Ekonomik Kriz Tefecilere Yaradı
19/03/2012
Ümit Bahşi
Günümüz KKTC koşullarında, nakit sıkıntısından dolayı karşılığında çek veya senet verilerek tefecilerden borç alınıyor. Bu borçları alırken, belki günü kurtarmanın mutluluğu ve hazzı yaşanabilir o an için, ancak daha sonra ödeme günü geldiğinde, o parayı denkleştirip tefeciye veremediğiniz taktirde, işiniz zor demektir.
Ödeyemeyenler, bir başka çekle değiştirdikleri taktirde, katlanarak büyüyen borç, tefecinin ekmeğine bal sürmektedir. Herhangi bir işletmeniz veya iyi bir arabanız var ise, ilk önce onların tapu veya koçanlarına el konur. Önce borç masum gibi gözükürken, sonradan inanılmaz rakamlara ulaşılır. Örneğin 20 bin TL alsanız, iki ay sonra ödeyeceğiniz rakam 70 bin TL olur. Bu faizi kabul eden esnaf veya işletmeciler, çıkmaz sokağın sonuna doğru yürümeye başlarlar. Bu ağa tutulmuş olan kimsenin de, ruhsal dengesi bozulmuş demektir.
Büyük çapta ekonomik sıkıntılardan kaynaklanan intiharlar da, günümüzde artmıştır. Ödeyemeyenler tehdit edilir ve para zorla tahsil edilmeye çalışılır. Buna alışkın olmayan kişiler çıkış yolu bulamadıklarından dolayı, polise de gidemezler. Çünkü giderlerse, can kaybı korkusu yaşarlar.
Bazı özel bankaların da tefecilerden farkı yoktur. 61 TL lik kredi kartı borcunun, dört yıl sonra 1.300 TL’ye ulaştığını kim nasıl açıklayabilir? Eğer vatandaş 61 TL bankaya para yatırırsa, dört yıl sonra alacağı faizin toplamı 1.300 olamayacağına göre, burada gerçek dışılık ve başı boşluk var demektir.
Neden hükümet tefecilere ve bu şekilde çalışan özel bankalara dokunmuyor diye soracak olursanız, bu sistemin devam etmesi için, seçimlerde aldıkları nakdi yardımlarla bu sorunun cevabı açıklanabilir. KKTC’nin sistem olarak tefecilik-mafya-banka üçgeninden sıkışması, birilerine yaradığı için, bu düzen değiştirilmek istenmemektedir.
Bu düzeni hangi hükümet değiştirirse, kalıcı olur. Sistemin devamını sağlayanlar ise, halkın gözünde sürekli aşağı doğru inmeye mahkumdurlar. Ceza evleri, bu borçlardan dolayı her statüde insan tarafından doldurulmuştur. Böyle giderse de, dolmaya devam edecektir. Bu mağduriyetlerin giderilmesi, temiz siyaset ve temiz toplum adına kesinlikle gerçekleşmelidir.
Koskoca Türkiye Cumhuriyeti bile Özal döneminde bu tür olaylarla çalkalanmıştı. İsterseniz Türkiye tarihindeki tefecilik ve bu konuyla ilgili tedbirleri aşağıdaki açıklamalardan takip edelim; yorumları da size kalsın.
Yeraltı ekonomisi faaliyetleri içinde yaygın olan faaliyetlerden bir de tefeciliktir. Tefecilik; “izin belgesi olmadan, ödünç para verme işleriyle ilgili yasa hükümlerine aykırı davranarak, faizden para kazanma amacıyla ödünç para verme işleri yapmak” (Büyük Lauresse 1986:11345) şeklinde tanımlanabilir. Tefecilik piyasası, mali kesim içinde örgütlenmiş para piyasa¬sını oluşturur.
Osmanlı Devleti’nde de çeşitli düzenlemelere rağ¬men önlenemeyen tefecilik, Cumhuriyet döneminde de gündemde kalan bir sorundur. Tefecilik, 1933′te çıka¬rılan Ödünç Para Verme Kanunu’yla açık bir tanıma kavuşmuş ve yasaya göre izin almadan faiz karşılığı ödünç para verilmesi, yasanın öngördüğü biçim koşul¬larına uyulmadan, yasal faiz oranlarının üzerinde borç para verilmesi cezayı gerektiren tefecilik eylemi sayıl¬mıştır. Bu kanun 1983 yılında 90 sayılı Kanun Hük¬münde Kararname ile değiştirilmiş, ödünç para verme işleri Maliye Bakanlığı’ndan alınacak izin belgesi ve saptanan faiz oranlarına uyulmak koşulu ile kısmen serbestleştirilmiştir. Buna göre Maliye Bakanlığı’ndan izin belgesi olmadan ve saptanan faiz oranlarına uyul¬madan borç para verme işleri tefecilik sayılmıştır.
Türkiye’de Cumhuriyet döneminde kredi hacmi hızlı bir artış göstermiş olmasına rağmen, kredi talebini karşılayamamaktadır. Önceleri büyük çiftçilerin kredi talep ettiği tefeci piyasasında, 60′lı ve 70′li yıllarda inşaatçılarda ağırlık kazanmıştır. Kentlerde konut sı¬kıntısı inşaat alanında iş yapmayı çok karlı kılmış ve bu kesimde faaliyet gösterenlerin tefeci piyasasında yük¬sek faizle sermaye edinmelerine olanak sağlamıştır. Kırsal kesimde ise tarımsal yapının doğa koşullarına bağlı olması, tarım kesiminde mülkiyet yapısı ve banka kredilerinin kullanımında sıkı kayıt ve kuralların geçerli olması gibi nedenler, tefecilik piyasasının yaygınlaşma¬sına zemin hazırlamıştır. Bu nedenlerin yanısıra 1970′in ikinci yarısından sonra yaşanan yüksek enflas¬yon karşısında birçok sektörde tüccar ve sanayicilerde tefeci piyasasında kredi talebinde bulunmuş ve tefecilik piyasasının büyük ölçüde genişlemesine zemin hazır¬lamıştır.














































































































































