bir araç olarak görmüyorum.

Doğru kullanıldığında insanların daha değerli işler yapmasını sağlayabilir.

Tekrarlanan görevleri teknolojiye bırakabiliriz.

İnsanlarımızı düşünmeye, üretmeye, iletişim kurmaya ve yeni iş geliştirmeye yönlendirebiliriz.

Fakat bunun kendiliğinden gerçekleşeceğini düşünmek büyük bir hata olur.

İş dünyası dönüşüm planını hazırlamalıdır.

Çalışanlar eğitilmelidir.

Üniversiteler programlarını yenilemelidir.

Devlet yeni istihdam politikaları geliştirmelidir.

Gençlere yalnızca diploma değil, yapay zekâyla çalışma yeteneği kazandırılmalıdır.

Artık mesele yapay zekânın insanın yerini alıp almayacağı değildir.

Asıl mesele, yapay zekâyı etkili kullanan insanların ve şirketlerin, kullanmayanların önüne ne kadar hızlı geçeceğidir.

Bekleme dönemi sona erdi
Bu dönüşüme karşı çıkmak kolaydır.

Görmezden gelmek de kolaydır.

Fakat teknolojik değişimler bizim hazır olmamızı beklemez.

Dünya hızla ilerliyor.

Bizim de aynı hızla hareket etmemiz gerekiyor.

Şirketlerimizde yapay zekâdan sorumlu ekipler oluşturmalıyız.

Bütün iş süreçlerimizi yeniden incelemeliyiz.

Hangi işin insan tarafından, hangi işin teknoloji tarafından ve hangi işin birlikte yapılacağını belirlemeliyiz.

Kontrolü kaybetmeden yenilik yapmalıyız.

İnsanlarımızı korkutmadan dönüşüme hazırlamalıyız.

Ama gerçeği de saklamamalıyız.

Yapay zekâ artık yalnızca bize fikir veren bir araç değildir.

Çalışan, uygulayan ve sonuç üreten yeni bir ekonomik güçtür.

Kıbrıs Türk iş dünyası bu gücü zamanında kullanırsa önünde büyük fırsatlar vardır.

Geç kalırsa yalnızca teknolojide değil, rekabette de geride kalacaktır.

Bugün alınacak kararlar, önümüzdeki yılların kazananlarını ve kaybedenlerini belirleyecektir.

Bu nedenle şimdi konuşma değil, hazırlanma zamanıdır.

Çünkü gelecek yaklaşmıyor.

Gelecek çoktan başladı.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK KIBRIS

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.