Advertisement

Advertisement

Portakal da Teşvik Savaşı

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
11/07/2011


Ümit Bahşi Ümit Bahşi


Güzelim adanın can çekişen sektörü narenciye, kala kala ¼ kadar kalmıştır. 1974 ten bu güne kadar narenciye politikasızlıktan ve ilgisizlikten dolayı, bugünkü içler acısı noktaya gelmiştir. Dünyada sayılı kalitede üretim yapılıyordu 1975 ten sonra, fakat suların tuzlanması, milliyetçilik yapma, devlet kurup tanıtma mantığı, çok şey kaybettirdi narenciyeye.
Magosa limanından ihracat yaptığımız dönemde, sadece ingilizce damga yeterliydi. 1983 ten sonra ise KKTC yazısını da İngilizceye çeviren sivri zekalılar ve kasaba politikacıları, narenciyeyi bu hale getirdi. Kala kala Pazar olarak önce Türkiye, sonra da bir kaç tüccarın bağlantıları ile, önce Rusya, daha sonra birkaç arap ülkesine ihraç edildi. narenciye Pazar sıkıntısı çekmeye başladı, fakat devlet önce kendi fabrikasını kapattı, elinde olanları da özel şahıslara kiraladı. Belki özelleştirme adına yapılan doğru olabilirdi, fakat orada da memleketimin hastalığı olan torpil ve adamımsın mantığı ciddi sıkıntılar yarattı.
Ülkeyi kuranlar, batırırken, ganimetten mal kaçırırcasına, bir kaç fabrika makinesinin de değerli parçalarını söküp aldılar. Her gelenin ve yiyenin elinde kaldığı narenciye sektörü, bütün sıkıntıları içinde barındırıyor. Bu sıkıntıların en başta geleni konsantre meyve suyudur. Bundan vaz geçen iş adamlarımız, paketleme yaparak yurt dışında Pazar bulmanın yollarını aramaktadır. Bir diğer sıkıntı ise, teşvikdeki adaletsizliktir. Son yıllarda ton başına 130 Dolar olan en yüksek teşviki alan iş adamımız kimdir? Bu iş adamı o kadar çok teşvik alıyor ki, yeni iş adamlarının önünü tıkamak için, siyasilerle pazarlık yapıyor. Başka iş adamlarına fırsat tanınıyor mu? Bu soruların cevabını kim verecek?
Yani işin kısası, birilerine ciddi bir vurgun akıtılıyor. Fırsat eşitliği yok. Bir gombinadır dönüyor ve devlet bunu çok iyi biliyor. Geçenlerde önde gelen iş adamları Güzelyurt’ta bir restorantta buluşup piyasaya girmek isteyen yeni iş adamlarının önünü nasıl keseceklerini bir yemekte konuşmuşlardır. Birilerinin tekelinde olan teşvik, narenciyecinin de önünü tıkıyor.
Tuzlanan suya çare bulamayan devlet, bunu düzelteceğine, sadece teşvik alanı koruyor ve başka iş adamlarının bu pazara girmesini önlüyor. Bu nasıl bir serbest piyasa ekonomisidir böyle? Laf ola, torba dola.
Türkiye’ye giden başbakanımız, iş adamlarına, burada yatırım yapmaları için, çağrıda bulunuyor. Güçlü iş adamları da adada yatırım yapmak için gelmelerine rağmen, önleri tıkanılmak isteniyor. Ne kadar garip değil mi? iş adamlarını çağırıyoruz, ancak geldiklerinde de, kovmak adına, bürokrasiyi çalıştırıyoruz. Türkiye’de bu işi yapan ve uluslar arası güven kazanmış bir firme yetkilisi, KKTC’ de büyük bir yatırım yapmak istiyor, ancak ağalar ve beyler engelliyor. İşte ülkenin gerçeği bu. Güçlü ve kalıcı bir ekonomiyi, bu ülkede hiç bir siyasetçi istemiyor, çünkü kendilerinin kapısını çalan insan sayısı, ne kadar çok olursa, bir iş yaptıklarını sayıp, övünmeyi, siyasetin kuralı sayıyorlar.
Bu ülkenin önündeki tek engel adaletsizlik ve fırsat eşitsizliğidir.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Ümit Bahşi

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.